Mutlu Evliliğin Sırları-16

Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2026 Ocak / 158. Sayı      

Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun ailesi ve ashabına olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve inayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

19. Yatakları Ayırma:

Evlilik; birlikte hayat sürme, birbirine ayak uydurarak hayatını idame ettirme, birlikte karar vererek hareket etme, birlikte gülme ve birlikte ağlama sanatıdır.

Karı koca birbirinin hayat arkadaşıdır. Birlikte yaşadığı hayat arkadaşıyla insan zaman zaman anlaşmazlık yaşayabilir. Bu anlaşmazlıklarda birbirinden soğuyabilir. Hatta uzaklaşmak isteyebilir. Bu uzaklaşma ve soğuma hissi üç günden fazla sürmediği ve bu süreçte uzun süre yataklar ayrılmadığı sürece sorun yoktur.

Zira karı koca arasındaki ihtilaflar soğumaya o da yatak ayırmaya sebep olduysa, buna adım adım sebep olanın aslında şeytan olduğu akla getirilmelidir. Nitekim karı kocanın arasını ayırmak, şeytanın en hoşlandığı işlerden biridir. Üstelik bu, onun bizzat kendi itirafıdır.

Cabir b. Abdullah radıyallahu anh‘tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra çetelerini insanlara gönderir. Çetelerinden onun yanında en yakın mertebede bulunanlar, insanlar arasında en çok fitne çıkaranlardır. Bunlardan biri, şeytanın yanına gelir ve: ‘Falanla o kadar uğraştım, nihayet onu şu ve şu halde bırakıp geldim.’ der. İblis de ona, ‘Vallahi bir şey yapmış değilsin.’ diye karşılık verir. Bir başkası gelir, o da: ‘Ben falan adamla uğraştım, nihayet onunla ailesini birbirinden ayırdım.’ der, İblis onu yanına yaklaştırır ve ona, ‘Sen ne iyi yapmışsın.’ diye cevap verir.” [1]

Bu hadise göre karı kocanın arasını ayırma işi şeytanın en çok önem verdiği işlerinden biridir. Belki de o yüzden herhangi bir günah için insanlara verdiği vesveseden daha çok karı kocayı birbirine düşürmek, onları birbirinden ayırmak için vesveseler verir. Ta ki toplumda bir arada uyum içinde hayat süren, birbirinde sükûnet bulan, dünyada cenneti yaşayan karı kocalar kalmasın.

Ahir zamandayız. Bütün geçmiş ümmetlerin günahları bu zamanda bir araya gelmiş durumdadır. Zina, ölçü ve tartıda hile, namazın terki, Allah’ı bangır bangır inkar etme, dünyaya tapma, Allah’ın verdiği emanetleri bile bile kendi eliyle zayi etme, eşcinsellik, kardeş kanı dökme, büyüğü yok sayma, küçüğe merhametsizlik, Allah yolunda olanlara sefih muamelesi yapma, takva sahiplerini boğazlama ve aleyhlerinde propaganda yapma, doğru yol davetçilerini arkadan hançerleme ve onları yarı yolda bırakma, elindeki nimetlerle yetinmeme ve daha fazlasına göz dikme, bazı insanları yücelterek Allah’a eşler koşma gibi Âdem aleyhisselam’dan günümüze kadar gelen bütün peygamberlerin karşılaşıp ıslah etmeye çalıştığı haram ve fuhşiyatların neredeyse tamamı, yaşadığımız şu zamanda bir araya gelmiştir.

Müminlerin kafasını döndürdüğü her yer kötülükle dolu ve bu zamanın Müslümanları için bu, büyük bir imtihandır. Allah’tan korkan biri için bu adeta nefes alacak yer bulmakta zorlanmak demektir. “Siz öyle günlerle karşılaşacaksınız ki, her yeni gün, giden günden daha kötü olacak. Bu hâl, Rabbinize kavuşuncaya kadar devam edecek.” [2]

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir adam bir kabrin yanından geçerken kendini o kabrin üzerine atıp, ‘Ah! Keşke şu kabirde yatanın yerinde ben olsaydım.’ diye kendini yerden yere vurmadıkça dünya hayatı son bulmayacaktır. O kimse dindarlığı sebebiyle değil, başına gelen belâlar yüzünden böyle davranacaktır.” [3]

Bu hadisler durumu tam olarak özetlemektedir. Dindar olup dünyayı sevmeyen değil de dünya için yaşayan insan bile kötülükler sebebiyle karşılaştığı belalardan dolayı tabuttakilere özenecektir. Varın sadece Allah için yaşayan bir Müslümanın bu sıkışıklığın içinde nasıl daralacağını siz düşünün!

Ama burada konumuz diğer günahlar ve kötülükler değil. Konumuz türlü türlü kötülükleri emreden şeytanın neden karı kocanın arasını ayırmayı bu denli önemsediğidir. Bu işe sebep olan arkadaşına neden özel ilgi gösterdiği ve “iyi iş yapmışsın” dediğini araştırmak ve düşünmektir.

Anlıyoruz ki şeytan yukarıda saydığımız ve saymadığımız bütün günahları ayrı bir kefeye, karı kocanın arasını ayırmayı ise çok ayrı bir kefeye koyuyor. Peki şeytanın bu kadar özel olarak ilgilendiği ve önemsediği bu konu üstünde neden biz bu kadar durmuyoruz ve ayrı bir kefeye koymuyoruz? Cevabını vereyim: Çünkü bizi bu konuda da aldatan ve oyalayan yine şeytanın ta kendisidir. Şimdi gelin hep beraber şeytanın aileyi dağıtma işini neden bu kadar önemsediğini öğrenelim:

1. Karı kocanın arasının düzelmesi demek mutlu bir aile demektir.

2. Mutlu bir ailede huzur, sükûnet, iyilik olur. Şeytan bunlardan hazzetmez.

3. İtikadı sağlam, dini yaşantısında bilinçli, sadece Allah için yaşayan ve bu konuda ailesine destek olan, ailesinin kusurlarını uluorta dökmeyen karı kocayı Allah’ın izniyle hiçbir zorluk yıkamaz.

4. İyi anlaşarak uyumla yaşayan karı kocanın yetiştirdiği çocuklar, yeni nesil için umut vadeder.

5. Mutlu bir ailede büyüyen çocuklar topluma güzel örnek olurlar.

6. Mutluluk bulaşıcıdır. Mutlu bir çiftin yaydığı huzurdan çevresindekiler de istifade eder.

7. Anlaşan eşlerin çocuklarının dini yaşantıya uyumu daha kolay olur.

8. Anlaşan eşler, şeytanın her zaman kadrajında ve nefretindedir.

İşte bu ve benzeri sebeplerle şeytan karı kocanın arasını ayırmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz ve bu iş onun için çok önemlidir. Dikkat edin o yüzden de ahir zamanda iki arkadaş, iki komşu, iki kankadan çok karı kocalar birbirinden ayrılmaktadır. Şeytanın en sevdiği sahnelerin aktörleri, birbirinden sebepsiz yere ayrılan karı kocalardır. Asıl konumuza dönecek olursak bu ayrılığı tetikleyen en önemli ihmallerden biri de karı kocanın basit sebeplerden dolayı birbirinden ayrı yatmalarıdır.

Karı kocanın birbirinden ayrı yatması onları birbirine karşı soğutur. Uzaklaştırır. Artık küçük kusurların bile gözlerinde büyümesine sebep olur. Bedensel yakınlığı önemsiz görmeyin. Evlilikte bedensel yakınlık demek, sıcaklık demektir. Birbirine ısınmak, birbirinden güç almaya başlamak, zamanla tek bir beden gibi olmak, nefeslerin, duyguların, hayallerin, mutlulukların, hatta kaygıların ve üzüntülerin paylaşılmadığı anlarda bile birlikte yaşanması demektir. Bu bedensel yakınlık olmadan karı kocanın birbirinde huzur ve sükûnet bulması neredeyse mümkün olmaz. Zira en azından en zayıf anın olan gece boyunca eşine temas etmezsen, onunla aynı safta nasıl yer alacak ve şeytana karşı tek başınıza nasıl mücadele edeceksiniz.

Karı kocanın her gece önemli bir gerekçeleri olmadan bir arada yatmasını, namaz saflarının arasının her namazda sık tutulmasına benzetebiliriz. Namaz saflarında Müslümanlar arasında ufak bir gedik nasıl aralarına şeytanın girmesine sebebiyet veriyorsa yuvada da karı kocanın ayrı yatması saflarının ayrılması demektir. Bu ayrılışı şeytan kesinlikle kullanacak ve neticede karı koca arasında soğumalar baş gösterecektir. Sizce kimin hoşlandığı bir tablo? Burada en çok kim sevinir? Birbirinden soğuyan karı koca mı, o yuvadaki masum çocuklar mı, her iki tarafın aileleri mi, yoksa şeytan ve dostları mı? Dikkat edin! Sadece şeytan ve dostlarının sevineceği bir tabloya atılan ilk fırça darbesi; karı kocanın ayrı yatmasıdır. Basit gibi görünen ama ayrılık tablosunu şekillendirmeye başlayan yatak ayırma işinden vazgeçin. Böyle yaparak yuvanızı kendinizden, kendinizi de yuvanızdan soğutmayın.

Eşten ayrı yatma İslam’a göre ona verilen bir cezadır. Ceza ise insanın hoşuna gitmez.

“(Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.” (Nisa, 34)

Eşten ayrı yatma, eğer kadın serkeşlik ederse ikinci aşama olarak onu kendine getirme maksadıyla verilen bir uyarıdır. Ama kadın burada toparlarsa artık o kocanın ayrı yatma hakkı kalmaz. Kendisine bu konuda yol arayan, kadın düzeldiği halde ondan ayrı yatan erkek, Allah’ın sınırını aşmış demektir. Bu noktada kadına zulmettiğini bilmeli ve yatağına geri dönerek yuvasını ısındırmalıdır.

Eşini cezalandırmak için yatak ayırma alışkanlığı edinmiş nice erkek vardır ki bu konuda gereksiz yere yaptığı ayrı yatmalardan dolayı Allah’a hesap vereceğini unutmamalıdır. Bu işi aylarca hatta yıllarca sürdürüp de karısını tamamen yuvadan soğutup ayrılmasına sebep olanları ise hiç saymıyorum bile.

Aman dikkat! Bu tehlikeli sınırdan uzak durun. Yuvanızı kendi elinizle şeytanın denizine akıtmayın. Çocuklarınız boğulurken izlemek zorunda kalırsınız.

Diğer yandan kadınlarda yatak ayırma az görülse de onlar da buna tevessül etmeyecekler ki yuvalar sıcaklıktan uzak olmasın.

Eskiden kızların çeyizine “bir yastıkta kocasınlar” diye mutlaka tek yastık konurdu ve karı koca o yastıkta yatardı ki araları iki yastık kadar bile uzak olmasın ve sımsıcak bir yuvanın ana mimarı bu yastık olsun. Şimdilerde ise bu güzel geleneğin sadece sözünü eder olduk. Mesele yastığın tek ya da çift olması değil elbette. Mesele mental olarak ayrılık ruhunun ümmet olarak içimize işlemiş olması. Önce içimize işleyen bu ayrılık ruhunu içimizden söküp atacağız. Sonra sebepsiz yere eşimizden ayrı yatmayacağız. Gündüz ne kadar tartışırsak tartışalım gece aynı yatağa baş koyacağız. Birbirimize kırgın da olsak aynı odayı teneffüs edeceğiz ki şeytan bu kırgınlığı büyütüp aramıza ayrılık sokamasın. Çünkü onun istediği de tam olarak bu.

Basite almayın! Bir yatak ayırmanın ne önemi var demeyin. Yatak ayırmayla başlayan kavgaların önemli bir kısmı ayrılıkla sonlanıyor.

Bütün bunlarla birlikte elbette elde olmayan sebeplerden dolayı, karı koca arasında bir kırgınlık olmadan da ayrı yatma zorunluluğunun olduğu durumları bundan ayırmak gerekir. Mesela yatılı kalınan bir evde aynı odada yatma imkânı olmadığında ya da yenidoğan bebeklerin kolik derecesinde ağlama krizlerinin olduğu gecelerde ertesi gün işe gitmesi gereken babaların bazen hanımlarından ayrı yatmaları gerekebilir. Ama burada da dikkatli olmak gerekir. Bir koca bunu bahane ederek eşinden ayrı yatmayı alışkanlık haline getirirse hanımına vesvese gelmeye başlayabilir, eşinden uzaklaştırabilir. Kendisini yalnız hissetmesine sebep olup karı koca kavgalarına sebep olabilir. O yüzden bu durumda bile ayrı yatmalar çok uzatılmamalı ki araya soğukluk ve şeytan girmesin.

Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.


[1]. Sahih Hadis, Müslim rivayet etmiştir.

[2]. Buhârî, Fiten, 6; Tirmizi, Fiten, 35/2206

[3]. Buhârî, Fiten 22; Müslim, Fiten 54