Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2026 Eylül / 166. Sayı

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’ a mahsustur. Salat ve selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

2. Çocuğunun Gelişim Evrelerinde Neler Hissettiğini Anla!

Çocukluk ve gençlik evresi, her kademesi ayrı hususiyetler ve gelişim özelliklerine sahip aşamalı birer evredir. Dolayısıyla çocukların her yaş evresini “aman çocuk işte, ne fark eder ki?” diyerek savsaklamadan hareket etmek ve yaşlarına empati duyarak yaklaşım geliştirmek gerekir.

Belli başlı yaş gruplarının gelişim evrelerini örnek verelim ki konu daha iyi anlaşılsın.

1-2 yaş: Bu yaş bebeklerinde sahiplenme duygusu baskındır. Oyuncaklarını başka çocuklara vermek istemez. Bu davranış da yaşına ve gelişim evresine göre gayet normalken çocukların gelişimlerinden bi haber olan bazı ebeveynler çocuğun oyuncağını elinden zorla alıp başka çocuğa vererek çocuğunu ağlattığında ona paylaşmayı öğreteceğini sanır. Halbuki o yaştaki bir çocuk oyuncağı zorla elinden alınarak paylaşmayı öğrenmez. Belki oyuncağını paylaşması söylenebilir. Ya da yaşına uygun hikâye ya da oyunlar içerisinde paylaşma öğretilmeye çalışılabilir. Ama zorlayarak elindeki oyuncağı zorla almak, çocuğun sahiplenme duygusunu henüz öğrendiği bu evrede onun duygusunu zedeleyebilir. Elbette paylaşması öğretilecektir. Ama çocuk sabır işidir; acele etmemek gerekir. Yavaş yavaş oyun ve benzeri yollarla zamana yayarak öğretim yolunu tercih etmek en güzelidir. Bu güzelliğe de ancak sabredenler ulaşabilir.

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş! Bu sonuca ancak sabırlı olanlar ulaşabilir, yine buna ancak (erdemlerde) büyük pay sahibi olanlar ulaşabilir.”[1]

Bu ayet kötülük edene iyilikle karşılık verme erdemine ancak sabredenlerin ulaşabileceğinden bahsediyor. Kuran hayat kitabıdır. Çocuk eğitimi de bu hayatın tam da ortasında olduğuna göre bu ayeti çocuk gelişimi ve eğitimi açısından nasıl değerlendirebiliriz?

Çocuklar doğumdan itibaren anne babanın sabrını sonuna kadar zorlayacak birçok hata ve sıkıntı çıkararak büyür. Çocuğunu hiçbir sorun yaşamadan büyüttüğünü söyleyecek hiçbir anne baba yoktur. Uyumlu da olsa her çocuk anne babasını zorlayacak imtihan vesilesi olmuştur. Hatta insanı bu hayatta en çok zorlayan imtihan, evlattır diyebiliriz.

Bu zorlanma esnasında da insanın belki de anne babasından görüp de kendini yapmamaya zorladığı nice yanlış tavır vardır. Çocuk bir hata yapar. Anne babada otomatik olarak kendi ebeveyninin ona bu durumda sergilediği davranışı yüklenir. Bu tanıdık davranış onlara hem kolay gelir hem de bolca bahane bularak o alışık olduğu davranış “kötü” de olsa onu uygulamaya devam eder. Eğer bu konuda eğitimi ya da farkındalığı da yoksa kendi tepkisine bakmadan çocuğun verdiği tepkiyi “kötü” olarak yaftalayarak vicdan rahatlatır.

Ben çağımızın en büyük anne baba hastalıklarından biri olan “çocuğu merkeze koyma” hastalığını biz de normalleştirelim demiyorum. Çünkü bu, çocukları anne babalarına isyana ve onlara köle muamelesi yapan kişilerden olmaya sebebiyet verebilir. Benim söylediğim çok farklı bir şey. Eğer çocuklarda hoş olmayan bir hareket ve söz varsa onu düzeltme konusunda acele etmeyelim diyorum.

Çocuğu düzeltmeye çalışmadan önce yaşına bakmak gerekir. Yaşına göre normal davranışlar gösterdiğinde abartmadan o davranışı zamana yayarak düzeltme yoluna gidilmelidir. Bu bazen günler, bazen aylar, bazen de yıllar bile alabilir. Bazı şeyler de üzerine gidilmeden zamana ve tecrübeye bırakılır. Ama çocuğun peşi bırakılmaz. İşte bu uzun süreçte anne babanın en büyük ihtiyacı sabırdır. İşte bu ayete çocuk eğitimi ve gelişimi açısından bakınca sabırlı ve kendisine büyük pay verilmiş kişilerin gerçekten güçlü karakterde çocuk yetiştirebileceğini görebiliriz.

2-3 yaş: Bu yaş çocuğu “Ben” ile “Benim” arasındaki farkı yeni öğrenir. İki yaş çocuğu oyuncağını başkasına vermeyi bir organını başkasına vermek gibi görür. Yani ona “arkadaşına oyuncağını ver” dediğinizde ona “arkadaşına bacağını ver” gibi algılıyor diye düşünün. Empati yapın; biri ayağınızı istese ne yaparsınız ya da nasıl davranırsınız? Paylaşmak, aynı yürümek gibi zamanı gelince ortaya çıkan beynin bir gelişim basamağıdır. Bu yaş çocuğu oyuncağını paylaşmak istemiyorsa zorlamak kaygı oluşturabilir. Güzel örneklikle beklemek gerekir. Gelişimi tamamlayınca o zaten paylaşacaktır. Üç yaşında çocuk başkalarının da isteği olabileceğini fark eder. Ama yine de paylaşmakta zorlanabilir. Peki bu durumda ebeveyn nasıl davranabilir?

Önce duygusunu tanımlamalıdır. Çocuğuna “oyuncağını çok seviyorsun ve şu an vermek istemiyorsun.” Denilerek duygusu yansıtılabilir.

Ardından “Bitirince arkadaşına verebilirsin” diyerek paylaşımı önermiş ve seçimi ona bırakarak zorlamamış olursun.

Örneklikle yapması gereken şey somut gösterilmelidir. Çocuğa “Bak ben de seninle kalemimi paylaşıyorum” diyerek kendinden bir eşya verilebilir. Böylece annesi veya babasının güzel rol modeliyle çocuğa öğretilmek istenen alışkanlık daha kolay öğretilebilir.

Her şeyden önemlisi çocuk o an ağlıyor veya öfkeliyse sakinleşmesine izin verilmelidir. İslam’ da öfkeli insanın üzerine gidilmez. Bilakis ona öfkesini dindirecek yollar tavsiye edilmiştir. Çünkü öfkeliyken insan çocuk olsun yetişkin olsun fark etmez asla dinlemez ve denileni yapmaz. İslam’ da öfkeli kişiye ne yapması emredilir sayalım:

Sessiz kalması, pozisyon değiştirmesi, abdest alması, Allah’ a sığınması gibi şeyler emredilir. Bakın ne kadar da çok şey tavsiye ediliyor. Çünkü insan öfkelendiğinde sarhoş gibidir. Ne dediğini de ne yaptığını da bilmez. Eğer gereken sebeplere sarılmazsa kesinlikle sonradan pişman olacağı şeyler söyler veya yapar. Bu da hoş olmayan hatta bazen dönüşü olmayan sonuçlara götürür. O yüzden bu yıkıcı huya kalıcı olarak çocuğunuzun sahip olmasını istemiyorsanız o öfkeliyken sakinleşinceye kadar talimatlar yağdırmaya, ona nasihat etmeye kalkmayın. Ters teper, hatta öfkenin kalıcı olmasına sebep olabilir.

4 yaş: Bu yaş çocuğu da paylaşmayı dener. Hatta kendi isteğiyle paylaşınca gurur duyar. Bu, bu yaştaki çocuk için aştığı büyük bir eşiktir. Düşünsenize daha önce yapamadığı ve yapması gereken bir şeyi yapabiliyor artık. Yapabildiğinde kendinle gurur duyması normaldir. Burada anne babaya düşen abartmadan ve sürekli övmeye kalkmadan çocuğundaki bu gelişmeyi görüp çocuğu değil yaptığı güzel davranışı onaylamaktır. Ama bu noktada bazı anne babalar oldukça aşırıya kaçmakta ve çocuğu sürekli övmektedir. Bu çok yanlış. Çocuğu güzel yetiştireceğim derken kibir, haset, bencillik ve kendini beğenme gibi şeytani hastalıkların kucağına atarsın. Böylece “cennet kuşu” bir çocuk gibi değil de “cehennem odunu” zalim bir çocuk olarak yetişmesine vesile olabilirsiniz Allah korusun. Nebevi çocuk modeli ile çocuk yetiştireceksek dengeli olma konusunda oldukça dikkatli olacağız. Onları ne hayatın merkezinde tutacağız ne de büsbütün hayatın dışında bırakacağız. Bizim dinimiz vasat bir dindir. Her işte dengeyi emreder. Bu işlerin en önemlilerinden biri de çocuk yetiştirmektir.

“İşlerin en hayırlısı orta halli olanıdır.”[2]

6 yaş: Çocukta adalet duygusu gelişir. Eşyalarını paylaşabilir.

Ergenlik: Anne baba için de çocuk için de oldukça çalkantılı bir dönemdir. Bunun için ayrı bir konu başlığı okunmalıdır. Kısaca söyleyecek olursa bu dönemlerden geçen çocuğu olan ebeveynler kısaca neler yapmalı?

Sabırlı olmalı, anlayışı elden bırakmamalı, dinlemeyi unutmamalı, iletişimi bırakmamalı, sınır koyarken sevgi göstermeyi unutmamalı, güzel örneksiz olmayacağını bilmeli, yaşına göre sorumluluk vermeli, eleştirmek yerine rehberlik etmeli, arkadaşlarını tanımalıdır.

Bunları söylemek kolay, yapmak zordur. Bunları yapmayı çok iyi başarmış bir ebeveyn olarak değil de başka çaremizin olmadığını bilerek yazıyorum. Hepsini birden başarmak zor, ama ergeni dizginlemek ve doğru yönlendirmek için başka da yolumuz yok. Unutmayalım! Çocuklarımız bizim en büyük mirasımız. Ne bıraktıysak onu bırakacaklar.

Tüm bunlara ek olarak bu söylediklerimin sünnette yeri olduğunu söyleyerek bitirmek isterim. Çocukla ilgilenmek, çocuğu üzüldüğü şeyden dolayı küçümsemeden teselli etmek, ona empati kurmak, yaşına göre yaklaşmak peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in sünnetidir. Baksanıza! Hangimiz kuşu ölen bir çocuğu teselli etmeye vakit ayırırız? Komutan peygamber sallallahu aleyhi ve sellem başka işi yok muydu da Ebu Umeyr’ in ölen kuşu sebebiyle ona baş sağlığına ve teselli etmeye gitti? Buradaki mesajı şuydu: Çocuklara abartmadan yaşlarına göre empati duyun ve ona göre davranın. Beraber bakalım o mübareğin bir çocuğa nahif tavrına ve empatik özelliğine:

Enes b. Malik’in kardeşi Ebu Umeyr ’in, kendisiyle oynadığı Nuğayr denen serçeye benzer, kırmızı gagalı küçük bir kuşu vardı. Nuğayr ölünce, Ebu Umeyr üzülmüştü. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu görünce, “Ya Eba Umeyr, ne oldu Nuğayr’ a?” diyerek onunla şakalaşmıştı.[3] 

Diğer yaş gruplarını buraya almadım. Çünkü bu başlıkta esas vermek istediğim her yaş grubuna göre çocuğa muamele etmenin önemini sizlerle paylaşmak, bu konuda farkındalık oluşturmaya vesile olmaktır. Bazı yaş gruplarını da örnek olsun ve konu daha iyi anlaşılsın diye yazdım.

Hata bizden, muvaffakiyet Allah’ tandır. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.


  • [1]. Fussilet, 34,35

  • [2]. Beyhakî, Şuabü’l-îmân, IV, 214

  • [3]. Buhari, Edeb 112; İbn Mâce, Edeb 24

TAGS: