Film ve Dizilerin Zehirlediği Müslüman Şahsiyeti Üzerine

Kapak Dosya – Ümit Şit / 2026 Ocak / 158. Sayı

“Şahsına münhasır” kavramı; kendine özgü davranışları ya da karakteriyle başkalarından ayrılan özel kimseler için kullanılır. Artık günümüzde bu sıfata sahip insanlar çok azdır. Kendine has davranışları, tutumları, kuralları, kalın kırmızı çizgileri ile bu şahıslar, gerçekten özeldir ve “herkes” kümesinin dışındadır. İşte Müslümanlar, herkes gibi değil şahsına münhasırdırlar. Allah’ın hidayet vererek lütufta bulunduğu özel kimselerdir. Konjonktürden etkilenmezler, tarzlara uymazlar, akımlara kapılmaz, kınayıcıların kınamasından korkmadan sadece Allah’a itaat eden özel şahsiyetlerdir. Ancak olması gerekenden bahsediyoruz. Peki günümüzdeki gerçeklik nedir?

Filmler ve diziler zihinlere, genellikle izleyicilerin tutum ve inançlarını şekillendirebilecek mesajlar iletir. Bu ileti; hikâye örgüsü, karakterler ve diyaloglar ile kişilerin algılarına yöneliktir. Eğer bir kişide karakter olgun bir seviyede ise bu tür iletilere eleştirel bakarak artı ve eksilerini, olumlu olumsuz yanlarını ayrıştırır. Ancak kişinin karakteri henüz gelişme aşamasında ise bu tür iletiler, kişilerin karakterini etkileyerek film ve dizilerdeki karakterler gibi konuşmayı, davranış sergilemeyi ve tavır takınmayı başlatır. Kişi bu durumu fark etmez; ancak yakın çevresi bunu fark edebilir.

Aslında hiçbir zaman filmler ve dizilerdeki hayatlar, gerçek hayatları temsil etme düzeyinde değildir. Çünkü bunlar bir kurgudur. Yine etkilenen bir insanın zihninden dışa vuran gerçek hayatın taklitleridir. Ancak gerçek hayat bir kurgu değildir. Bir hata, bütün bir ömrü etkileyebilir. Gerçek hayatta telafi edilmeyecek zamanlar vardır. İşte bu ince çizgi giderek daha da incelmektedir.

Bazı insanlar, film ve dizilerin insan karakterini şekillendiremeyeceğini öne sürmektedir. Ancak toplum içindeki insanların davranışlarını gözlemlediğimizde tersi sonuçlar ile karşılaşmaktayız. Geçmişten bir örnek olarak, Battal Gazi filmindeki oğul karakterinin, babasına karşı kılıç kaldırması sahnesinde taş kesilen elinden birkaç nesil etkilenmiştir. “Babaya el kalkmaz. Allah elini taş yapar” cümlesinin görselini filmde gören çocuklar babaya karşı şimdiki nesil kadar hadsiz ve cüretkâr olmamıştır.

Günümüze gelecek olursak; incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden dolayı bıçaklanan, kurşunlanan, en asgarisi dövülen insanların failleri, mafyatik dizilerden etkilenen karakterlerden oluşmaktadır. Yine kısa yoldan zengin olan dolandırıcılık filmlerinden etkilenen karakterler, dolandırıcılığı büyük meziyet görmekte ve emekli, yaşlı, yetim, dul demeden insanları tuzağa düşürmekte ve bu durumla da övünmektedir. Yine dizi ve filmlerde gördükleri şaşaalı hayatlardan etkilen insanlar “özgürlük” adı altında fuhuş ve uyuşturucu bağımlısı olarak dünya ve ahiret hayatını tüketmektedirler. 

Yine günümüzde “suça sürüklenen gençler” diye bir kavramın doğması, evliliğin karalanması ile flört adı altında zinanın yaygınlaşması, “sadakatsiz” diziler ile ihanetlerin çoğalarak boşanmaların artması, benmerkezci diziler ile çocukların özgürlüğe vurulan bir zincir olarak görülmesi işlenmektedir.

Cinayet filmlerinden etkilen zihinlerin, bir insanı öldürmeyi basit ve normal görmesi; yine teşhirci kadın oyuncuların rahat ve gevşek tavırlarını “güçlü ve etkili kadın” olarak film ve dizilerde pompalanması ile genç kızlarımızın sokaklarda yarı çıplak dolaşması neyin göstergesidir? Şunu belirtmek gerekir ki ne yazık ki istisnalardan değil ekseriyetten bahsediyoruz.

Günümüzde dijital platformlarda yayınlanan gençlik dizileri; eşcinsel sapkın karakterleri; iyimser, yalan söylemeyen, etkin, zeki ve başrol oyuncusunun yılmaz yardımcısı, iyilik rehberi ile kötülükle savaşan kişi gibi gösterilerek, toplumun zihnine sapkın insanları normalleştirme iletisi gönderilmektedir.

Sözüm ona “muhafazakâr” diziler adı altında ise mütedeyyin ailelerin zihinlerini hedef alan yapımlar oldukça çoğalmıştır. Muhafazakâr dizilerde fitne ve fesat bazen aleni bazen ise ana metinlerin altına alt metin olarak işlenmektedir. Bu taktik iletişim dünyasının zihne ulaşmak için uyguladığı bilinen bir taktiktir. İzleyici masum bir dizi izlediğini zanneder ama alt metinlerde bilince iletiler gönderilir. Bu iletiler yine hayatın doğal akışı içinde bir olay ve durumda kendini göstererek insanların tercihlerini ve tutumlarını etkilemektedir. Kitle kontrolü işte budur. Siz özgür seçimler yaptığınızı düşünürsünüz, aslında filmler ve diziler ile zihinleriniz yeniden biçimlendirilir.

Mütedeyyin ailelerin seküler çocukları ise zamanımızın büyük bir sorunudur. Dijital film ve dizi platformları ile küresel bir film ve dizi arşivine ulaşmak artık bir tuşun ucundadır. Muhafazakâr dizilerin ne hak ile bir alakası var ne de gerçeklik ile bir bağı var. Karikatürize edilmiş diziler hayatın içinden karelermiş gibi gösterilmektedir. Bu diziler hem Müslümanları sekülerleştirme hem de aptallaştırma amacı gütmektedir. Artık her Müslümanın bir dizisi var.

Türkiye’de bir yapımcı “Türk dizileri Türkler için değil, Arap dünyası için yapılmaktadır” diye bir açıklamada bulunmuştu. Yani “sizin zihinleriniz harap olmuş çok da umurumuzda değil, önemli olan para akışı…” Yani artık bulunduğumuz toprakların dışındaki Müslüman şahsiyetler de tehdit altındadır. Bu diziler ile gerçeklik algımız tamamen kopmakta ve önceliklerimiz değişmektedir. Zaten her şey zamanında yavaş yavaş olmadı mı? 

Geçtiğimiz günlerde, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Yahudi tarihi ve kültürünün, Avrupa tarihi ve kültürü olduğunu” söyledi. Artık açık açık söylüyorlar. Eğer bir Avrupa kültürü varsa bu Yahudi kültürüdür diyorlar. Yani Avrupa’ya özenen insanlar aslında Avrupai yaşamdan kasıt Yahudileşmektir. Dininden sıyrılıp onların dinine uymandır. Bu Yahudi kültürü ise yine birçoğu Yahudilere ait olan film şirketlerinin yürüttüğü kültür savaşları ile zihinleri işgal etmektedir.

Yazının en başında bahsettiğim gibi; film ve diziler zihne bir ileti gönderir. Henüz karakteri oturmamış zihinler bu iletiyi arşivler ve hayatının gerek gördüğü yerinde kullanır. Peki bu iletilerin çokluğu ile zihinler ne duruma gelecektir? Düşünün ki zihne yapılan yüzlerce ileti saldırısı var. Her gün tekrarlandığında kişinin gerçek hayatı ile kurgu hayatı arasındaki perdeler incelecektir. Zamanla kurgu hayat, gerçek hayatın yerini alacaktır. Bu durum ise önce şahsiyetimizi zehirleyecek sonra da ailemizi asıl hedeflerinden saptıracaktır. Cennet özlemimizin yerini film ve dizilerdeki kurmaca hayatlara olan özlemler alacaktır.

Siz dünyayı istiyorsunuz. Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).” (Enfâl, 67)