Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2026 Ağustos / 165. Sayı

Hamd, alemleri yaratan ve yöneten Allah’ a mahsustur. Salat ve selam alemlere rahmet Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ in; Allah’ ın selamı, rahmeti, bereketi ve hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

Çocuk yetiştirirken popüler kültür, uzmanlar, sosyal medya derken nebevi yöntemi biraz arka planda bırakır olduk. Ama işin aslı her işte olduğu gibi çocuk yetiştirirken de Müslümanlar olarak ilk başvuru kaynaklarımızın Kuran ve Sünnet olduğunu hatırlatarak işe başlamak isterim.

Çocuk yetiştirmede nebevi yöntemin başı çekeceği bu yazı, seri halinde devam edecek inşallah. Tavsiyem baştan sona tüm konuları takip etmenizdir. Bu seride nebevi yöntemin yanında beşerî tecrübeler, şahsi bilgi ve deneyimlerim, uzman görüşleri de göze çarpacaktır. Ama serinin asıl amacı nebevi yöntemi öne çıkaran bir metotla ilerlemektir. Hatalar bizden, başarı Allah’ tandır diyerek ilk alt başlığımızı atalım:

1. Güzel Örneklik:

Biraz klasik görünecek ama çocuk yetiştirmede güzel örneklik olmazsa olmaz başat konumuzdur. Çünkü güzel örneklik (ya da modern tabirle rol model olmak) çocuk üzerinde bütün diğer etkenlerden en az yüzde yetmiş[1] daha fazla etkili olan bir yöntemdir. Bu konuda anne babanın çocuktan çok kendilerine odaklanıp kendilerini ıslah etmeleri önceliklidir. Çünkü çocuklar söylediklerinizi değil yaptıklarınızı kayda alıyorlar ve olaylar karşısında otomatik olarak sizde görüp kaydettiklerini taklit ediyorlar. Yani çocuk eğitiminde insanların görmediği özel yaşamınızda dahi güzel ahlaklı olmanız ve sağlıklı rol modellik yapmanız hemen hemen her şeydir diyebiliriz. Bunun ötesinde diğer konularda çocuğa ufak tefek küçük dokunuşlar yapmanız yeterli olacaktır.

Çocuklar ne yaparsanız onu yaparlar. Onlara söylediğiniz şeylerden çok attığınız adımlara dikkat etmelisiniz. Çünkü söylediğiniz şeylerle yaptıklarınız uyumsuzsa çocuklar otomatik olarak adımlarınızı takip edeceklerdir. Esasen çocukların bebekliklerinde ne derseniz deyin gece gündüz arkanızdan ayrılmayan o aciz ve muhtaç halleri kabuk değiştirip ömür boyu devam eder. Fiziksel olarak arkanızda olmasalar da çocukken sizden görüp ezberledikleri adımlarınızı hâlâ takip etmektedirler. Siz, onları büyüyüp kendi yolunu çizmiş bireyler olarak görseniz de onlar sizin adımlarınızı içine işlemiş birer sünger gibidirler. İçlerine çocukken akıttığınız su nasılsa onu damla damla akıtacaklardır. Akıttıkları suyun temiz veya pis oluşu sizin ahlak ve karakterinizin temiz veya pis oluşuyla ilgilidir. O yüzden çocukları yetiştirmeye önce kendinizi ıslah ederek başlayın diyoruz. Kendini ıslah etmeyen çocuğunu güzel yetiştiremez.

Çocukları peşinizden hiç ayrılmayan ve sizin her anınızı önemli görerek sizi her yönünüzle keşfetmeyi hayatının idamesi için her şeyden önemli gören bir casusa benzetebiliriz. Anne babalar! Siz kendinizi ister önemli ister önemsiz ister işe yaramaz isterse de dünyanın en önemli insanı olarak görün çocuğunuzun gözünde dünyadaki en önemli iki kişisinizdir. Çünkü onlar dünyaya, size duydukları güven kadar güvenecekler. Sizin onları sevdiğiniz kadar kendilerini sevilmeye layık görecekler. Sizin onlara verdiğiniz şefkat kadar kendilerini değerli hissedecekler. Sizin onlara gösterdiğiniz yol kadar kendilerine güvenip hayata adım atacaklar. Casus gibi sizi takip etmeleri bu yüzden. Sizi casus gibi takip edemezlerse hangi güvenli liman onlara sığınak olacak ki? Siz onlara kötü örnek olursanız hangi örneklik onları yola getirebilir ki?

Çocuklar bir kaset gibi sizin her anınızı; gülüşünüzü, uyuyuşunuzu, yürüyüşünüzü, konuşmanızı, hayata bakışınızı, insani ilişkilerinizi, dini yaşantınızı, ihlaslı ibadetinizi, dürüstlük ya da yalancılığınızı olduğu gibi kaydederler. Bir gün büyüyüp lazım olduğunda sizin verdiğiniz tepkileri vererek davranış geliştireceklerdir.

Çocuğa sürekli “dürüst ol!” demenize gerek yok. Hayatta ne zorlukla karşılaşırsanız karşılaşın, kimi ya da neyi kaybetme riskiniz olursa olsun dürüstlüğü kendinize hayat prensibi edindiyseniz ve insanlar sizinle ilgili “ne olursa olsun dürüst insan” diyorsa ona dürüst olmanın güzel örnekliğini çoktan göstermişsiniz demektir. Arada çocukluğun ve gençliğin verdiği duygularla söylediği yalanlar olursa güzellikle nasihat etmeniz dışında çok yorulmanız gerekmez. Ama şunu da eklemeden geçemeyiz. Bu söylediklerim genel kurallardır. Bazen istisnai olarak Allah kulunu imtihan etmek isterse kul ne kadar dürüst olsa da çocuğu yalancı olabilir. Tıpkı Nuh aleyhisselam’ ın oğluyla imtihanı gibi. Anne baba elinden gelen güzel örneklik ve gerekli şartlara sahip nasihatini ettikten sonra imtihan olursa da Allah’a sürekli dua edip çocuğunun ıslah olması için başvurabileceği tüm helal yolları denemeye devam eder.

Dikkat edin! Çocuğa söylenen yalan, yetişkine söylenen yalan gibi günah olarak yazılır. Aslında çocuğa söylenen yalan, büyüğe söylenen yalandan daha korkutucu ve tehlikelidir. Zira yetişkin kişi, karakteri oturmuş, değişimi zor bir bireyken çocuk henüz şekil almamış bir hamur gibidir. Sen, ne işlersen ömrünü onunla yaşayacak olan bir kişinin temeline yalan ekiyorsun. Bunun günahı sadece çocuğu yakar sanıyorsan sen bu dinden hiçbir şey anlamamışsın demektir. Sebep olduğun her şeyden payını alacağını unutma. Hele ki bu, her adımını takip ve taklit eden çocuğunsa sorumluluğun da bir o kadar artıyor demektir. Çocuk sahibi olduysan kaçışın yok, anlayacağın. Ömür boyu onun sorumluluğunu sırtında taşımak zorundasın. Bilhassa güzel örneklikle onun önünde yürümenin, ilk sorumluluğun olduğunu unutma. Öyle dünyaya getirip çocuk sahibi olmakla ve çoklukla övünmekle yürümüyor işler. İslam, vesilesi olduğun işlerin sorumluluğundan kurtulmana izin veren bir din değildir. Sonuna kadar peşini bırakmaz. Dünyaya gelmesine vesile olduğun çocuğun sen ya da o ölene kadar ya vebalin ya da cennetin olacaktır.

Abdullah bin Ebû Hamsa radıyallahu anh şöyle anlatır:

“Peygamberlik gelmeden önce Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bir alışveriş yapmıştım. Kendisine borçlandım ve biraz beklerse hemen parayı getireceğimi vaat ederek oradan ayrıldım. Fakat verdiğim sözü unutmuşum. Üç gün sonra hatırlayıp konuştuğumuz yere geldiğimde, onu aynı yerde beklerken buldum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yaptığım kusur karşısında beni azarlamadı, sadece ‘Ey delikanlı! Bana zahmet verdin, üç gündür burada seni bekliyorum.’ buyurdu.[2]

Büyük önder, alemlere rahmet peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in buradaki ahde vefa ve merhametine örneğinin güzelliğine bakar mısınız? Üç gün boyunca söz verdiği yerden ayrılmıyor. Üstelik üstün ahlak ve karakter göstergesi olarak tüm bu zahmete rağmen öfkelenmeden üç gün yaşadığı zorluğu o mübarek diliyle nasıl dile getiriyor? Onun yerinde siz olsaydınız nasıl davranırdınız?

Peki güzel ahlak ve karakterin en kâmil halinin yürüyen şekli olan Peygamberlerden biri olmadığımıza göre güzel örnek olamadığımız durumlarda ne yapmalıyız?

1- İnsan ve hataya meyyal olan varlıklar olarak yanlışa düşmemiz an meselesiyken çocukları eğitirken de birçok hata yapabileceğimizi öncelikle kabul etmeli ve “mükemmel ebeveyn” olmaya çalışarak daha fazla hataya düşmeye sebep olmamalıyız. Çünkü her şeyin en doğrusunu hatasız ve mükemmel bir şekilde yapmaya çalışan insan daha fazla hata yapar. Önemli olan hata yapmamak değil “yapabildiğinizin en iyisini” yapmaya çalışmak ve varsa hatanız telafi etmeye gayret edip önünüze bakmanızdır. Sonuçta ebeveyn de olsanız siz de bir insansınız. Hatada ısrar etmediğiniz ve mükemmel olmaya çalışmadığınız sürece doğru yoldasınız demektir.

2- Çocuk eğitirken abartılı ve her insan üzerinde iğreti duran mübalağalı davranışlardan uzak durun. Abartılı iyi görünmeye çalışan ebeveynler artık iğreti durmaya başladı. Unutmayın! İslam her işte vasatlığı emreder ve dengede olmayan işte hayır görmez. Çocuğu seveceğiz; ama onu hayatın merkezine koymayacağız. Çocuğa değer vereceğiz; ama onu evin kralı-kraliçesi yapmayacağız. Onun ihtiyaçlarını karşılayacağız; ama her dediğini yapmayacağız. Bu tip ebeveynlik artık insanlara da çocuklara da zarar vermeye başladı. Zira nerede aşırılık varsa orada zarar ve helak vardır.

“Her türlü işlerinde ve sözlerinde ileri gidip haddi aşanlar helak oldular.”

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu sözünü üç defa tekrarlamıştır.[3]

Günümüz bazı ebeveynlerin helaki de çocuklarını hayatlarının merkezlerine koymaları olacaktır. Bu tip ebeveynlik hem nebevi eğitim modeline ters hem de kişileri anne babasına köle muamelesi yapacak olan ahir zaman neslinin yetiştiricisi olma durumuna düşürür.

“Cibril Hadisi”diye meşhur olan hadis-i şerifte Rasûlullah, kıyametin alâmetleri sorulduğunda şöyle buyurmuşlardır:

“Annelerin, kendilerine cariye muamelesi yapacak çocuklar doğurması; yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binalar (yaptırmak)ta birbirleriyle yarışmalarıdır.”[4] 

3- Yenemediğiniz kötü bir huyunuz varsa ve bu huyunuz çocuğunuza zarar veriyorsa bu huyun önce farkına varın ve kabul edin. Ardından onu düzeltmenin yollarını mutlaka bulun. Tedavi olmak, kurtulmak için ısrarla dua etmek, salihlerden bu konuda dua istemek, dua öncesi salih amel işleyip ardından dua etmek ve benzeri yollarla kendinizi düzeltmenin bir yolunu bulun. “Ben böyleyim” diyerek Allah’ ın razı olmadığı huyunuzu görmezden gelmeyin. Bu sadece çocuğunuzla ilgili bir durum değildir. Zaten İslam ahlakına yakışmayan bir özelliğiniz varsa değiştirmeniz gerekir. Ne var ki çocuklar burada ebeveynlerine “ayna” görevi görmekte ve kendilerinde görmek istemedikleri yanlarını onlarda yansıtarak “kendini düzelt ki beni de düzeltesin” mesajı vererek aslında ebeveynleri yetiştiren ve terbiye eden en itekleyici öğretmen olabilmektedirler; tabi ki görmek ve öğrenmek isteyene.

4- Güzel örnek olduğunuz ve gereken diğer sebeplere sarıldığınız halde çocuğunuzda hala ters giden durumlar varsa bazen de güvenilir ve çocuk eğitiminden anlayan bir yakından ya da işin ehlinden yardım almak ve çocuğun üstüne çok gitmemek gerekebilir. Bazen sorunlar, gereken sebeplere sarıldıktan sonra zamana bırakmadan çözülmez. Acele etmemek gerekir. Sonuçta çocuk yetiştiriyorsunuz; kolay olacağını kim söyledi ki?


  • [1]. Bilimsel değil; tamamen gözlem sonucu söylenen bir yüzdeliktir.
  • [2]. Ebu Davud, Edeb 82, (4996)
  • [3]. Müslim, İlim, 7; Ebû Dâvûd, Sünnet, 5
  • [4]. Müslim, İman, 1, 5