Çocuk Yetiştirmede Nebevi Yöntem-3
Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salata, selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun ailesi ve ashabına olsun. Allah’ ın selamı, rahmeti, bereketi, hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.
3. Çocuğuna, Cinsiyetini ve Fıtratını Kabul Ederek Muamele Et:
Her çocuğun fıtratı farklıdır. Aynı ailede ve çevrede yetişen kardeşler bile çoğu zaman farklı mizaç ve karaktere sahiptirler. Bu fıtrat ve karakterlerin farklılığı el-Bârî (emsalsiz yaratan) ve el-Hâlık (yaratan) olan Allah’ın mükemmel yaratışının delillerinden biridir.
“Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık.”[1]
Bazı çocuklar güneş gibidir, hemen parlar, etrafını aydınlatır.
Bazısı ay gibidir, ışığını etrafından alarak çevresini güzelleştirir. Kendini hemen belli etmez. Temkinlidir.
Bazısı yıldız gibidir, ışığı ve güzelliği çok geç fark edilir. Derin bakmasını bilene kendini belli eder. Çevresini kendini fark ettirmeden güzelleştirir.
Yani her çocuğun enerjisi, içindeki güneşin doğma zamanı, cevherini çıkarma zamanı farklıdır. Anne babalara ve eğitimcilere düşen onların hepsini aynı zamanda ortaya çıkarmaya zorlamak değil, tarzının farkına varıp kabullenmek ve ona fıtratına göre muamele etmektir.
Sevgili anne-baba ve eğitimciler! Eğer çocuğunuzu kendinizin ve çevrenizin kalıbına zorla sokmaya çalışırsanız, onun kendini kapatmasına ve Allah’ ın onun içine yerleştirdiği cevherin, içinde kalıp etrafını aydınlatmasına engel olmuş olursunuz. Bırakın, helal daireden çıkmadığı sürece kendini özgürce açsın. Önce hangi zamanlarda açtığını gözlemleyin. Sonra onu kabul ederek o enerjisinden hem siz hem de insanların Allah’ ın razı olduğu yolda faydalanması için zemin ve çevre oluşturun. Çocuğunun ve öğrencisinin fıtratını anlayanlar, onunla inatlaşmak yerine uyumlanmayı seçerek ona doğru rehberlik etmiş olurlar.
Örneğin dürtüsel ve aceleci bir çocuğu veya öğrencisi olan kişi, çocuğunun veya öğrencisinin bu fıtratının farkına varmaz, onu kabullenmez ve onun bu mizacına göre bir eğitim modeliyle kendisine yaklaşmazsa o çocuğu kaybedebilir, onun bazen etrafı rahatsız edici hareketlerine katlanmakta zorlanabilir.
Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, herkese fıtratına göre muamele ederek eğitmiş, onların fıtri yapılarını kabul etmiş ve onları kişisel eğitim metotlarıyla eğitmiştir. Bu yöntemin oldukça işe yaradığını yaşanan hadiselerden görebilmekteyiz.
Asrı saadette Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashabıyla beraber bulunuyordu. Bir genç çıkageldi ve çok saygısızca:
“Ya Rasûlallah! Ben falanca kadın ile arkadaş olmak istiyorum, onunla zina yapmak istiyorum.” dedi. Ashabı Kiram, bu durumdan çok öfkelendiler. İçlerinden gazaba gelerek genci dövmek ve huzuru Rasûlullah’tan çıkarmak isteyenler oldu. Bazıları bağırıştılar. Çünkü genç çok hayasız konuşmuştu.
Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Bırakın o genci buyurdu.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, genci yanına çağırdı, dizlerini kendi mübarek dizine değdirecek bir şekilde oturttu ve:
“Ey genç, birinin annenle bu kötü işi yapmasını ister misin? Bu çirkin hareket hoşuna gider mi?” diye sordu. Genç hiddetle:
“Hayır Ya Rasûlallah.” diye cevap verdi. Rasûlallah:
“Öyle ise o çirkin işi yapacağın kimsenin evlatları da bundan hoşlanmazlar.” Sonra:
“Peki, bu çirkin işi senin kız kardeşinle yapmak isteseler, sever misin?” diye sorduklarında genç:
“Hayır, asla!” diyerek hiddetleniyordu.
“Şu hâlde insanlardan hiç kimse bu işi sevmez buyurdu.” Sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mübarek elini bu gencin göğsüne/omuzuna koyarak şöyle dua etti:
“Allah’ım! Sen bu gencin kalbini temiz kıl. Namusu ve şerefini muhafaza eyle ve günahlarını da bağışla.”
Genç, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in huzurundan ayrıldı. Bir daha günah işlemediği gibi böyle bir kötü düşünce aklından bile geçmeden yaşadı![2]
Burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in karşısına geçip zina etmek isteyen gencin fıtri yapısına bir göz atalım. Biraz dürtüsel ve istediği şeyi hemen elde etmede acele eden biri. Ama bununla birlikte kalbinde Allah ve Rasûlü sevgisinin de olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü tüm dürtüsel yapısına rağmen gelip bun durumu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e danışıyor. İşte tam da bu noktada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in merhameti, anlayışı, kişiye göre eğitim metodu, fırsatlar elinde olmasına rağmen kişiyi rencide etmeden doğru yola sevk etme özelliği devreye giriyor. Gencin anne ve kız kardeşiyle empati kurdurarak zina günahından vazgeçirmenin bir yolunu buluyor. Bununla birlikte burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’de bir ahlak örneği daha görüyoruz.
Günah işlemek isteyen kişiyi dışlamıyor, onu aşağılamadan, intikam almaya çalışmadan, herkesin önünde rezil etme derdine girmeden ikna etmenin en uygun yoluna başvuruyor. İşte bu, gerçek bir eğitimci modelidir. Ondan başkası olsa o gence, günahı arzulamasından dolayı kızar ve buna gerekçe olarak da “günahı” gösterirdi. Ama mesele aslında bu değil; asıl mesele herkesin günaha meyilli olduğunu kabul edip ondan vazgeçirmenin kişisel fıtrata en uygun yollarını bulmaya tamamen odaklanmaktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de tam olarak bunu yapıyor. Gencin günah isteğine değil, onu vazgeçirmeye büsbütün odaklanınca, işin içinde tamamen ihlas olunca Allah da en uygun yolu ona ilham ediyor ve nihayetinde genç günahtan vazgeçerek bir daha o günahı yapmadığı gibi aklından bile geçirmiyor.
İşte asıl mesele budur. İşte gerçek eğitim budur. İşte samimi eğitimci ve anne babaların başvurması gereken eğitim tarzı budur. Eğitim, anne babandan ya da seni eğiten insanlardan yanlış metotlarla aldığın ve yıpranarak büyüdüğün eğitim modelini doğru bulmadığın halde aynen kopyalayıp, başka kılıflarla eğittiğin çocuğa dayatman asla değildir. Bu, sana gücü yetenden alamadığın intikamın acısını, gücünün yettiği kişiden çıkarmaktır, ama işin kötü tarafı böyle bir şey olmadığını söyleyip vicdan rahatlatmaya çalışarak kendini daha kötü bir pozisyonda bırakmaktır. Maalesef çoğu insan farkında bile olmadan böyle davranmaktadır. Bunu ortaya koyan işaretlerden biri de çocuk hata yaptığında ona empati duymadan hatasını gözde büyütmek, en iyi metoda odaklanmak yerine çocuğa öfkelenmeye başlamak, sadece doğruyu söylemeye odaklanarak çocuğun neden böyle bir hataya meylettiğini umursamamak ve günün sonunda çocukla hatayı ve en kötüsü şeytanı baş başa bırakmaktır.
Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in samimiyetini gence duyduğu empati ve ona gösterdiği isabetli rehberliğin ardından ona yaptığı ihlaslı duada görebiliyoruz. Çocuğuna, yaptığı hatadan dolayı öfkeli olduğunu söyleyenler, onu eğitirken günün sonunda çocuğunun kalbine dokunup ona içtenlikle dua edebiliyorlarsa Peygamber sallallahu aleyhi sellem’in eğitim modelini anlamışlar demektir. Ama işin sonunda bunu yapamayanlar, kendi içlerinde kendilerine bakım verenlere karşı duydukları öfkeyi dindirip dindiremediklerine ve hangi duygularının baskısıyla böyle davrandıklarına baksınlar.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in gence son dokunuşu, oldukça etkili ve kalıcı bir eğitim metoduna işaret etmektedir. Sevgili anne-babalar ve eğitimciler! Hataya meyilli bir çocuğu doğru ve isabetli bir yolla ikna ettikten sonra kendi haline terk etmeden göğsüne dokunup ona samimice dua etmek ne demektir? Bu davranış, çocuğa ne mesaj verir? Bu tutum, çocuk üzerinde nasıl bir etki bırakır hiç düşündünüz mü? Gelin beraber düşünelim. Çocuk bu empatik yaklaşım ve samimi dokunuştan sonra şunları hisseder:
1. Beni anlıyor.
2. Ben onun için önemliyim, beni umursuyor. Çünkü insan en sevdiğine dokunur ve içtenlikle dua eder.
3. Bana merhamet ediyor.
4. Benim doğrularım ve yanlışlarımla ilgileniyor. Onun ilgi alanındayım. Dikkatini çekmek için fazladan bir şey yapmama gerek yok. Onun gösterdiği yol doğru olmalı.
5. Beni o kadar seviyor ki elini beni en çok etkileyecek yerime, göğsüme koyarak en sevdiği Rabbine dua ediyor.
Bu düşünce ve hissiyatın ardından da Allah hidayet verirse şeytana açık kapı kalmadan çocuk olduğu gibi teslim olacağı kapıya yönelip bir daha aynı hatadan bahsetmediği gibi aklından bile geçirmiyor.
İşte tam ikna edici mükemmel nebevi yöntem budur. Bu yöntemin adı, fıtrata uygun çocuğunu eğitmektir.
Burada fıtrata uygun yetiştirirken cinsiyetine uygun davranmak da oldukça elzemdir. Kızlara kız gibi erkeklere erkek gibi muamele edilmelidir. Bu konuda anne baba ve eğitimciler nelere dikkat etmeli?
1. Kızlara erkekliğe teşvik edici söz ve davranışlardan, erkeklere de kız gibi davranmaya itici söz ve davranışlardan uzak durmak gerekir. Örneğin kızlara “erkek Fatma gibisin”, erkeğe de “kız gibi erkek” diyerek övmek onları günümüzde oldukça yaygın olan eşcinselliğe özendirebilir.
2. Erkek çocuğunun gücüne göre görev ve sorumluluklar, kıza da gücü ve cinsiyetine göre sorumluluklar verilmelidir.
3. İki cinse de sevgi, anlayış ve ihtiyaçlarını temin etmede eşit davranılmalı, ama bunların dozu ve veriliş tarzı fıtratlarına göre ayarlanmalıdır.
Velhasıl; çocuklar bize Allah’ın emanetidir. Onları bize hangi fıtrat ve cinsiyetle ikram ettiyse onlara öyle muamele etmeli ve ona göre metot geliştirerek ilerlemeliyiz. Aksi halde benzin gereken arabaya mazot koyunca araba nasıl bozulursa çocuklar da bozularak “bana fıtratıma uygun davranmıyorsun” mesajını verirler. İnşallah bu bozulmanın çabuk farkına vararak daha büyük bozulmanın önüne geçmeyi başaran hikmetli ve basiretli kullardan olmak bizlere lütfedilir.
Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
[1]. Tin, 4
[2]. Müsned, V, 256-257



