Nebevi Aile – Halime Yılmaz
Hamd kadını ve erkeği, birbirine muhtaç kılan ve onları farklı yaratan Allah’a mahsustur. Salat selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun ailesine ve ashabının üzerine olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve inayeti, tüm Müslümanlara olsun.
Kadın ve erkek, birçok sebeple ihtilafa düşüp birbirini anlayamamaktan şikâyet etmektedir. Bu yazımızda, kadın ve erkeği anlaşmazlığa ve ayrılığa düşüren önemli bir konudan bahsedeceğiz inşallah.
“Fıtrat farklılığı”, kadının da erkeğin de bilmesi, kabul etmesi ve bu fıtrata göre hareket etmesi ve böylece mutluluğu yakalaması açısından önemlidir. Çoğu karı-koca aslında mutlu bir aile olma potansiyeline sahiptir. Ama aralarında sık sık küçük olduğu düşünülen meselelerden sorunlar meydana gelir ve bu sorunun ana kaynağı genelde fıtrat farklılığının farkında olmamak ya da bu farklılığı kabullenmemektir. O yüzden fıtrat farklılıklarını bilmek, eşler arası ilişkilerde çoğu durumda faydalı olacaktır.
Önce fıtratın tanımıyla başlayalım. Fıtrat; mizaç, yapı, yaratılış, tabiat, meşrep, doğa, karakter, yaratılış, insandaki doğal özellikler anlamlarına gelir. Yani fıtrat, insanın doğuştan sahip olduğu özelliklerdir. Rabbimiz Rum Suresi 30. Ayette şöyle buyurmaktadır:
“(Râsulüm!) Sen yüzünü Hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.”
Ayete dikkatle kulak kesildiğimizde insanın fıtratının yani yaratılış özelliklerinin değişmeyeceğinden bahsetmektedir. Kadın, doğası ne kadar bozulmaya çalışılırsa çalışılsın kadındır ve ondaki kadınsı özellikler hep kalır. Kadını erkekleştirmek isteyenler, arzuladıkları şeye ulaşmazlar. Ama kadını bozarlar ve hiç beklenmedik bir insan haline getirirler. Bunlar, erkek fıtratı için de geçerlidir. Erkeği kadınlaştırmaya çalıştıkça fıtrat değişmiyor; maalesef bozuluyor. Bu da hiç istenmeyen sonuçlar meydana getiriyor. Bugün haddini aşan ve Rabbine karşı sınırlarını aşan insanlar, fıtratları bozuk bazı gayrı âkıllara, bedenen erkek ama ruhen kadın ya da tam tersi olduklarını söylettirerek toplumu fesada sürüklüyorlar. Ama bilim isterse son seviyede gelişmiş olsun yine de fıtratları değiştiremezler. En fazla bozarlar ve maalesef bunun bedelini hep birlikte ödemek zorunda kalırız. Çünkü Rabbimiz “Allah’ın yaratışında değişme yoktur.” buyurmaktadır. Kim ne yaparsa yapsın fıtrat değişmez. İnsanı mutlu edecek yegâne yol, yaratıldığı fıtratı kabullenmek ve o fıtrata göre davranmaktır.
Fıtratın kabullenilmemesinin sorunlara yol açtığı bir başka saha da ailedir. Özellikle karı kocalar birbirinin rollerini üstlenmeye çalıştıkça, “ben böyleyim, o neden değil” diyerek kendi fıtratını eşinin fıtratına kıyasladıkça evlilikte bazı sorunlar peyda olmaktadır. Kadın, kadın olarak, erkek de erkek olarak kalmalı ve herkes kendi sorumluluk sahasında hareket etmelidir. Yeri ve zamanı geldikçe elbette birbirlerine yardım edeceklerdir. Ama bu, tüm zamanlara yayılmaya çalışılmamalıdır. Şimdi kadın fıtratı ile başlamak istiyorum.
Kadın Fıtratının Bazı Özellikleri
– Kadın narin, nazik ve hassastır.
Enes b. Mâlik anlatıyor: “(Veda Haccı yolculuğu esnasında) Ümmü Süleym Hz. Peygamber’ in sallallahu aleyhi ve sellem eşleriyle beraberdi. (Enceşe isimli) bir kılavuz onların develerini yönlendiriyordu. (Enceşe söylediği ezgilerle develeri hızlandırınca) Peygamber allallahu aleyhi ve sellem ona şöyle seslendi: “Ey Enceşe, kristalleri taşırken yavaş ol!”[1]
– Kadın ince düşünür ve ayrıntıcıdır.
– Kadın, merhamet ve şefkatin membaıdır.
– Kadın, sevgi ve ilgiyle güzelleşir ve bunlara ömrü boyunca ihtiyaç duyar.
– Kadının duygusallığı ön plandadır.
– Kadın, sertlik ve kabalıkla terbiye edilemez ve kıvama getirilemez.
Ebû Hureyre radıyallahu anh ’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz.”[2]
– Kadın, güzelliğin, anneliğin ve terbiye etmenin sembolüdür.
– Kadın, sevildiğini sürekli duymak ister.
Erkek Fıtratının Bazı Özellikleri
– Erkek, gücün sembolüdür.
– Erkeğin mantığı ön plandadır.
– Erkek, olaylara daha düz ve genel bakar ve ayrıntılara genellikle bakmaz.
– Erkek, övülmekten, güçlü ve arkasına sığınılan biri olarak görülmekten ve kendisine itaatten hoşlanır.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
“Kadın beş vakit namazını kıldığı, Ramazan orucunu tuttuğu, fercini koruduğu (yani zina yapmadığı) ve kocasına itaat ettiği vakit ona; Cennetin hangi kapısından dilersen oradan gir! denilir.”[3]
– Erkek, küçük düşürülerek ve gücü küçümsenerek kıvama getirilemez.
– Erkek, evin yöneticisidir.
“Allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Saliha kadınlar Allah’a itaatkârdır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar…”(Nisa, 34)
Tüm bu özellikler, iki cins tarafından iyice okunmalıdır. Ardından da karşı cinsin fıtratı olduğu gibi kabullenilmeli ve zıddına gidilmemelidir. Aksi halde o kişinin kalbine girilemeyeceği bilinmelidir.
Mesela; bir kadın, sevgisiz bırakılır, güzel olmasa da güzel olduğu söylenmez, hassas duygularıyla alay edilir, detaycı bakış açısı küçümsenir ve değerlendirilmezse ya da sanki yokmuş gibi davranılırsa o kadın kaybedilir. Bedenen erkeğin yanında olsa da ruhen kaybedilir. Böyle bir kadının kalbinden eşinin sevgisi bir kere giderse, onu geri getirmek pek mümkün olmamaktadır.
Bunlar olmadan evvel, kocalar kadınların sevgi ihtiyacını kabullenmeli ve onları sevgiye doyurmayı ihmal etmemelidirler. Aynı şekilde bir erkeğin, güçlü yönleri ortaya çıkarılmaz, övülmez, onunla sürekli cedele girilir ve ona karşı erkek gibi davranılır ve o yokmuş gibi hareket edilirse o erkek kaybedilir. Bu olmadan evvel kadınlar, kocalarının önem verdiği meşru işleri önemsemeli, ara ara onların işini takdir etmeli ve güçlü yönlerini dile getirmelidirler. Yuvalarda mutluluk, eşlerin birbirinin fıtratını kabul edip o fıtrata göre davranmasıyla elde edilir.
[1]. Müslim, Fedâil, 72
[2]. Buhârî, Enbiya 1, Nikâh 80; Müslim, Radâ’ 60. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ 11, Tefsîru sûre (9) 2; İbn Mâce, Nikâh 3
[3]. Ahmed bin Hanbel Müsned 1661, İbn Hibban 4163, Albâni Sahihu’l-Cami’ 660








