Kapak Dosya – Nurullah Ay / 2026 Ağustos / 165. Sayı

Ümmetin topluluk olarak örnek nesli olan Ashabı Kiram cenneti kazanma derdiyle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e zaman zaman sorular sormuşlar, en çok da “Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir?” diye sormuşlardır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem soruyu soranın durumuna veya amelindeki eksikliğe göre farklı farklı cevaplar vermiştir. (Vaktinde kılınan namaz, ana babaya iyilik, Allah yolunda cihad vb. gibi). Ancak Rasûlullah bir defasında bu soruyu soran sahabiye sanki herkes için geçerli olacak bir cevap vermiş ve “Durmayan yolcunun amelidir.” buyurmuştur. Sahabi “Durmayan yolcu nedir?” deyince Rasûlullah Efendimiz “Kuran’ı baştan sona okuyan birinin durmayıp yeniden okumaya başlamasıdır.” buyurdu.

Ömrümüzün sonuna kadar okumakla yükümlü olduğumuz bir kitabı hakkıyla okumak da boynumuzun borcudur. Dünyada geçici olarak kullanacağımız eşyaları bile alırken büyük bir özen gösteriyorsak dünyada ve ebedi hayatta bizi kurtaracak ve yoldaşımız olacak Kuran çok daha fazla bir özeni hak etmektedir.

Bu anlamda her Müslümanın Kuran’ın lafzına, manasına ve hükmüne karşı sorumlulukları bulunmaktadır.

Bu yazımızda Kuran’a karşı sorumluluklarımızdan olan ezberlemek ve buna dair birtakım faydalardan bahsetmeye çalışacağız. Öncelikle her Müslüman için namazı sahih olacak kadar Kuran’dan ezberinin bulunması ve bu ezberlerini tecvidine ve harflerin mahrecine uygun olarak öğrenip namazda okuması farz-ı ayndır. Bu nedenle her Müslüman öncelikle Kuran’ı doğru okuyabilmek için bir hocadan mahreç ve tecvid dersi almak zorundadır.

Hangi yaşta olursa olsun her Müslüman zihnini ve kalbini temizlemek, namazlarının kalitesini arttırmak için Kuran ezberlerini artırma gayretinde olmalıdır. Bunun için de öncelikle her amelde olduğu gibi niyetini kontrol etmeli ve dünyalık ve nefsi okşayan kötü niyetlerden uzaklaşmaya çalışmalı ve niyetini sadece Allah rızasına has kılmalıdır. Tecvid ve mahreçler meselesi de halledildikten sonra ezberlenilecek sûre ya da sayfa önce bir süre dinlenilmeli sonra da akıcı hale gelinceye kadar yüzüne okunmalıdır. Daha sonra ayet ayet ezberlenilerek ayetler birleştirilmeli ve ezber mutlaka bir hocaya dinletilmelidir ki yanlış ezberin önüne geçilsin. Zira başlangıçta yapılan yanlış ezberin düzeltilmesi daha sonra çok zor olmaktadır.

Yukarıda anlatılan aşamalarla beraber ihmal edilmemesi gereken önemli bir husus da ezberlenilen yerin mealine mutlaka bakılmalı mümkünse kısa tefsiri de okunmalıdır. Yapılan ezberin kalıcı olması için en önemli hususlardan birisi ise yeni ezberler mutlaka namazlarda okunmalıdır. Böylelikle hem ezberler sağlamlaşmış hem de namazdaki konsantre ve huşu Allah’ın izniyle daha iyi hale gelmiş olacak ve namazdan daha fazla lezzet alınmış olacaktır.

Öte yandan bir Müslüman anlama şartı olmaksızın mutlaka Kuran›dan bir kısmını günlük vird haline getirmelidir. Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”[1]

Hadiste anlamı net olarak bilinmeyen “Elif, lam, mim” ayetinin söylenmesi de (Allahu alem) bu söylediğimizi desteklemektedir. Sahabenin birçoğu bir haftada kimisi bir ayda Kuran’ı hatmetmişler ve onunla bağını daima sıkı tutmuşlardır.

Müslümanın Kuran ezberini muhafaza etmesinde önemli olan bir başka husus ise günahlardan uzak durmaya dikkat etmesidir. Nitekim sahabeden Abdullah bin Mesud radıyallahu anh kişinin işlediği günah sebebiyle öğrendiği ilmi unutacağını söylemiş İmam Şafii ise bir şiirinde bu hususta şöyle demiştir: “Hocam Vekî’e hafızamın zayıflığından şikâyet ettim, o da bana günahları terk etmemi tavsiye etti. Ve dedi ki: ‘Şüphesiz ilim bir nurdur ve Allah’ın nuru asilere, günahkarlara verilmez.’”

Kuran’daki bazı sûreleri Rasûlullah’ın sünneti üzere vird edinmeye çalışmak da bazı sûrelerin ezberini kolaylaştıracak ve kişiye sünneti yerine getirme ecri kazandıracaktır. (Her akşam Mülk sûresini, her Cuma Kehf sûresini okumak gibi). Müslümanın Kuran’ı vird edinmesi ve daima manasını öğrenmeye çalışması günlük hayattaki olaylarda verdiği tepkilerin de vahye uygun hale gelmesine yardımcı olacaktır. Aynı zamanda Kuranla olan güçlü bağ kişiye kıyamet gününde de birçok fayda sağlayacaktır. Nitekim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar”[2]

Yine bir başka hadiste ise şöyle buyrulmuştur: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.” [3]

Yazımızın sonunda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sıkça yaptığı şu duaya yer vermek istiyorum: “Allah’ım! Kur’ân’ı gönlümün baharı, göğsümün nûru eyle. Hüznümün gitmesi ve kederimin yok olması için bir vesile kıl.”


  • [1]. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16
  • [2]. Müslim, Müsâfirîn 253
  • [3]. Müslim, Müsâfirîn 252