Serbest Köşe – Ebubekir Eren / 2014 Temmuz / 20. Sayı
Allah’ın insanlara lutfettiği büyük nimetlerden biri de görmektir. Her nimetin şükrü kendi cinsindendir. Görmenin şükrü Allah’ın kevni ayetlerine bakıp, Allah’ın azametini düşünerek tefekkür etmektir. Ancak ne yazık ki Allah’ın koruduğu salih kulları hariç insanların çoğu bu (görme) nimetini Allah’a isyanı ifade eden hususlarda kullanmaktadır. Bu isyanların başında erkeklerin mahremi olmayan kadınlara, kadınlarında mahremi olmayan erkeklere bakmaları yer almaktadır. Rabbimiz bizi bu ahlaki hastalıktan kurtaracak ve kalbimize huzur veren şu buyruğuyla bizi irşad etmektedir.
‘’Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısım müstesna, açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları veya kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya Müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.’’(1)
Bu ayetin tefsiri ile alakalı şu rivayet gelmiştir;
Ayşe radiyallahu anha’dan: ‘’Allah ilk muhacir hanımlarını esirgesin! ‘Başörtülerini yakalarına sarkıtarak başlarının üzerine koysunlar (örtsünler)’ mealindeki ayet nazil olunca örtülerini (kenarından) kesip onunla yüzlerini de örttüler.’’(2)
Ve yine mü’min hanımlara da söyle ki, onlar da gözlerini harama bakmaktan korusunlar, sakınsınlar, onlar da ferçlerini, cinsiyetlerini harama düşmekten korusunlar. Evet, kadınlar da gözlerini aşağıya indirecekler, bakışlarını sınırlandıracaklar. Hem erkekler için hem de kadınlar için namuslarını zinadan korusunlar emrinden önce gözlerini harama bakmaktan korusunlar emri verilmektedir. Bunun sebebi hevanın tohumu gözün tamahkarlığıyla atılmaktadır. Zinaya ilk atılan adım gözlerle bakmaktır. Onun için Rabbimiz işe önce oradan başlamaktadır. Gözler haramdan korunduğu zaman o gözün sahibi de kendisini haramlardan koruyabilecektir. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin bir hadisi bunu gerçekten hoş anlatır.
Ebu Hureyre radıyallahuanh’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ademoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir ya da boşa çıkarır.”(3)
Göz görür, kulak işitir, dil konuşur, el tutar, ayak yürür ve en sonunda cinsel organ da ne yapacaksa yapar ifadesi başlangıçla sonun en iyi şekilde muhafaza edilmesi, korunması gerektiğini göstermektedir, emretmektedir. Öyleyse bir Müslüman elini, ayağını, gözünü, kulağını, derisini, tenasül uzvunu Allah’ın istemediği yerlerde kullanmayacak. Tüm bedenini, tüm azalarını Allah’ın yasaklamış olduğu ilişkilerden uzak tutacaktır. Elin şuralardan başka yerlere dokunmamalı, gözün şuralardan başka yerlere bakmamalı, kulağın şunlardan ötesini dinlememeli, cinsel organların şuraların dışındaki yerlerde kullanılmamalı dediği yerlerde bunlar kullanılmamalıdır.
Bütün bunlar Kur’an ve Sünnetle ortaya konmuştur ve artık kıyamete kadar insanın bunları değiştirme yetkisi yoktur. Kur’anın mücmel bıraktığı yerleri Allah’ın Rasulü yine vahyin yol göstermesiyle açıklamıştır, uygulamıştır, pratikte bize göstermiştir. Erkeğin avret yerlerinin dizkapağı ile göbeğinin arası olduğunu, kadının avret yerinin ise bedeninin tümü olduğunu belirlemiştir.
Avret mahalleri dörttür. Erkeğin erkeğe karşı avreti, kadının kadına karşı avreti, erkeğin kadına karşı avreti, kadının erkeğe karşı avreti.
Erkeğin erkeğe karşı avreti, dizkapağıyla göbeğinin arasıdır. Kadının kadına karşı avreti ise, tıpkı erkeğin erkeğe karşı olan avreti gibidir. Kadının erkeğe karşı avreti bedeninin tümüdür. Ancak bir kadınla evlenmek isteyen erkek onun ellerine ve yüzüne bakabilir. Erkeğin kadına karşı avretine gelince, bir kadın için erkeğin bakılması haram olan yerleri dizkapağı ile göbeği arasıdır.
Evet, erkekler için de kadınlar için de gözlerini mahremlerine dikmesi haramdır. İrade dışı tesadüfi ilk bakış bağışlanmışsa da, karşıdakinin çekiciliği hissedildikten sonra ikinci defa bakmak, üçüncü defa bakmak ve bakmaya devam etmek helal değildir. Çünkü gözlerin zinası işte bu şekilde bakmaktır diyor Rasulullah Efendimiz. Allah Rasulü kendisine sorulan bir soru üzerine tesadüfen ilk bakışta sorumlu olmasın, ama hemen ondan sonra gözünü aşağıya indirmen şartıyla buyurmaktadır.
Erkekler kadınlara bakmayacaklar, kadınlar da erkeklere bakmayacaklar. Erkeklerin gözleri de temiz olacak, kadınların gözleri de temiz olacak. Allah için, niye kadınlarımıza başkalarını gösteriyoruz? Niye biz başkalarına bakıyoruz? Neden başkalarına gösteriyoruz kadınlarımızı? Ekranlar vesilesiyle niye çağırıyoruz evimize birilerini? Niye birileri oturtulup, konuşturuluyor, gösteriliyor evimizde kadınlarımıza? Niye gösteriliyor, seyrettiriliyor birileri? Elin, ayyaşlarının, namussuzlarının ne işi var bizim evimizin içinde? Tamam belki diyeceksiniz ki; efendim o televizyondaki ayyaşlar bizim karılarımızı görmüyor ki? İyi de sizin kadınlarınız görmüyorlar mı onları? Bakmıyorlar mı elin adamlarına? Göstermiyor musunuz o namussuzları kadınlarınıza? Hani iki gözü kör bir sahabe olan Abdullah b. Ümmü Mektum evine gelirken Allah’ın Rasulü, hanımlarına şöyle demiyor muydu?
Ümmü Seleme radıyallahuanha şöyle dedi: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanında bulunuyordum. Meymune de vardı. İbni Ümmi Mektum çıkageldi. Bu olay, biz örtünmekle emrolunduktan sonra idi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bize:
‘’Örtünün!’’buyurdu. Biz: O âma biri değil mi, Ey Allah’ın Rasulü? Bizi göremez, bilemez dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber: ‘’Siz ikiniz de mi amasınız, onu görmüyor musunuz?’’ buyurdu.(4)
Ebu Said radıyallahuanh’den rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Erkek, erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakamaz. Bir erkek başka bir erkekle; bir kadın da başka bir kadınla bir örtü altında yatamaz.”(5)
Evet, âma sahabe eve gelirken Allah’ın Rasulü hanımlarına ‘’İhteceba! İhteceba!’’ diyordu. Yani örtünün! Örtünün! Abdullah geliyor diyor du? Hanımları: Ey Allah’ın Rasulü o âmadır, bizi görmez ki örtünelim? Deyince: Her ne kadar o sizi görmüyorsa da, siz onu görmüyor musunuz? Buyuruyordu Allah’ın Rasulü. Yani tamam evimizin içinde ki televizyonlarla evimize çağırdığımız insanlar, evimizin içine çağırdığımız o ayyaşlar bizim kadınlarımızı görmüyorlar ama bizimkiler onları görmüyorlar mı? Böylece kadınlarımız elin deyyuslarına bakmıyorlar mı? Hakkımız var mı buna? Allah için bir düşünün?
Evet, erkeklerden farklı olarak kadınlara biraz daha farklı emirler gelir. Erkeklere sadece gözlerini ve ferçlerini korusunlar dendiği halde kadınlara emirler devam ediyor. Ziynetlerini teşhir etmesinler. Ziynetlerini görünen yerleri müstesna hiç kimseye göstermesinler. Topyekün vücutlarını başkalarına göstermesinler. Ziynet takınılan azalarını ve tüm vücutlarını kimseye göstermesinler. Kadının tüm vücudu ziynettir. Erkeğin vücudu da topyekün ziynettir, o da ayrı bir güzelliğe sahiptir ama cinsiyet açısından değerlendirildiği zaman kadının ayrı bir konumu olduğu için tepeden tırnağa kadar, saçından tırnağına kadar tüm vücudu bir ziynettir ve başkalarına göstermesi haramdır. Erkeğin ki göbekle diz kapağı arası iken kadının tüm vücudu mahremdir buyurularak tüm vücuttan bir istisna yapılmıştır. Zaruri olarak korunması zor olan, mümkün olmayan eller ve yüz müstesna ki bu da sadece el midir? Yoksa ellerle birlikte yüz müdür? Bu konu ihtilaflıdır. Ama el ve yüzün dışında hiçbir azasını göstermeyecektir kadın.
Bu ‘’İlla mazahera minha’’ ancak görünen kısımlar müstesna, ifadesini şöyle anlayanlar da olmuştur: Kadının elinde olmayan sebeplerle, iradesi dışında mesela kaza sebebiyle, attan, deveden düşmesi ve ya rüzgarın açması sebebiyle iradesinin dışında bir anda açılıveren yerleri müstesna şeklinde anlayanlar da olmuştur. Abdullah İbni Mes’ud, Hasan Basri, İbni Sirin, İbrahim En Nehai böyle anlamışlardır. Buna göre kadının tüm vücudu avrettir, lakin elinde olmayarak bir kazayla bir yeri açılmışsa Allah onu ondan sorumlu tutmayacaktır. Buna göre kadınların yüzleri de avrettir, tüm vücudu da avrettir ve örtülmesi gerekmektedir. Veya bu görünen yerleri müstesna ifadesi bir de kadının giyindiği dış elbisedir şeklinde anlaşılabilecektir, Allahualem.
——————————————-
(1); Nur/31.
(2); Buhari, Ebu Davud.
(3); Buhari,İsti’zan 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21. Ebu Davud, Nikah 43.
(4); Ebu Davud, Libas 34; Tirmizi, Edeb 29.
(5); Müslim, Hayz 74. Tirmizi, Edeb 38. İbniMace, Taharet 137.
(6); Levaihul Beyan, Cilt 2.










