Haber Analiz – İbrahim Adak / 2016 Şubat / 39. Sayı
Hepimizce malumdur ki ocak ayının en çok konuşulan konularından biri de şüphesiz ki İran ile Suudi Arabistan arasında gerçekleşen siyasi gerilim idi. Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanan gerilimin herşeyden arındırılarak daha çok mezhepsel bir boyuta indirgenmek istendiğini medyanın taraflı haberleri ile görmekteyiz. Mezhepler savaşı mı başlıyor teması bir kez daha tedavüle girdi. Oysa Suud yönetimi 43 Sünni İslami hareket mensubu (içlerinde ilim ehli insanlarında bulunduğunu gözden kaçırmayarak) idam ettiğini unutmamalıyız. Bu herşeyden önce idamın Şii kesime yönelik olmadığını önümüze sermektedir.
Sorunların kaynağına inmek gerekirse sorunların kaynaklarından biri de Ortadoğu’nun giderek kızışan yeni jeopolitik konumunda saklı olduğunu görmemiz gerekmektedir. Özellikle OPEC üzerinden iki ülke de bir süredir bloklaşarak petrole odaklı sürtüşmelerine, bölgesel egemenlik mücadelesini de katarak iki ülke arasındaki siyasi gerilim taze tutulmaktadır. Ortadoğu’da önemli bir silah olan petrol üzerinden yapılan siyasi hesaplar gözden geçirilmeden, konjonktürel bir bakış açısı ile olaylara bakılmadığı müddetçe, olayları sağlıklı bir şekilde analiz edemeyiz.
Neler Yaşandı ?
Suudi Arabistan tarafından gerçekleştirilen idamlar tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Suud yönetimi, toplam 47 kişiyi sessiz sedasız idam ederken, idam edilenlerden 43’ü El Kaide üyesi olmaktan, diğer dördü ise muhalif Şii olmasından dolayı idam edildi. Medyadan gördüğümüz kadarıyla yapılan idamlar sanki tek bir cenaha, tek bir mezhebe yapılmış gibi gösterilmiş ve özellikle İran kaynaklı haber merkezleri ve haber ajanslarından yayılan haberler, tüm dünyayı sanki Şii kesime karşı bir tecrit, bir idam uygulanmış havasına bürüdü. Bu olaylar üzerine Ortadoğu’da hızlı bir şekilde kutuplaşmalar oluşarak ya Suud’dansın ya da İran’dansın cümleleri siyasi ranta uzandı. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan gibi ülkeler İran ile diplomatik ilişkilerini en alt seviyeye indirirken, ABD tarafından uluslararası arenaya entegre edilen İran ise yapılan idamlara elçilik binalarını yakma ve sözde tehditvari cümleleri ile cevap verdi.
İki Ülke Arasında İlk Siyasi Gerilim Değil!
Suud ile İran arasındaki tarihsel rekabet süreci göz önünde bulundurulursa yaşanan çatışmaların kırılma noktlarından biri de 2003 yılında Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesi ve akabinde Irak’ta yükselişe geçen İran nüfuzu olarak görebiliriz. Irak’ın işgali ve ardından Saddam’ın devrilmesi ile Irak’ta nüfuzunu arttıran ve ABD güdümünde yükselişe geçen İran, Suudiler ile fiilen komşu ülkeler haline gelmekle birlikte bölgede yeni aktör olarak kendini göstermiş ve bu minval üzerine politikalalarına yön verir olmuştu. Şii alemin devlet olarak tek temsilcisi durumunda olan İran, Arap coğrafyasında yaşayan Şiileri de etkilemeye başlaması Suud ile İran’ı karşı karşıya getiren nedenlerinden bir diğeri olmasına yetti. 2011’de başlayan Suriye olaylarında aktif rol oynayan İran, Suud yönetimi ile yine karşı karşıya gelmiş ve muhaliflere karşı Esad’ın yanında olmuştu. En son 2015 yılında Yemen’de Şii Husileri desteklemesi ise iki ülke arasındaki tansiyonu yükseltmiş ve bölgede politik dillerin keskinleşmesine neden olmuştu. Bu çerçevede baktığımızda olaylara verilen tepkilerin hiç de anormal olmadığını görmekteyiz. İki ülke de Ortadoğu’da bir rant sağlamak için ellerindeki kozu kullanmakta ve bunun son örneğini Suudi Arabistan yönetimine muhalif Şii din adamı Şeyh El-Nemr’in idam edilmesi ile görmekteyiz.
Şeyh El-Nemr Kimdir ?
Katif bölgesinde 1960’da doğan El-Nimr yıllarca Tahran ve Suriye’de eğitim görmüştür. 1994’te Suudi Arabistan’a dönmüş ve bu Suudi gizli servislerinin dikkatinin üstüne çekmesine neden olmuştu. Nimr’in özellikle hem Suudi hem Bahreyn’deki Şii gençler arasında önemli bir kitlesi bulunmaktadır. El-Nimr kamuoyu önünde Suudi Arabistan yönetimini eleştiren bir isimdi. Arap baharını takip eden süreçte Suudi Arabistan’da gerçekleştirilen protestoların ardından 2012’de tutuklanmış ve idam kararı ise Ekim 2014’te verilmiştir. El-Nimr Katif bölgesinde kitlesel protesto hareketlerinin başında bulunmaktaydı.
————————-
* Yazıda kullanılan karikatür “Misvak” dergisinden alınmıştır.










