Kapak Dosya – Ümit Şit / 2025 Kasım / 156. Sayı
Mekkeli müşrikler zamanında da vadeli satışlar vardı ve vadeli ticareti, faiz ile aynı görüyorlardı. Onlar şöyle dediler: “Ticarette faiz gibidir. Ticaret yaparken de 10 liraya aldığını 1 yıl vade ile satacağın zaman 20 liraya satıyorsun. Bende paramı borç verirken 1 yıllığına verince farkımı alıyorum neden faiz haram olsun ki..”
Bu durumun üzerine Allah Teâlâ ayet indirdi ve şöyle buyurdu: “Bu, onların ‘alışveriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.” (Bakara, 275)
Eğer iman etmiş müminlerseniz Allah ticareti helal, faizi haram kılmıştır. Bu yüzden ikisi aynı şey asla değil. Bugün bunu direten nice tüccar var. Eşya satarken faiz oluyor da para satınca neden olmuyor diyorlar. Olmaz çünkü, Allah ticareti helal, faizi haram kılmıştır. Para satmak gibi bir ticaret yoktur. Bunun adı olsa olsa garibanı sömürmek olabilir. Nerede o müminler ki! Allah haram dediyse bizim için bitmiştir. Asla fetva aramam diyen yiğitler nerede? Nerede o cengaverler ki! Rasûlullah dediyse son sözü söylemiştir ve bana da onun sözünün üstüne söz yakışmaz…
Sevgili mümin kardeşim! Elbette sende ailen için ya da başka bir ihtiyacın için birikim yapacaksın. İhtiyatlı ve tedbirli olmak senin kimliğindir. Ancak birikim yaparken meşru yollara başvurman senin dinindir. Tabiki sen gidip vadeli hesap açarak açıktan faiz yiyecek değilsin. Ya da kiradan az para geliyor, kiracının da evinde derdi bitmiyor diye evini satıp, o parayı faize verip her ay karnına ateş dolduracak da değilsin. Bu konuda asgari düzeyde her Müslüman elhamdülillah bilinçlidir. Benim söylemek istediğim başka şeyler var.
Bir Müslüman öncelikle güçlü Müslüman, zayıf Müslümandan daha hayırlıdır hadisini kendi nefsine paravan yapmayı artık bırakmalıdır. Güçlü Müslüman olmak adına, ticarette kapasitesinden daha çok yükün ve sorumluluğun altına girmekten geri durmalıdır. İşini büyütmek adına renkten renge, şekilden şekle girmeyi terk etmeli ve düşünmelidir. Allah beni niçin yarattı? Günde 12 saat çalışmak için mi? Yoksa ticarethanelerini çoğaltmak için mi? Senin yaratılış gayen bunlar mıdır? Bardağı insanlar su içmek için üretti. Ama sen kalkıp bardağı çekiç olarak kullandığını düşün. Hem bardak kırılır hem de kırılan bardağın cam parçaları yüzünden yaralanırsın. Söylemek istediğim şudur ki, sen bir fiil para kazanmak ve servet büyütmek için yaratıldığını düşünüyorsan önce o servetin bardak gibi parçalanacak ve parçalanan servetin eritilip üzerine dökülecek. Bu durumu hayal et kardeşim.
Peki Müslümanın ticareti büyümesin, olduğu yerde saysın, hep zengin olan münafık ve kâfirler mi olsun demek istiyorum? Hayır tabii de. Şunu demek istiyorum. Sen işini yap, dininden taviz verme, Allah yolunda takatin doğrultusunda mücadele et, mesai harca ve O Hayy olan, O Kayyum olan, O tüm mülkün gerçek sahibi olan Allah’a tevekkül et. İkinci evi alacağım diye kendini dünya yükünün altına sokma. Ya da evin yok, kiracısın diye faizli işlemlere tevessül etme. Eğer bu yola tevessül etmeyip biraz sıkıntı çekip Allah’a tam tevekkül edersen Fettah olan Allah sana yeni yeni kapılar açacaktır. Elhamdülillah bu durumun canlı örneklerine şahit olmaktayız. Faizli ev kredilerine girmeyen kardeşlere Allah’ın farklı kapılar açtığına Müslümanlar şahittirler.
Elbette kazandığının fazlasını ailen için biriktirirsin. Ama birikimin enflasyona mı yeniliyor? O zaman en güzeli altına çevirmendir. Gayet meşru ve gayet şüpheden uzak. Hem enflasyonda değer kaybetmez. Hem de helal yol ile birikim yapmış olursun. Zaten asıl para kâğıt banknotlar değil altın madenidir. Kâğıt banknotlar sadece altının itibarını simgelemek için ortaya çıkarılmış itibari bir paradır. Savaşta da barışta da altın geçerlidir. Zarara da uğrayabilir, kârda yapabilirsin. Artı ve eksi yönü olduğu için faizden uzaktır. Faiz tek yönlüdür hep verir. Sana verirken başkalarının alın terini sömürür. Başkalarının birikimlerine çökerek senin aylık faizini öder. O yüzden Müslümanlar için altın birikimi şu sistemde en temiz yol olarak görülmektedir. Hem birikim yaparsın hem de birikiminin zekâtını vererek ahiretin içinde birikim yapmış olursun.
Mesleğinde ve ticaretinde daha çok para kazanacağım diye kimliğinden taviz verme, şekilden şekle girip müşteri kazanacağını zannetme. Ya da büyük stresler içerisinde nasıl büyürüm diyerek kafanı bu dünya malı için patlatma. Nitekim bu dünyada senin olan; yediğin, giydiğin ve Allah için verdiğin değil midir? Sen dürüst ve kanaat sahibi olarak ticaretini yap. Tamahkar değil, tevekkül ehli ol. Bu doğrultuda ilerlerken Kerim olan rabbin sana lütufta bulunup sana fazla fazla mı verdi? İşte o zaman cebini doldur. İhtiyacından fazlasını biriktirirken, yetimlerin, yoksulların hakkını da unutma. Daha fazla kazanacağım diye daha çok mesai yapıp para birikimi yerine ailen ile anılar biriktir. Çocukların ile fazla mesai yap. Onların iyi bir Müslüman olması için kafanı yor. Onların terbiyesi için kafa patlat. Onları Allah’a ram olacak kul olabilmeleri için paranı harca ve Hanne annemiz gibi: “Yarabbi! Ben bu çocuğumu senin için büyüttüm onu benden kabul buyur” de. İşte asıl birikim budur.
Asla dünyayı kovalama. Dünyada kalacak olan ve kimsenin hayrına yaramayacak bir servet biriktirdiysen kork kardeşim. Çünkü iki metrelik dar bir çukurda o servet seni kurtaramayacak. Kurtaracak olan ahiretin için biriktirdiklerindir. Hadi kardeşim! Dünya onların, ahiret bizim olmasın mı?










