Kapak Dosya – Ümit Şit / 2025 Haziran / 151. Sayı
Hadis ve sünnet inkarcılığının gündemini koruduğunu görmekteyiz. Hadisleri yok sayan ve sadece İslam kaynağı olarak Kur’an-ı Kerim’i kabul edenlerin çoğunun sığ bir bakış açısına sahip olduklarını müşahede etmekteyiz. Hadisleri inkâr edenlerin, peygamber efendimizin sünnetini inkâr ettiklerini ve böylece peygamberimizi sadece bir postacı mesabesine indirdiklerini de görmekteyiz. Peygamberimizin söylediklerini madem kabul etmeyeceksiniz o zaman Kur’an-ı Kerim’in 23 yılda parça parça olaylar üzerine inmesine gerek yoktu. Herhangi bir dağın üzerine ya da bir çölün üzerine melekler tarafından indirilebilirdi. O zaman sadece Kur’an diyenler haklı çıkabilirlerdi. Ancak onların dedikleri gibi olmadı çünkü Kur’an evrenseldi ve o zamanın Araplarının bile bilmediği kelimeleri, kavramları ve belagati içeriyordu. Kur’an’ın, anlaşılmayan yerlerini birilerine sorma yani tefsiri yapılmasına ihtiyaç vardı. Çünkü insan çoklu bir psikolojiye sahip sosyolojik bir varlıktı. Kur’ anın ayetlerinden herkes farklı bir yorum çıkarabilir. Bu durum ise fikirde ve amelde birliği yok eder. Şayet İslam, 1450 yıldır hala zamanın zalimlerine karşı bir tehdit oluşturuyorsa bu İslam ümmetinin fikir birliği içinde olduğunun göstergesidir. Çağdaş alim ve fikir adamlarımız hadis inkarcısı akademisyen ve ilahiyatçılarına karşı yazılı ve görsel reddiyeler yaparlarken gençlerin sünnet inkarcılığına giden çıkmaz sokağa sapmalarının sebepleri nelerdir? Bu sebepleri irdeleyeceğiz inşallah.
1. TV’ lere çıkan hadis inkârcısı akademisyenler
Üniversitelerin çoğalması ile beraber ülkemizde üniversiteli sayısı artmıştır. Çeşitli bölümlerde okuyan gençlerin kendi frekanslarına uyan kişilere rağbet ettikleri kaçınılmaz bir durumdur. Çeşitli akademisyenlerin ilahiyatın yanında felsefe, mantık, psikoloji vs. gibi pozitif ilim dallarında doktora yapmış olmaları çok yönlü olmalarına sebebiyet vermektedir. Ancak bu düzenli ilimlere yaklaştıkları gibi hadis ilmine ve tarihine yaklaşmamaktadırlar. Birkaç hadise rast gelip kendi mantıklarına uymayınca tüm hadisleri reddeden bu anlayış, TV’lerde ciddi kitlelere ulaşmaktadır. Dinden çok, felsefe ve mantık ile güzelleme yapan bu akademisyenler hadis ilminden yoksundurlar. Bu akademisyenleri izleyen gençlerin retorik konuşmalara ve bilimsel söylemlere yenik düşerek sapmaları gerçekten çok üzücüdür.
2. Kemalist ve seküler sosyal medya fenomenlerinin hadis inkarcısı oluşu
Sosyal medyada hatırı sayılır bir kitleye canlı yayın açan sonradan Müslüman olmuş, ancak Kemalist zihniyetini silmeyi başaramamış fenomenlerin varlığı gençleri etkilemektedir. Bu canlı yayında fenomenin kendi özel yaşamıyla alakalı herhangi bir konu hakkında yorum yapmalarını isteyen kitlelerine biraz mizah, biraz argo ile sohbet havasında geçirmektedir. Ergen gençlerin oturmamış zihin yapılarını bu kadar hızlı kuşatmalarının sebebi, anne babalarının sohbet ve muhabbetinden eksilen yerlerinin hızlı bir şekilde dolduruyor olmalarıdır. Fenomenler genelde rol model olarak algılandığından gençler araştırmadan, sayıların çokluğu psikolojisiyle fenomenin zihin yapısının üyeleri haline gelmektedir.
3. İslam’ın temsili yönünden eksik olan Müslümanların tavırları
Hadisleri inkâr eden gençlerin ehli sünnet geleneğine içten içe düşmanlık beslediğini konuşmalarından ve tavırlarından anlayabiliyoruz. Peki neden geleneğe düşmanlar? İşte bu durum çok köklü olmasına rağmen çokta basittir. Ne yazık ki İslam’ın namazını, orucunu, haccını alan bazı Müslümanlar, peygamber efendimizin ahlakını örnek almamışlardır. Bu durum ise toplumda çelişkiler doğurmaktadır. Daha hadis inkârcısı boyutuna gelmeyen gencin küçükken bu tip Müslümanlara denk gelmesi ve Müslümanın da kötü bir tavır sergilemesi çocuk tarafından nahoş karşılanmaktadır. Tabiki medyanın da Müslümanları kötü göstermesi eklenince bu durum köklü bir ön yargılara sebep vermektedir. Küçükken sakallı ama çocuklara karşı şedit olan cahil Müslümanların bugünün gençlerinin dinden soğumasına ya da bu kötü örnekleri gören bir yandan da Allah’tan fıtratı gereği kopamayan gençlerin geleneği kökten reddettiğine şahit oluyoruz. Bu yüzden her Müslüman unutmamalıdır ki bir küçük çocuğa iyi niyet ve tebessüm göstermediğinizde Allah katında sorumlusunuz.
4. Hurafe ve bidatleri dindenmiş gibi gösteren basiretsiz, ferasetsiz hocaların varlığı
İç bunalımlar yaşayan bir gencin Allah’a dönmesi, ona sığınması, Allah varsa O bana yeter demesi normal bir durumdur. Böyle bir duruma gelen gencin dinini öğrenmek istemesi de normaldir. Ancak nereden ve kimden öğrenmesi önemlidir. Eğer namaz, abdest, oruç, temizlik gibi ilmihal bilgisi öğrenecek ise her hocadan öğrenebilir. Ama kendini Allah’a tam olarak teslim edecekse, bu yola hizmet edecekse, ölüm ne zaman gelir bilmiyorum her an Allah yolunda olayım diyecekse işte bu durumda eğitici hocalar büyük önem taşımaktadır. İşte bu durumdayken hurafe ve bidatlerle kolay ve basit olan İslam’ı zorlaştıran hocalara denk gelen bu gencin imtihanı biraz zor geçecektir. Çünkü ilk araştırma olarak Kur’an-ı Kerime yönelen gencin okudukları ile hurafeci hocaların anlattıkları ne yazık ki çelişki oluşturacaktır. Bu durumu gören genç hızla uzaklaşıp o hocaların delil olsun diye eğip büktükleri hadisleri ya da uydurma hadisleri toptan yok sayacaktır.
5. Medyanın ehli sünnet Müslümanları karalamaları
Tarih boyunca zamanların zalim rejimleri tarafından ehli sünnete karalama yapıldığı gibi günümüzde de ağzının tadı kaçmasın diye hakka düşman olmuş olan rejimlerin uyduları olan medya sektörü Müslümanların sakalı, kılık kıyafeti üzerinden ön yargılı karalama kampanyaları oluşturmaktadır. Günümüzün sabetayist, Kemalist gazetecileri tarafından Müslümanların aşağılanması, kutsallarına ve şiarlarına dil uzatılması normalleşmiştir. Günümüz rejimlerin başında bir Müslüman olsa dahi bu satılık kalemlere bir şey yapmamaktadırlar. Aksi durum söz konusu olduğunda bu sabatayist ve Kemalist rejimin bağnazları tarafından Müslüman gazeteciler hapsedilmekte, işkence edilmektedir. Bu medya gücünün propagandasına maruz kalan gençlerin aşağılık psikolojisi algısı ile ehli sünnete hiç yoktan düşman olmasını sağlamaktadır. Yine iç bunalım yaşayan gençlerin Allah’tan kopamayışları sebebi ile gelenek ile arasını açarak hadis inkarcısı olduğu görülmektedir. Sırf aynı statüde olmamak için farklı bir yol tutmaktadırlar. Ama çıkmaz bir yol.
6. Kur’an-ı kendi heva ve hevesine göre yorumlamak istemeleri
Şimdiki gençlerin önceki kuşak gibi taklit ile hareket etmediklerini daha çok kendilerinin tahkik etme arzuları ile hareket ettiklerini görüyoruz. İslam ilimlerini diğer pozitif ilimler ile karıştırma yanlışına kapılmış olan gençler, felsefe ya da sosyolojiyi tek başıma öğrendim deyip tek başına İslam ilmine yönelmesi ile başlayan yolculuğu onu çıkmaz bir sokağa götürmektedir. Bir öğrenci sosyolojiyi tek başına öğrense bile tıp ilmini kendi kendine öğrenemez. Ben tek başına şu kitapları okuyup doktor olacağım diyen kişinin ne kadar akli dengesini araştırma gereği duyuyorsak, İslam ilimleri hakkında böyle düşünen biri için neden aynı şeyi düşünmeyelim? Gencin bu tavrı kibrini beslemekten öteye geçmemektedir. Bu tavırla sergiledikleri konuşma hem çok cahil olduğunu göstermekte hem de gülünç duruma düşmesine sebebiyet vermektedir. Bu gençler daha çok şu eleştiriyi yaparlar “siz hocaları ilah edinmişsiniz.” Halbuki kendisi, kendi hevasını ilah edinme yolundadır.
Sonuç olarak; daha birçok sebep vardır gençlerin hadis inkarcısı olmalarına dair. Peygamberin hayatına vakıf olmamaları, sahabenin fedakârlıklarını içselleştirememeleri, bir gruba dahil olma arzusu, farklı bir söylem üzerinden giderek farklı olma çabası gibi birçok psikolojik ve sosyolojik etki vardır. Gençlerin bu durumları bir yandan kötü olarak görülmektedir. Nitekim kendi akıbetleri için kötüdür de. Ancak her genç aynı değildir. Ne kadar çok çıkmaz sokağa giren genç varsa tahkik eden, okuduğunu anlayan, iyi niyetle İslam’a yaklaşan, açık aramak için değil de öğrenmek için uğraşan gençlerde çoktur. Gençlerden umutluyuz. Birileri kuşakları yarıştırarak algılara oynasa da biz gençlerin elinden tutmak zorundayız. Hem toplumumuz için hem de cennete bir fert daha kazandırmak için şeytana ve avenelerine inat. Kur’an-ı Kerim resmimizin genel çerçevesidir. Peygamber efendimizin hadisleri ise o çerçevenin içindeki dağlar, ovalar, yollar, nehirlerdir. Kur’an ve sünnet bakışı ile bakarsan görebilirsin büyük resmi. Aksi takdirde resmin güzelliğinden ve getireceği faydadan uzaklaşırsın.