Kapak Dosya – Orhan Sağlam / 2025 Aralık / 157. Sayı
Hamd, zulmedene mühlet veren fakat mazlumun ahını asla zayi etmeyen Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, hayatı boyunca mazlumların yanında duran, onların gözyaşını silen ve ümmetine “Zulme karşı susmayın” diye öğüt veren Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya olsun.
Değerli kardeşim!
Yeryüzü büyük acılar gördü; savaşlar, sürgünler, kıyımlar… Fakat Doğu Türkistan’da yaşananlar, ne yazık ki dünyanın en sessiz, en derine gömülmüş çığlıklarından biridir. Bir coğrafya düşün ki; ezanları susturulmuş, camileri yıkılmış, Kur’an kursları kapatılmış, dilleri yasaklanmış, kadınları kısırlaştırılmış, çocukları ailelerinden koparılmış, milyonları toplama kamplarına doldurulmuş.
Doğu Türkistan’da ki Müslümanlar, bugün 21. yüzyılın en büyük sistematik insanlık suçuyla karşı karşıyadır.
Ve dünya onların sesini duymuyorcasına sessiz, görmüyorcasına kör gibidirler. Ama sen susma kardeşim, mazlumların yanında duran Allah’ın huzurunda susan değil konuşan makbul olur.
Doğu Türkistan…
Asırlar boyunca ilim ve irfan merkezlerinden biri olmuş, Kaşgar medreselerinde binlerce âlim yetiştirmiş, İslam medeniyetinin kadim bir parçası olan bir diyardır…
Fakat 20. yüzyılın ortalarında işgal edilen bu topraklar, Çin yönetimi altında önce kültürel kuşatma, sonra kimlik imhası, en nihayetinde ise varlık inkârı sürecine sokuldu. İslamî yaşantıya tahammül etmeyen rejim, yıllar içinde baskı dozunu artırarak bugün dünyada benzeri görülmemiş bir kontrol, gözetim ve asimilasyon makinesi kurdu.
Doğu Türkistan halkı, artık sadece yönetenler tarafından değil, teknoloji tarafından da esir alınmış durumdadır. Sokaklarda yüz tanıma sistemleri, evlerde QR kodlu takip belgeleri, insanlar üzerinde zorunlu dijital fişlemeler… Asırlardır ezan sesi yükselen şehirler şimdi gözetleme kameralarının soğuk ışığı altında nefes almaya çalışıyor.
Toplama Kampları: Modern Zindanlar
Bugün dünyanın en büyük toplama kampı ağı, Doğu Türkistan’dadır. “Meslek edindirme”, “eğitim merkezi”, “radikalleşmeyle mücadele” gibi isimlerle kurulan bu kamplar aslında:
• İşkence merkezleri
• İdeolojik beyin yıkama odaları
• Zorla çalıştırma tesisleri
• Kimlik dönüşüm laboratuvarlarıdır.
Kampa alınan Müslümanlar;
• Sabah akşam Çin Komünist Partisi’ni öven marşlar söylemeye zorlanmakta,
• Kur’an okuduğu için, sakal bıraktığı için, seccade bulundurduğu için “aşırılıkçı” ilan edilmekte,
• Günlerce sorgu odalarında uyutulmamakta,
• Aileleriyle görüştürülmemekte,
• Aşağılanmakta, dayak yemekte,
• Bazıları geri dönerken tanınmaz hâlde bulunmakta,
• Bir kısmı ise asla geri dönememektedir.
Toplama kampı görmüş bir kadın şöyle çığlık atmıştır: “Biz ölmedik ama yaşadığımız da yaşam değildi.”
Kadınlara Yapılan Zulüm: İnsanlığın En Karanlık Yüzü
Doğu Türkistanlı Müslüman kadınları, zulmün en ağır yükünü taşımaktadır.
• Zorla kısırlaştırma
Binlerce kadın rahim operasyonuna zorlanmış, doğum kontrol iğneleriyle doğurganlıkları yok edilmiştir.
• Ev baskınlarında taciz
Kampta olan erkeklerin evlerine devlet memurları yerleştirilmiş, kadınlar yalnız bırakılmamış, haysiyetleri zedelenmiştir.
• Hamile kadınların düşük yapmaya zorlanması
Hamileliğin “izin alınmadan gerçekleştiği” gerekçesiyle düşük yaptırıldığı defalarca rapor edilmiştir.
• Kamp içinde cinsel saldırı vakaları
Kadınların gözlerinin bağlanarak “gece sorgularına” götürülmesi, Doğu Türkistan’da yaşanan en ağır işkencelerden biridir.
Bu zulüm karşısında dünya kadın hakları örgütleri bile sessizdir. Zira zalim güçlüyse, onların vicdanı suskundur.
Çocukların Esareti: Bir Nesil Yok Ediliyor
Küçük yaşta çocuklar, ailelerinden koparılarak:
• Devlet yurtlarına,
• Asimilasyon okullarına,
• Çin kültürü ve ateist ideolojiyle eğitilen kurumlara
yerleştiriliyor.
Bu çocuklara:
• Türk kimliği değil, Çin kimliği öğretiliyor.
• İnancı değil, ateizm aşılanıyor.
• Ana dilleri değil, Mandarin Çincesi dayatılıyor.
Böylece bir nesil bilinçli olarak yetimleştiriliyor, annesiz-babasız bırakılıyor.
Dinin Yasaklanması: Doğu Türkistan’da Müslüman olmak suçtur.
Ve Müslüman gibi yaşamak daha büyük bir suçtur.
• Sakal yasak
• Tesettür yasak
• Ezan yasak
• Namaz yasak (evde kılınması bile takipte)
• Kur’an bulundurmak yasak
• Ramazan iftarı yasak
• Oruç tutmak yasak
• Dini sohbet yasak
• Dini eğitim yasak
Müslümanlar, kendi vatanlarında İslam’ı yaşadıkları için terörist ilan edilmektedir.
Değerli kardeşlerim, Doğu Türkistan’da yaşananlar sıradan bir baskı değildir. Bunlar:
• Etnik temizlik
• Kültürel imha
• Dini yok etme
• Zorla asimilasyon
• Kısırlaştırma
• Çocuk koparma
• Zorla çalıştırma
gibi soykırımın tüm adımlarıdır. Bu zulmün raporlara geçmiş en acı yönleri şunlardır:
• Mahkûmların tırnaklarının sökülmesi
• Buzlu suya batırılarak ölümüne kadar işkence edilmesi
• İtiraf için elektrik şoku uygulanması
• Günlerce aç bırakma
• Demir yatağa zincirleme
• Aile fotoğraflarının yırtılması (psikolojik işkence)
• Her an gözetim altında yaşama mecburiyeti
• Dilin zorla değiştirtilmesi
Bütün bunlar dünyanın şahit olduğu sessiz bir kıyımdır.
Ümmetin İmtihanı: Sessizliğin Bedeli
Ey kardeşlerim!
Filistin için ağladığımız gibi ümmet bugün Doğu Türkistan’ın acısı içinde aynı şekilde ağlamalıdır çünkü Doğu Türkistan’da yaşananlar Gazze’de yaşanandan daha çetindir.
Unutmayalım ki: Zalim, sadece zulmeden değildir. Zulme susandır da.
Kur’an şöyle buyurur:
“Zulme uğrayanlara yardım etmeyecek misiniz?” (Nisa, 75)
Doğu Türkistanlı Müslümanlar yalnız değildir. Ama yalnız bırakılmaktadır.
Ne yapmalı? Müminin sorumluluğu sadece bir duygu çağrısı değildir. Bu yazı bir sorumluluk hatırlatmasıdır.
Değerli kardeşlerim, bilelim ki:
• Mazlum için dua etmek imandandır.
• Zulmü anlatmak görevdir.
• Zulme destek olan rejimlerle yakınlaşmaya karşı uyanık olmak gerekliliktir.
• İslâm ümmetinde farkındalık oluşturmak vaciptir.
• İmkânı olan yardım eder, olmayan konuşur; ama kimse susmaz.
Müslüman sessiz kalırsa zulüm daha da kudurur. Allah mazlumun yanındadır.
Doğu Türkistan’da yükselen çığlıklar, göklere kadar ulaşmıştır. Dünya görmese de Allah görmektedir.
Rejim inkâr etse de mazlumun duası semaya doğru yükselmektedir. Ey mümin kardeşim! Unutma:
Mazlumun duasıyla zulüm çarkı kırılır. Gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olan andır.
Bir gün Doğu Türkistan’ın sabahı da gelecektir. Ve o gün geldiğinde mazlumun alın teri şahitlik edecek, zalimin çizmeleri kırılacak, annelerin gözyaşı dinecek, ezanlar yeniden yükselecek. Allah mazlumların yardımcısıdır.
Ve sen de mazlum için ayağa kalktığın sürece, Allah da seninle beraberdir.
Özet olarak Doğu Türkistan hakkında bilmemiz gerekenler:
1. Tarihsel olarak baktığınız zaman Doğu Türkistan hiçbir zaman Çin’in bir parçası olmamıştır. Asılda bölge Çin Kralı tarafından kolonize edilmiş topraklardır. Çin’i dış saldırılara karşı korumak için inşa edilen Çin Seddi boyunca uzanan topraklara yayılmıştır. Yumen Geçidinin batısındadır. Bu birçok tarihi kaynakta “Çin’in batı sınırları” olarak tarif edilmiştir. Bölgenin adının Xinjiang/Sinkiang (Yeni Arazi) olması, bahsettiğimiz tarihi gerçekleri değiştirmeye yetmez…
2. Geçtiğimiz 2 bin yılda Doğu Türkistan Çin’den bağımsız olarak hayatını sürdürdü. 1800 yıldan fazla bir süre bu böyle devam etti. Son 1000 senelik İslam tarihinde 763 sene bağımsızlığını sürdürdü. 237 yıldır ise çeşitli aralıklarla Çin’in işgaline maruz kalmaktadır.
3. 1949 senesinde bölgede %93 Doğu Türkistanlı Uygur Türkü yaşamaktayken %7 Çinli nüfus bulunmaktaydı. 60’lı yıllarda başlatılan zorla yerleştirme politikaları sebebiyle şu anda bölgedeki Çinli nüfusu %45’lere varmış durumdadır.
4. 1949’daki komünist hakimiyetinden sonra 4,5 milyon Türk Müslüman komünist hükümet tarafından etnik temizlik yapılarak katledildi.
5. Çin hükümeti, ülkede bulunan tüm Kur’an-ı Kerim’leri ve dini metinler içeren kitapları tedavülden kaldırdı.
30700 tane matbu klasik İslami eser yakılarak yok edildi. 28000 tane mescid hükümet tarafından zorla kapatılarak “bar/disko” yapıldı. 18000 tane medrese kapatılarak şarap üretim hanesine çevrildi. 120000 tane din alimi idam edilirken 54000 tanesi de çalışma kamplarına sürgün edildi.
6. Çin’de Kur’an-ı Kerim öğretmenin cezası 10 yıl hapistir.
7. Müslüman kadınlara hicap giymeleri resmi olarak yasaklanmıştır. Hicap giymiş olarak yakalanan bir kadın 5600 dolar ceza ödemek zorundadır. (Doğu Türkistan’da bir ailenin yıllık geliri 1000 dolardır.)
8. Çin, Doğu Türkistan topraklarında şimdiye kadar 35 tane nükleer test gerçekleştirmiştir. Bu testlerin neticesinde meydana gelen radyoaktif maddelerden ötürü 200000 tane Müslüman hayatını kaybetmiştir. Tek bir yıl içerisinde (1998 yılında) Doğu Türkistan’da 20000 tane sakat bebek dünyaya gelmiştir. Son birkaç yıl içerisinde kanser hastalığı, bilinmeyen hastalıklar ve felç vakalarından ölenlerin sayısı ciddi şekilde artmıştır.
9. 20 yaş altı çocukların Kur’an-ı Kerim öğrenmeleri, camide namaz kılmaları ve Cuma namazına gitmeleri yasaktır. Cuma namazlarının kılınması için cemaate verilen vakit ise 20 dakikadır.
10. Çin, Doğu Türkistan’da sayıları 1 milyonu bulan güvenlik görevlileri ile askeri varlığını sürdürmektedir.










