Her İyilik İçin Şükür Her Fenalık İçin Tevbe

Serbest Köşe – Ümit Şit / 2017 Ocak / 50. Sayı

Sen adı falan ya da filan olan, sen cinsiyeti kadın veya erkek olan, sen yaşı bu kadar ya da şu kadar yıl olan, sen ey insan bu yeryüzünde gezip dolaştığın süre içinde kendi aklın ve üstün yeteneklerin sayesinde başarılı olduğunu mu sanmıştın? Ya da başarısızlığının sebebini Allah’ın bir gazabı olarak mı algılamıştın? Eğer bu şekilde bir fikre kapıldıysan, eğer böyle bir düşüncedeysen sen İslam’ı tanıyamamış, sen iman noktasında olgunluğa erişememişsin.

Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed aleyhisselam onun kulu ve elçisidir diyen ve bu minvalde yaşamaya gayret eden her mümin, bu ölçülerle dünyaya bakıp hesabını yapmaya çalışan her Müslüman, bunları muhakkak biliyor. Ancak bizimkisi hatırlatmaktan ibaret olan kalbi ve zihni şeytan denilen düşmana karşı kondisyonda tutmaktır. Müslümanlar hep birlikte düşünelim. Biraz geriye gidip biraz daha düşünelim. Hani sen hidayeti arama gayreti içindeydin bir zamanlar. Hani bu şehrin günah işlenen her sokak ve caddeleri üzerinde yürürken kalbin sıkışıyordu. Hani Medine’deki üç Müslümandan biri gibi dünya sana da olağanca genişliğine rağmen dar geliyordu. Hani sen yolunu şaşırdığını fark ettiğinde içini bir sıcaklık kaplamıştı. Bunca yıl tanık olduğun haramlara, günahlara yaklaştığında hani sanki cehennem alevine giriyormuş gibi bütün organların ısınmaya başlıyordu. Hani insanlardan bunca yıl, arkadaş bildiğin insanların muhabbetleri artık boş laf satın almaktı senin için. Hani seni kimse dinlemiyor, dinleyen ise anlamıyordu. Gündüzleri dünya işlerinden bıkmış bir halde eve geliyor, televizyon odasını es geçerek odana dalıp gece olmasını bekliyordun. Annen baban bile aklını kaçırdığını düşünürken; sen, seni bu dünyada tek anlayabilen yüce Rabbine varıyordun secdelerde. Hani yaşadığın şehrin haramlarından iğrenen kalbin o gecelerde huzur buluyordu. Hani ihlaslı ellerin semaya kalkarken geceleri, gündüzleri tiksintiyle yere düşen gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bir iyilik bekliyordun ahiretini kurtaracak. Bir iyilik bekliyordun kafandaki soruların yanıtlarını verecek. Bir iyilik bekliyordun eğri olan yolunu sıratı müstakime çevirecek. Bir iyilik bekliyordun ki seni dünyanın darlığından alıp ahiretin genişliğinde; cennet bahçelerinde dolaştıracak, meleklerin selâmlarıyla kuşatacak, Rabbin olan Rahimin cemaliyle şereflendirecek. Ey Müslüman unuttun mu? Sen işte böyle biçare haldeyken, şaşkınlık içinde yüzükoyun yüzerken, Rabbin senin ne huşu içindeki secdelerini unuttu ne onun için boşanan sağnak sağnak gözyaşlarını ne de semaya kalkan titrek ellerini. “Seni dinin hükümlerinden habersiz bulup seçerek dosdoğru yola koymadı mı? Seni muhtaç bulup ihtiyacını gidermedi mi?” (Duha, 7-8)

Evet, herkes seni unutmuşken Rabbin seni unutmadı. Evet, hani sen Musa aleyhisselam gibi Rabbine yönelip “Ya Rabbi! Bana lütfedeceğin her türlü nimete muhtacım!” (Kasas, 24) diye dua etmiştin. Hani sen “Rabbena! Bizi imana çağıran ve “Rabbinize inanın!” diye tevhide dâvet eden bir zatı duyduk ve icabet ettik.  Artık sen bizi affet, kusurlarımızı bağışla ve iyilerle birlikte bizim canımızı al.” (Âli İmran, 193) diye temennilerde, isteklerde bulundun da Allah hidayet nimetiyle duanı kabul etti. Sen tevhide çağıran bir ses duymayı istedin Allah sana işittirdi. Sen iyilerle olmayı istedin Allah seni ehlisünnet üzere selefin yolunda ilerleyen Müslümanlarla tanıştırdı. Sen hep zanna uyarken, kulaktan dolma bilgilerle doluyken Allah sana öğretti de sen hakikati buldun. İşte beklediğin iyilik, işte beklediğin kurtuluş yolu sana ulaştı sende icabet ettin. Sen Allah’tan bir iyilik beklemiştin hâlbuki günahlar içinde yüzerken, canını almaması büyük bir iyilikti. Sen Allah’a bilinçsizce isyan ederken her günahla, “yoksa onlar güpegündüz eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden emin mi oldular?” (A’raf, 98) ayetinin senin üzerinde tecelli bulmaması senin için büyük bir iyilik değil midir? Sana gelen her iyilik Allah’tan geldi ve sen ey Müslüman cahilliğin karanlıklarından İslam’ın aydınlığına yol aldın ve hala da yol almaktasın peki neden bu kadar cansızlaştın, peki neden bu kadar sıradanlaştın, neden ilk günkü huşun yok namazlarında? Neden nafile ibadetlerinde eksiklikler yaşanıyor? Neden ey nefis! Sen