Hangimiz Rasûlullah Sav’e Daha Çok Benziyoruz?

Kapak Dosya – Derya Fıçıcı / 2025 Haziran / 151. Sayı

Sahabe-i kiram bazı arkadaşlarından bahsederken “İçimizden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e en çok benzeyenimiz o idi.” şeklinde ifadeler kullanarak bize bazı sahabileri işaret etmişlerdir. Örneğin bunlardan biri Abdullah ibni Mesud radıyallahu anh’tır. Ahlakı ve davranışlarıyla en çok ona benzeyen… Ensar onun hakkında diyor ki biz onu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in akrabası sanardık. Çünkü Rasûlullah’ın evine en çok giren oydu. Kim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile daha çok oturursa, kim daha çok yanında bulunursa en çok o benzerdi elbet. Salihlerle oturup kalkmak da öyle değil midir? Onların hâlleri bize sirayet etmez mi? Evlerimizde, ruhlarımızda iz bırakmazlar mı? Bırakırlar elbet.

Şimdi biz de düşünelim aramızda hangimiz en çok Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e benziyor. Acaba gerçekten bu mübarek yarışın içine girdik mi? Böyle bir yarışma yapsaydık bu yarışı hangimiz kazanırdı?

Ve aklımıza ardı ardına gelen sorular…

Hangimizin yürüyüşü daha fazla benziyor Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e?

Hangimizin yemek yemesi, oturuşu, hangimizin evi daha çok benziyor hane-i saadete?

Tüm gayretimiz bunun için olmalı. Gecemiz, gündüzümüz, hayatımızın anlam arayışı burada tamamlanmalı. Motivasyonumuz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e benzemek olmalı. Evet bizler belki vahyin inişine şahit olamadık; Ümmü Eymen gibi o günleri özleyemeyiz.

Hicrete şahit olamadık; Ensar gibi sevinemeyiz. Medine-i Münevvere’de Bilali Habeşi’nin ezan okuduğu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Medine sokaklarında yürüdüğü o Asr-ı Saadet günlerine şahit olamadık. Ancak bugün onun ümmeti olarak bizim yürüdüğümüz yollar onun yürüyüşü gibi, onun adımları gibi adımlara şahit olmalı.

Şehirler, yollar, caddeler, sokaklar demeli ki: “Şu yürüyen adamlar var ya, bunlar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in adamları.” Ağaçlar, taşlar, yer ve gök buna şahit olmalı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisinde bizleri uyarıyor:

   “İçinizden öyleleri olacak ki, önceki kavimlerin âdetlerini karış karış, arşın arşın takip edecekler. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girseler bile peşlerinden oraya girecekler.”[1]

Bu hadisten şunu anlıyoruz: Öyle bir gün gelecek ki Müslümanlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i takipten çıkıp başka milletleri, Yahudi ve Hristiyanları taklit edecek. Onların yaptıklarını bire bir harfiyen uygulayacak yani onları kendilerine kıble yapacaklar. Bugün bu taklitçiliğe çeşitli bahaneler üretebiliriz. Zamanın ve şartların getirdikleri gibi ama hiçbir gerekçe büyük bir iflası asla mazur göstermeyecektir.

Alimlerimiz bu olumsuz takibin daha çok küfürle değil günahlarla gerçekleşeceğine, sosyal hayatlardaki tezahürlerle yorumlamışlardır. Son dönemdeki hâlimize baktığımızda, hayatın birçok alanında kime-kimlere benzeme yarışında olduğumuzu görebiliyoruz? Dünya hayatını, ahiret hayatına tercih ederek değersiz ve kıymetsiz şeylerle meşgul olduğumuzu, gayrimüslimlere ait âdet ve gelenekleri taklit etmede bire bir yarış halinde olduğumuzu müşahede ediyoruz. Oysa Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tepeden tırnağa onlara muhalefet etmişti.

Abdullah bin Ömer’den radıyallahu anh nakledildiğine göre, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim bir topluma benzerse, o da onlardandır.”[2]

Kitap ve sünnetin kazandırdığı güzelliği yabancı ve kötü bir kimlikle değiştirmek kötü bir taklitçilik değil de nedir?

Günlük zikirlerimiz içerisinde sabah ve akşam şu sözleri öğretmemiş miydi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Rab olarak Allah’tan din olarak İslam’dan peygamber olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den razıyım.”

Yaşam biçimimiz, seçim ve tercihlerimizle, uyguladıklarımızla, gerçekten razı mıyız? Kalbimize tam oturmuş, mutmain olmuş bir hâlde razı mıyız?

Sokakları dolaştığımızda giyim kuşamıyla, saçı sakalıyla tepeden tırnağa, ahlak ve öğretileriyle razı olduğumuz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in örnekliğini mi; yoksa başka milletleri taklit eden  ızdıraplar içinde kimlik kargaşası yaşayan yüzler mi görüyoruz?

Selam ve dua ile…


[1]. Buhârî, Enbiyâ, 50.

[2]. Ebû Dâvûd