Mutlu Evliliğin Sırları 15

Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2025 Aralık / 157. Sayı

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e onun ailesi ve ashabına olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

18. Arada Bir Tartışmanın Normal Olduğunu Kabul Et:

İnsanın olduğu yerde ihtilaflar, tartışmalar ve anlaşmazlıklar mutlaka olur. Zira Allah herkesi, kendine özel bir biçimde, kendine has bir hayat üzere, kendine has duygu ve düşünce yapısında yaratmıştır.

Her konuda anlaşma içinde olan bir ilişki türü bulmanız imkansızdır. Evlendiğiniz kişi, çocukluğundan beri tanıdığınız biri olsa da kurduğunuz yuvada mutlaka anlaşmazlığa düştüğünüz bir konuyla karşı karşıya kalacaksınız. Karı koca arasında arada bir olan anlaşmazlık ve tartışmalardan korkmayın. Bunlar, ilişkinizin tuzu biberidir. Hatta haddini aşmayan, ardında hasar bırakmayan, kalp kırmayan ve saygı çerçevesinde yapılan tartışmalar ilişkinizi daha da pekiştirmeye vesile bile olabilir.

Bir insanın başka bir insanla ihtilafa düşmemesi, hiç ayrı düşüncesinin olmaması, aslında anormal olan durum budur. Kendisine saygısı olan bir insanın mutlaka kendine has duygu ve düşünceleri olur ve bunlarla çatışan durumlar olduğunda ve ortam ve zemin fikirlerini dile getirmeye uygunsa bunları ifade etmesi kadar normal bir durum olamaz. Bu durum sağlıklı bir ruh haline sahip bir insan olmanın da göstergelerinden biridir.

Ama tartışma, evlilik hayatına bazı durumlarda zarar verici bir rol oynayabilir. Bu zarar verici tartışma yollarını sayalım ki karı koca bu sınırları aşmadan sağlıklı tartışmanın dozunu ayarlamanın bazı yollarını ögrenebilsin:

1. Tartışırken eşinin haklarını ve sınırlarını çiğnememeye dikkat etmen gerekir. Mesela kadınsan kocanın Allah’ın ona verdiği “kavvam” sıfatını es geçmeden tartışma sınırlarını koruman, onun evdeki otoritesine, ev reisliğine halel getirmeden ihtilaf ettiğin meseleyi dile getirmen gerekir. Kocaysan karşında bir kadın olduğunu unutmadan, ona vurmaya kalkmadan, tartışmanın seyri onun lehine gidiyorsa onu orantısız güçle bastırmaya çalışmadan, kadını “Allah’ın emaneti” olma ve “kristal” kadar narin bir insan olma yönlerini unutmadan tartışman gerekir.

2. Her tartışmanın bir galibi olmak zorunda değil. Tartışma sonunda mutlaka birinin haklı olması gerekmez. Bazı tartışmalar karı kocalık ilişkinizi sadece geliştirmek, birbirinizi daha iyi tanımak ve sınırlarınızı öğrenmek içindir. O yüzden her tartışma sonunda bir sonuç almayı ya da kendini haklı çıkarmayı beklemeyin. Zaten tartışmaları, kendini haklı çıkarma niyetindeysen o tartışmadan hayır bekleme. Bazı tartışmaların sonucu ise sadece ahirette çıkacaktır. Aranızdaki sorunları Allah çözecektir.

“Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.” (Hac, 69)

3. Tartışmalarınız, karakteriniz hakkında büyük ipuçları verir. Bazı tartışmalarda kendinizi aynalar ve ıslah etmeniz gereken yanlarınızın farkına varırsınız. Tabi ki akıllı ve yaşadıklarından ders çıkarma yeteneğine sahip bir insansanız. Oldu da tartışmada haddinizi aştınız ya da eşinizin sırlarını yüzüne vurdunuzsa İslam bu durumda sizi, üzerinde “münafıklık alameti” taşıyan biri olarak tanımlıyor. Aman dikkat! Ama bunu yaptıktan sonra görebilmek, kabullenebilmek ve düzeltmek için gayret sarfetmek adam gibi adam olmayı gerektirir. Hatasını kabul edip kendine çeki düzen vermeye çalışmak ve çok zor olsa da karşı tarafa değil de kendi eksikliklerine odaklanmak her yiğidin harcı değildir.

Abdullah b. Amr radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Dört özellik vardır ki, kimde bunlar bulunursa o kimse tam bir münafık olur. Kimde de bu özelliklerden biri bulunursa, onu terk edinceye kadar onda münafıklıktan bir özellik bulunmuş olur: ‘Konuştuğunda yalan söyler, anlaşma yaptığında hıyanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz, tartıştığında haddi aşar (haksızlık eder).’”[1] 

Hadise göre tartıştığında haddini aşmak münafıklık alametidir. Ne kadar hafife alınan ama aslında ne kadar ağır bir itham değil mi? Eşinle tartışıyorsun, tepen atıyor, öfken kabarıyor, şeytan kızgınlığını alevlendiriyor, kendinden geçiyorsun, o tartışma sahasından çıkıp olayı çok farklı bir pozisyona taşıyorsun. Eşine hakaret etmeye, ona vurmaya, alakasız konuları bu tartışmaya bağlamaya, ona iftira atmaya ya da ona zulmün başka türlerinden birini yapıyorsun. Belki de tartışmanın başında haklıydın, ama haddini aştığın için haksız pozisyonuna düşüyorsun. Ne gerek vardı? Ne elde ettin? Başta belki haklıydın. Ama artık zalimsin. Üstelik üzerinde artık bir “münafıklık alameti” taşıyorsun. Bunu acilen düzeltmen gerekir. Zira münafıklık, İslam’ da kafirden bile daha aşağıda bir konumdadır. Bu yüzden bir Müslümanın münafıklığın küçük bir alametini bile üzerinde taşımamaya gayret etmesi çok önemlidir.

4. Tartışmanın dozu kaçmaya başladıysa iki tarafın da “Şu an bu konuyu konuşmamız fayda vermeyecek. Sakinleştiğimizde tekrar masaya yatırırız” diyerek aklı selim hareket etmeleri, o tartışmanın kavgaya, zulme ve hatta belki de boşanmalara sebebiyet vermemesi açısından oldukça önemlidir.

5. Tartışma esnasında eşler birbirine hakaret etme haklarını kendilerinde görmemelidir. Zira kimsenin kimseye hakaret etme hakkını Allah, kimseye vermemiştir.

İbni Mesud radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Olgun mü’min; yerici, lânetçi, kötü iş ve kötü söz sahibi olamaz.”[2]

6. Tartışma eşlerden birini “hakkı kabul etmemeye” ve “kibre” sevk ediyorsa o kişi o tartışmayı hemen durdurmalıdır. Zira kibir şeytanın özelliklerindendir.

İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez.”

Bunun üzerine bir sahâbî:

“İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder,” dedi. Rasûl-i Ekrem de şöyle buyurdu:

“Allah güzeldir güzeli sever. Kibir ise, hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir.”[3]

İnsanın tartışmanın hararetli olduğu bir anda hakkı kabul etmesi zordur. Ama İslam da hakkı kabul etmemeyi kibir olarak tanımlıyor ve kibir bir Müslümanda asla kabul edilemez bir huydur. Öyleyse tartışmayı hararete çekmekten, kendini kaybetmeye sebep olacak kadar ileri gitmekten uzak durmalıyız ki kibir illetine bulaşmayalım. Zira şeytanı cennetten çıkartan özelliklerinden biri de kibriydi. Yuvalarımızda cenneti inşa etmeye çalışırken ateşimizi harlarız da farkına bile varmayız.

Hülasa karı koca arasında yapılan dozunda ve haddini aşmayan tartışma ve görüş ayrılıkları evlilikleri beslerken; haddini aşan tartışmalar evliliklerin temelini sarsabilir. Bu dengeyi koruyarak yapılan tartışmalar her evlilikte vardır ve normaldir. Yeter ki haddimizi aşmayalım.

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.


[1]. Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, îmân 106. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 14; Nesâî, Îmân 20

[2]. Tirmizî, Birr 48

[3]. Müslim, Îmân 147. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 26; Tirmizî, Birr 61