Kalpte Kilit Dilde Dua: Ziyafet Bahçesinde Aç Kalanlar

Serbest Köşe – Muhammed Yücel / 2025 Haziran / 151. Sayı

Her şey yerli yerinde… Mescitler açık, ilim halkaları devam ediyor, vaazlar veriliyor. Fakat bazı kalplerde derin bir boşluk ve soğukluk var. Lezzet kaybı, huzur eksikliği, tat alamama… Acaba sorun rahmette mi, yoksa bizim kalplerimizde mi?

Ey “Yıllardır mescitlere gidiyorum, ilim halkalarına katılıyorum, sohbetler dinliyorum ama eski tadı yok, doyamıyorum” diyen sevgili kardeşim!

Sen aslında aç bir halde bir meyve bahçesine girip çıkıyorsun ve bu bahçe türlü meyveleriyle seni doyurmaya hazırken, sen açlığını gidermek için bahçeyi dolaşmak, tırmanıp meyveleri toplamak, dalların dikenlerine maruz kalmak zahmetine katlanmadan olduğun yerde, “Bu bahçe beni doyurmuyor” diyen bir şaşkın gibisin.

Hâlbuki bir aşkla o meyvelerin isimlerini teker teker öğrendin. Renklerini, şekillerini gözlerinle müşahede ettin. Bahçeye girdiğin o ilk zamanlarda, tıpkı dini öğrenmeye başladığın ilk günlerdeki gibi kulağını ve belleğini bilgilerle doldurdun. O meyvelere dair birçok şeyi ezberledin. Ama günler geçtikçe doymadığını, bilakis açlığının arttığını fark ettin.

Sana “Bu bahçenin nimetleri çok lezzetlidir, doyurucudur” denilmişti yıllarca. Ağacın altında bekleyip “Elma, elma, elma…” demelerini ve bu şekilde doymayı mı bekliyorsun? Elmanın adını anarak doymayı beklemekle elmayı tatmak bir değildir. İşte şimdi kalk, harekete geç ve bu sözü bizzat kendin tadarak tecrübe et. Mescitlerin nimetlerinden faydalan. Kur’an dinleyip hiçbir ayet üzerinde düşünmeyen, amel etmeyen, her hutbede hakikatleri işitip yine de kalbine indirmeyenler gibi olma.

Bak, Allahu Teâlâ ne buyuruyor: “Kur’an’ı düşünmüyorlar mı, yoksa kalplerin üzerinde kilitler mi var?” (Muhammed, 24)

Bu ayet, kalbi kilitli olanın değil, Kur’an’ı düşünmeyenin, düşünüp kıpırdanmayanın gerçek açlığına işaret eder. Mescitlerde sunulan nimetler hep aynı… Değişen, bizim o nimete ne kadar iştahla yaklaştığımızdır. O meyvelerde mi bir tat yok, yoksa kalbimiz başka tatlara mı alıştı? Dünya lezzetleriyle doyurulmuş bir mide, maddi muhabbetlerle dolu bir kalp, hareket etmemizi engelliyordur belki de… Eğer mescitte, ilim halkalarında, dinlediklerimizde bir lezzet kalmamışsa bu, kaynağın değil kabın sıkıntısıdır. Onu doldurmak için zahmet etmeyen, elinde kap, meyvelerin isimlerini sayıklayıp duran ve bir yandan da kabının dolmasını bekleyen gafilin hatasıdır.

Sen ilmi sadece dinlemekle yetinir, amel etmezsen; mescide sadece kulaklarını götürür, kalbini geride bırakırsan; rahmetin sağanak sağanak yağdığı o anlarda haddinden fazla dünyalık ve faydasız konuşmalarla, dinlediklerini amele dökmemekle, ailene, eşine, dostuna anlatmamakla rahmete şemsiye tutarsan, “Bahçe beni doyurmuyor.” diye feryat etmen ne kadar hakkaniyetli olur, değerli kardeşim?

Bu ilim bahçelerinde nasıl lezzet alınır, nasıl doyulur; gel, selef-i sâlihînin sözlerine bakalım:

Abdullah bin Mesud radıyallahuanhuma şöyle der:“Biriniz ilim talep ettiğinde onunla amel etsin. Zira ilim, amel için indirilmiştir.”[1]

Hasan-ı Basrî rahimehullah da şöyle der:“İlim, rivayet çokluğu değildir. Asıl ilim, Allah’tan korkudur.”[2]

Bugün Kur’an da aynı, sünnet de… Mescitler de aynı… Değişen şey, bizim açlığımızı unutmamız ve bahaneler üretmemizdir. Allah’ın sunduğu bahçeye bahane bulan dil, aslında kendi tembelliğini örtmektedir.

Kardeşim, ne zaman mescide giderken kalbini açarsan, işte o zaman meyvenin tadını alırsın. Şeytanın vesveseleriyle “Bu hoca da hep aynı şeyleri söylüyor, kitaplarda hep aynı şeyler var.” deme! Aynı ayeti, aynı hadisi her duyduğunda farklı bir tefekkürle yaklaş. Zira Kur’an ve sünnet, sürekli hikmetler bitiren uçsuz bucaksız bir bahçedir.

Defalarca dinledin, ezberledin, okudun… Şimdi amel zamanı, harekete geçme zamanı! Bunu yaparsan göreceksin ki, o aynı mescit, aynı sohbet meclisi senin için bambaşka bir dünyaya dönüşecek.

Gel, nefsini ve bahanelerini sustur. Tat bu güzel nimetleri. Rabbinin rahmet bahçesinde vakit geçir. Dikenlere sabret. Her dikenin ucunda bir rahmet meyvesi vardır. (Her dikeni bir imtihan, her meyveyi bir mükâfat bil) Yorul, çabala, öğren, amel et! İşte o yıllarca aradığın lezzet orada. Gönül açlığını doyuracak güzellikler orada, seni bekliyor…

Yâ Rabbi!

Kalplerimizi hakikate aç, gönüllerimize Kur’an’la hayat ver.

Dinlediklerimizi amel ile süslemeyi bize nasip eyle.

Rahmetine şemsiye tutan gafletlerimizi kaldır.

Mescitlerini bizim için huzur, secdelerini sığınak eyle.

Her ayeti yeni bir uyanış, her nasihati bir kurtuluş vesilesi kıl.

Bizi sana yaklaşanlardan; meyvesi sadece anlatan değil, tadan ve tattıran kullarından eyle.  


[1]. İbn Abdilberr, Cami’u Beyanil’-İlmi ve Fadlih, cilt 1, sayfa 57-58.

[2]. İbn Abdilberr, Cami’u Beyanil’-İlmi ve Fadlih, cilt 2, sayfa 53-54.