Gazze’de Ateşkes Ve Sonrası

Gündem Analiz – Muhammed Eyüp / 2025 Kasım / 156. Sayı

İsrail’in 2 yılı aşkın süre boyunca devam eden soykırım savaşının ardından, geçtiğimiz Ekim ayı ortalarında Gazze Şeridi’nde ateşkes ilan edilmiştir. Hamas ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmeler neticesinde ilan edilen ateşkes, ABD’nin planı ve Arap rejimlerinin Hamas’a karşı yoğun baskısının ardından gelmiştir.

Söz konusu ateşkes sürecine dair görüşmelerin, geçtiğimiz ayki yazımızda incelediğimiz Katar saldırısı sonrasında hızlanmış olması da dikkat çekicidir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde toplanan Arap liderleri ve İslam ülkelerindeki diğer liderler, Gazze Şeridi’ne yönelik kapsamlı bir planı kabul etmiştir. Gazze ateşkesinin arkasında da söz konusu plan yer almaktadır. Plan, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye’nin ikna çabalarıyla Hamas’a kabul ettirilmiştir. Sahadaki durum, Hamas’ın kendisine dayatılan bu planı masada kabul etmekten, sahada ise direnişi sürdürmekten başka bir çaresi olmadığını bizlere göstermektedir.

Peki Trump’ın Gazze Şeridi’ne yönelik hazırladığı ve Arap-İslam ülkeleri yöneticilerinin kabul ettiği bu 20 maddelik planın detayları nelerdir? Daha iyi anlaşılması için planın metnini doğrudan iktibas edeceğiz:

1. Gazze, komşuları için tehdit oluşturmayan, terörden arındırılmış bir bölge olacaktır.

2. Gazze, yeterince acı çekmiş olan Gazze halkının yararına olacak şekilde yeniden imar edilecektir.

3. Eğer her iki taraf da bu öneriyi kabul ederse, savaş derhal sona erecektir. İsrail kuvvetleri rehinelerin serbest bırakılmasına hazırlanmak üzere üzerinde mutabık kalınan hatta çekilecektir. Bu süre zarfında, hava ve topçu bombardımanı da dahil olmak üzere tüm askeri operasyonlar askıya alınacak ve kademeli geri çekilme için koşullar sağlanana kadar savaş hatları dondurulacaktır.

4. İsrail’in bu anlaşmayı kamuoyu önünde kabul etmesinden sonraki 72 saat içinde, sağ ve ölü tüm rehineler iade edilecektir.

5. Tüm rehineler serbest bırakıldığında, İsrail 250 müebbet hapis cezasına çarptırılmış mahkûmu ve 7 Ekim 2023’ten sonra gözaltına alınan 1700 Gazzeliyi, bu kapsamda gözaltına alınan tüm kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere serbest bırakacaktır. Cesedi teslim edilen her bir İsrailli rehine için 15 Gazzelinin cesedi teslim edilecektir.

6. Tüm rehineler iade edildikten sonra, barış içinde bir arada yaşamayı ve silahlarını bırakmayı taahhüt eden Hamas üyelerine af çıkarılacaktır. Gazze’den ayrılmak isteyen Hamas üyelerine, kabul eden ülkelere güvenli geçiş imkânı sağlanacaktır.

7. Bu anlaşmanın kabul edilmesinin ardından Gazze Şeridi’ne derhal tam yardım gönderilecektir. Yardım miktarları asgari olarak, altyapının (su, elektrik, kanalizasyon) rehabilitasyonu, hastanelerin ve fırınların rehabilitasyonu ve molozların kaldırılması ve yolların açılması için gerekli ekipmanların girişi de dahil olmak üzere, insani yardıma ilişkin 19 Ocak 2025 tarihli anlaşmada yer alanlarla tutarlı olacaktır.

8. Gazze Şeridi’ne dağıtım ve yardım girişi, Birleşmiş Milletler ve ajansları ile Kızılay’ın yanı sıra taraflardan herhangi biriyle herhangi bir şekilde ilişkisi olmayan diğer uluslararası kurumlar aracılığıyla iki tarafın müdahalesi olmaksızın devam edecektir. Refah geçişinin her iki yönde de açılması, 19 Ocak 2025 anlaşması kapsamında uygulanan mekanizmanın aynısına tabi olacaktır.

9. Gazze, Gazze halkı için kamu hizmetlerinin ve belediyelerin günlük işleyişini sağlamaktan sorumlu, teknokratik, apolitik bir Filistin komitesinin geçici yönetimi altında yönetilecektir. Bu komite nitelikli Filistinlilerden ve uluslararası uzmanlardan oluşacak ve Başkan Donald J. Trump’ın başkanlık edeceği, aralarında Eski Başbakan Tony Blair’in de bulunduğu diğer üyelerin ve devlet başkanlarının açıklanacağı yeni bir uluslararası geçiş organı olan “Barış Kurulu” tarafından gözetim ve denetim altında tutulacaktır. Bu organ; Filistin Yönetimi, Başkan Trump’ın 2020 barış planı ve Suudi-Fransız önerisi de dahil olmak üzere çeşitli önerilerde belirtildiği üzere reform programını tamamlayana ve Gazze’nin kontrolünü güvenli ve etkili bir şekilde geri alana kadar Gazze’nin yeniden imarı için çerçeveyi belirleyecek ve finansmanı idare edecektir. Bu organ, Gazze halkına hizmet eden ve yatırım çekmeye elverişli modern ve verimli bir yönetim oluşturmak için en iyi uluslararası standartları arayacaktır.

10. Gazze’yi yeniden inşa etmek ve canlandırmak için bir Trump ekonomik kalkınma planı, Ortadoğu’daki gelişen modern mucize şehirlerden bazılarının doğmasına yardımcı olan uzmanlardan oluşan bir panelin toplanmasıyla oluşturulacaktır. İyi niyetli uluslararası gruplar tarafından hazırlanmış pek çok düşünceli yatırım önerisi ve heyecan verici kalkınma fikri, gelecekteki Gazze için iş, fırsat ve umut yaratacak bu yatırımları çekecek ve kolaylaştıracak güvenlik ve yönetişim çerçevelerini sentezlemek üzere değerlendirilecektir.

11. Katılımcı ülkelerle müzakere edilecek tercihli vergi ve erişim oranları ile özel bir ekonomik bölge kurulacaktır.

12. Hiç kimse Gazze’den ayrılmaya zorlanmayacak, ayrılmak isteyenler de bunu yapmakta ve geri dönmekte özgür olacaklardır. İnsanlar kalmaları için teşvik edilecek ve onlara daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı sunulacaktır.

13. Hamas ve diğer gruplar Gazze’nin yönetiminde doğrudan, dolaylı ya da herhangi bir şekilde rol almamayı kabul edecektir. Tüneller ve silah üretim tesisleri de dahil olmak üzere tüm askeri, terör ve saldırı altyapısı yok edilecek ve yeniden inşa edilmeyecektir. Bağımsız gözlemcilerin gözetiminde Gazze’nin askerden arındırılması süreci başlatılacak ve bu süreç, üzerinde mutabık kalınan bir silahsızlandırma süreciyle silahların kalıcı olarak kullanım dışı bırakılmasını içerecek ve tamamı bağımsız gözlemciler tarafından doğrulanmış, uluslararası finansmanlı bir geri alım ve yeniden entegrasyon programıyla desteklenecektir. Yeni Gazze, müreffeh bir ekonomi inşa etme ve komşularıyla barış içinde bir arada yaşama konusunda tamamen kararlı olacaktır.

14. Hamas’ın ve grupların yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Yeni Gazze’nin komşularına ya da halkına tehdit oluşturmaması için bölgesel ortaklar tarafından garanti sağlanacaktır.

15. ABD, Arap ve uluslararası ortaklarla birlikte çalışarak Gazze’de derhal konuşlandırılmak üzere geçici bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) oluşturacaktır. ISF Gazze’deki Filistinli polis güçlerini eğitecek ve onlara destek sağlayacak ve bu alanda geniş deneyime sahip Ürdün ve Mısır’a danışacaktır. Bu güç uzun vadeli iç güvenlik çözümü olacaktır. ISF, yeni eğitilmiş Filistin polis güçleriyle birlikte sınır bölgelerinin güvenliğini sağlamak için İsrail ve Mısır ile birlikte çalışacaktır. Gazze’ye mühimmat girişini engellemek ve Gazze’yi yeniden inşa etmek ve canlandırmak için malların hızlı ve güvenli bir şekilde akışını kolaylaştırmak kritik önem taşımaktadır. Taraflarca bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde mutabık kalınacaktır.

16. İsrail Gazze’yi işgal ya da ilhak etmeyecektir. ISF kontrolü ve istikrarı tesis ettikçe, İsrail ordusu, ISF, garantörler ve ABD arasında üzerinde mutabık kalınacak askerden arındırma ile bağlantılı standartlar, kilometre taşları ve zaman çerçeveleri temelinde, artık İsrail, Mısır veya vatandaşları için tehdit oluşturmayan güvenli bir Gazze hedefiyle geri çekilecektir. Pratikte İsrail ordusu, Gazze’den tamamen çekilene kadar, Gazze’nin yeniden canlanan terör tehdidine karşı güvenliği sağlanana kadar kalacak bir güvenlik çemberi varlığı dışında, işgal ettiği Gazze topraklarını geçiş dönemi otoritesiyle yapacağı bir anlaşmaya göre aşamalı olarak ISF’ye devredecektir.

17. Hamas’ın bu öneriyi geciktirmesi ya da reddetmesi halinde, yukarıda belirtilenler, genişletilmiş yardım operasyonu da dahil olmak üzere, İsrail ordusundan ISF’ye devredilen terörden arındırılmış bölgelerde devam edecektir.

18. Barıştan elde edilebilecek faydaları vurgulayarak Filistinlilerin ve İsraillilerin zihniyetlerini ve söylemlerini değiştirmeye çalışmak amacıyla hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşama değerleri temelinde dinler arası bir diyalog süreci oluşturulacaktır.

19. Gazze’nin yeniden kalkınması ilerledikçe ve Filistin Yönetimi reform programı sadakatle uygulandığında, Filistin halkının özlemi olarak kabul ettiğimiz Filistin’in kendi kaderini tayin etmesi ve devlet kurmasına giden inandırıcı bir yol için koşullar nihayet oluşabilir.

20. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Filistinliler arasında barışçıl ve müreffeh bir şekilde bir arada yaşamaya yönelik siyasi bir ufuk üzerinde anlaşmaya varılması için diyalog kuracaktır.”

Eylül ayı sonunda oluşturulan bu planın ardından Ekim ayı başlarında plan Hamas’a kabul ettirilmiştir. Hamas, ateşkes ve esir takasına ilişkin maddeleri kabul ettiğini belirtmiş, diğer maddelerin ise tartışılması gerektiğini söyleyerek bu noktaları geçiştirmeye çalışmıştır. Hamas’ın diplomatik bir manevra yapmaya çalıştığı, ilk başta savaşı sona erdirerek daha sonra planın diğer maddelerini uygulamaktan kaçınacağı anlaşılmaktadır.

Plan genel hatlarıyla üç aşamada uygulanmak istenmektedir:

– İlk Aşama: Ateşkes, esir takası, İsrail’in çekilmeye başlaması ve Gazze’ye yardım girişi.

– İkinci Aşama: Hamas’ın silahsızlandırılması ve tüneller de dahil olmak üzere askeri tesislerinin imhası, İsrail’in tamamen çekilmesi, Gazze’de yeni bir yönetim kurulmaya başlanması, uluslararası güçlerin bölgeye konuşlanması.

– Üçüncü Aşama: Gazze’nin yeniden inşasının başlaması, Gazze’yi idare edecek olan Trump ve Tony Blair gibi isimlerin liderliğinde ve Arap rejimleri destekli bir yönetim tesis edilmesi.

Bu yazıyı kaleme aldığımız süreçte Gazze’de halen ilk aşama sürdürülmektedir. İsrail işgal güçleri belirli bir hattın gerisine çekilmiştir. Hayatta olan İsrailli rehineler iade edilmiş, ölü rehinelerin bir kısmı da teslim edilmiştir. Geriye kalan cesetleri arama çalışmaları sürmektedir. İsrail de yüzlerce Filistinli tutsağı serbest bırakmıştır. Gazze’ye yardım girişi başlamış olsa da bu beklenen düzeyde gerçekleşmemiştir ve bölgede açlık krizi sürmektedir.

Bunların yanı sıra İsrail Gazze’de Hamas’a karşı savaşan suç çetelerini desteklemekte ve bunları himaye etmektedir. ABD ve İsrail, bu çeteleri Hamas’a karşı gelecekte kurulmak istenen bir kukla yönetimin çekirdeği olarak görmektedir. Hatta ABD, Hamas’ın bu suç çetelerine karşı yürüttüğü operasyonlara tepki göstermekte ve durmasını istemektedir. ABD Başkanı Trump bu konuda Hamas’ı tehdit etmiş, Arap rejimleriyle birlikte Hamas’a saldırılar düzenlenebileceğini söylemiştir. Planda belirtilen ve büyük kısmı Arap ordularından oluşacak olan Gazze gücünün amacı Müslümanları korumak değildir. Bilakis İsrail’i mücahidlerden korumak için Gazze’ye gönderilecek olan bu askerler Hamas’ın ortadan kaldırılması ve bölgede küresel sisteme entegre olan Mahmud Abbas rejimi benzeri bir rejimin kurulması planına iştirak edeceklerdir.

Gazze’yi bekleyen asıl tehdit, planın işte bu ikinci aşamasından itibaren başlayacaktır. İsrailli tüm rehinelerin cesetlerinin iadesinin ardından başlayacak olan bu aşama doğrudan Hamas’ı hedef alacak ve grubun silahsızlandırılması hedeflenecektir. Zira küfrün ve kafirlerin mantalitesi asırlardır değişmemiştir. Tıpkı Allah azze ve celle’nin buyurduğu gibi:

“İnkâr edenler isterler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gaflet edesiniz de üzerinize bir baskın yapsınlar.” (Nisa, 102)

Bugün de kafirler Müslümanların silahlarını bırakmasını istemektedir ki Müslümanları daha rahat öldürebilsinler. 1995 yılında Srebrenitsa’da Müslüman Boşnaklara yaptıkları gibi… Soykırımdan önce Müslümanların ellerindeki silahlar, daha kolay öldürülebilsinler diye Birleşmiş Milletler tarafından toplanmıştı. Ardından tam 8372 Müslüman Boşnak, azgın Sırp kafirler tarafından katledildi.

Maalesef dünya Müslümanları tarafından büyük ölçüde yalnız bırakılmış olan Hamas ve diğer Gazzeli mücahidler, bu silahsızlandırma komplosuyla karşı karşıyadır. İstenen şey şudur: Mücahidler silahlarını bıraksınlar, cihadı terk etsinler, konferans salonlarının “demokratik İslam”ı ile yetinsinler ve sussunlar. Böylece bölge ülkeleri İsrail ile normalleşerek barış içerisinde yaşasın, iktisadi ilişkiler geliştirsin ve “iki devletli çözüm” masalları anlatmaya devam etsin. Mukaddes İslam beldelerinin orta yerinde, Haçlı-Siyonist küresel düzenin ileri karakolu olan İsrail yaşamaya devam etsin. Evet, küfrün ileri gelenlerinin ve sefil kuklalarının istediği şey budur.

Ancak onlar ne isterlerse istesinler, iradesi hükümferma olacak olan yalnızca Allah azze ve celle’dir:

“Mü’minler (düşman) birliklerini görünce: ‘İşte bu Allah ve Rasûlü’nün bize vadettiği şeydir. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir.’ dediler. Bu da ancak onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.

Mü’minlerden öyle erler vardır ki Allah’a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi (can) adağını ödedi (şehid oldu), kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler. Çünkü Allah sadık kalanları sadakatlerinden dolayı mükafatlandıracak, münafıklara da dilerse azap edecek yahut tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Allah, o kâfirleri hiçbir başarıya erememiş bir halde, öfkeleriyle geri çevirdi. Allah savaşta mü’minlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.

Allah, Ehl-i Kitap’tan onlara yardım edenleri de kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. Onların yerlerine, evlerine, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara da sizi mirasçı yaptı. Allah her şeye kadirdir.” (Ahzab, 22-27)

Ve son olarak, Allah azze ve celle’nin şu buyruğu ile satırlarımızı noktalıyoruz:

“Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmran, 54)