Gündem-Analiz – Muhammed Eyüp / 2026 Eylül / 166. Sayı

“Allah’tan başka ilah yoktur. O, vaadini yerine getirdi, kullarına yardımıyla zafer verdi, ordusunu izzetlendirdi ve hizipleri tek başına hezimete uğrattı. Allah’tan başka ilah yoktur. Biz O’ndan başkasına kulluk etmeyiz. Kafirler hoşlanmasa da dini tamamen O’na has kıldık.”

Geçtiğimiz ay büyük bir zaferin yıl dönümünü tekrar yaşadık. Allah azze ve celle, 5 yıl önce küresel küfür güçlerinden oluşan koalisyonu hezimete uğrattı ve Müslümanlara eşsiz bir zafer verdi. Afganistan’ın başkenti Kabil’e giren mücahidler Amerikan ordusunu ve müttefiklerini mağlup etti ve tevhid sancakları yeniden dalgalanmaya başladı.

Bu zaferle birlikte Afganistan topraklarında yeniden Allah azze ve celle’nin şeriatı hakim olurken “demokratik cumhuriyet” adı altında kurulan küfür ve şirk düzeni tamamen bertaraf edilerek tarihin çöplüğüne gönderildi. ABD’nin başını geçtiği küfür ittifakı NATO’nun askerleri zelil ve rezil bir şekilde Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldı. İran, Pakistan, Hindistan, Tacikistan gibi bölgesel tağuti yönetimlerin desteklediği milisler de birer birer dağıldı ve mücahidlerin önünde duramadı.

Bu savaşın tabiatını anlamak ve mücahidlerin bu mübarek cihadının temelinde yatan düşünceyi anlamak için, kıymetli okurların bana uzun bir iktibas yapmam için müsaade etmesini istirham ediyorum.

2001 yılında Haçlı işgali başladığı sırada İslam Emirliği lideri Molla Muhammed Ömer Mücahid, verdiği röportajlarda şunları söylemişti:

Soru: Usame bin Ladin’i neden sınır dışı etmiyorsunuz?

Molla Ömer: Bu Usame bin Ladin meselesi değil. Bu İslam meselesidir. İslam’ın itibarı söz konusudur. Afganistan’ın gelenekleri söz konusudur.

Soru: ABD’nin terörizme karşı savaş ilan ettiğini biliyor musunuz?

Molla Ömer: İki vaadi nazar-ı itibara alıyorum. Biri Allah’ın vaadi, diğeri Bush’un vaadi. Allah’ın vaadi şudur: Yeryüzüm geniştir. Allah yolunda bir yolculuğa çıkarsanız dünyanın herhangi bir yerinde yaşar ve muhafaza edilirsiniz. Bush’un vaadi ise şudur: Yeryüzünde saklanabileceğiniz ve benim sizi bulamayacağım hiçbir yer yoktur. Bu iki vaatten hangisinin gerçekleşeceğini göreceğiz.

Soru: Ama halkınız, kendiniz, Taliban ve ülkeniz için korkmuyor musunuz?

Molla Ömer: Yüce Allah müminlere ve Müslümanlara yardım eder. Allah, kafirlerden hiçbir zaman razı olmayacağını söylüyor. Dünyevi açıdan Amerika çok güçlü. İki kat, hatta onun da iki katı kadar güçlü olsa bile bizi yenebilecek kadar güçlü olamaz. Allah bizimle olduğu müddetçe hiç kimsenin bize zarar veremeyeceğinden eminiz.

Soru: Bana endişeli olmadığınızı söylüyorsunuz ama dünyanın her yerindeki Afganlar endişeli.

Molla Ömer: Biz de endişeliyiz. Önümüzde büyük meseleler var. Ama Allah’ın rahmetine dayanıyoruz. Bizim bakış açımızı düşünün: Eğer bugün Usame’yi teslim edersek, şu anda onu teslim etmemiz için yalvaran Müslümanlar daha sonra onu teslim ettiğimiz için bizi yerecekler. Herkes Amerika’dan korkuyor ve onu razı etmek istiyor. Ancak Amerikalılar, az bir zaman önce gerçekleşen türden eylemleri engelleyemeyecekler çünkü Amerika İslam’ı rehin almış durumda. İslam ülkelerine bakarsanız halkların ümitsizlik içinde olduğunu görürsünüz. İslam’ın ortadan kalktığından yakınıyorlar. Ama insanlar İslami inançlarında kararlılıklarını sürdürüyorlar. Acıları ve hayal kırıklıkları içinde bazıları fedai eylemleri gerçekleştiriyor. Kaybedecek hiçbir şeylerinin kalmadığını düşünüyorlar.

Soru: Amerika’nın İslam dünyasını rehin aldığını söylerken neyi kastediyorsunuz?

Molla Ömer: Amerika, İslam ülkelerinin hükümetlerini kontrol ediyor. Halk İslam’a uymak istiyor ama hükümetler onları dinlemiyor çünkü ABD’nin pençesindeler. Birisi İslam’ın yolunu izlerse hükümet onu tutukluyor, işkence ediyor veya öldürüyor. Bu, Amerika’nın eseridir. Amerika bu hükümetleri desteklemeyi bırakır ve halkların onların icabına bakmasına müsaade ederse böyle şeyler yaşanmaz. Amerika, şimdi kendisine saldıran kötülüğe kendisi yol açtı. Ben de ölsem, Usame de ölse, başkaları da ölse bu ortadan kalkmayacak. ABD geri adım atmalı ve politikasını gözden geçirmeli. İmparatorluğunu dünyanın geri kalanına, özellikle de İslam ülkelerine dayatmaya çalışmaktan vazgeçmeli.

Soru: Yani Usame bin Ladin’i teslim etmeyeceksiniz, öyle mi?

Molla Ömer: Hayır. Bunu yapamayız. Eğer yaparsak bu Müslüman olmadığımız anlamına gelir, İslam’ın sona erdiği anlamına gelir. Saldırıya uğramaktan korksaydık, geçen sefer tehdit edildiğimizde ve saldırıya uğradığımızda onu teslim ederdik. Dolayısıyla Amerika bizi yine vurabilirdi ve bu kez bir dostumuz bile kalmazdı.

Soru: Amerika’yla bütün gücünüzle savaşırsanız, Taliban bunu başarabilir mi? Amerika sizi yenmez mi ve halkınız daha fazla acı çekmez mi?

Molla Ömer: Sonucun böyle olmayacağından son derece eminim. Lütfen şunu not edin: Yüce Allah’a dayanmak dışında yapabileceğimiz başka hiçbir şey yok. İnsan bunu yaparsa Yüce Allah’ın kendisine yardım edeceğinden, merhamet edeceğinden ve başarıya ulaşacağından emin olur.

Soru: Afganistan’daki durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Endişeye yol açanlar sizlersiniz. Siz (BBC) ve Amerikan kuklası radyolar… Ancak Afganistan’daki durum daha büyük bir meseleyle, yani Amerika’nın yok edilmesiyle bağlantılı.

Diğer taraftan Taliban içinde, sadakat gösterenlerin ve göstermeyenlerin ortaya çıkacağı bir imtihan süreci devam ediyor. Bunların kısa süre içinde gerçekleştiğini göreceğiz.

Soru: Amerika’nın yok edilmesiyle neyi kastediyorsunuz? Bunu gerçekleştirmek için somut bir planınız var mı?

Plan ilerliyor ve Allah’ın izniyle uygulanıyor. Ancak bu çok büyük bir görevdir ve insanların iradesinin ve kavrayışının ötesindedir. Allah’ın yardımı bizimle olursa bu kısa bir süre içinde gerçekleşecektir, bu öngörümü aklınızda tutun.

Soru: Usame bin Ladin’in Amerika’ya karşı nükleer, kimyasal veya biyolojik silah kullanmakla tehdit ettiği bildiriliyor. Sizin tehdidiniz de bununla mı bağlantılı?

Molla Ömer: Bu bir silah meselesi değildir. Allah’ın yardımını umuyoruz. Asıl mesele Amerika’nın yok olmasıdır. Allah’ın izniyle Amerika yere serilecektir.

Soru: Son birkaç gün içinde birkaç vilayetin kontrolünü kaybettiniz. Kaybettiğiniz toprakları yeniden ele geçireceğinizi düşünüyor musunuz?

Molla Ömer: Daha önce gördüğünüz türden değişimi, yani toprak kaybetme ve yeniden kazanmayı tekrar göreceğinizi umuyoruz.

Soru: Bu kadar hızlı geri çekilmenizin nedeni neydi? Birlikleriniz şehirlerden neden kaçtı? ABD bombardımanında ağır kayıplar verdiğiniz için mi, yoksa askerleriniz size ihanet mi etti?

Molla Ömer: Size bunun daha büyük görevle bağlantılı olduğunu söyledim. Taliban bazı hatalar yapmış olabilir. Taliban’ı sadakat açısından elemek ve sadık olanları ortaya çıkarmak büyük bir iştir. Bu sorunlar da hata yapan Taliban mensuplarının günahlarından arınmasına vesile olabilir. Ancak diğer tarafta da büyük bir değişim yaşanıyor.

Soru: Şu anda hangi vilayetlerin kontrolünüz altında olduğunu söyleyebilir misiniz?

Molla Ömer: Dört-beş vilayetimiz var. Ancak kontrolümüzde kaç vilayet bulunduğunun önemi yok. Bir zamanlar tek bir vilayetimiz bile yoktu. Daha sonra bütün vilayetlere sahip olduğumuz bir dönem geldi ve bunları bir hafta içinde kaybettik. Dolayısıyla vilayetlerin sayısı önemli değil.

Soru: Gelecekteki hükümete katılımınız zaten ihtimal dışı bırakıldığına göre, güçlerinizden bazıları genel olarak Taliban’ı veya ılımlı Taliban’ı temsil etmek üzere gelecekteki hükümete katılmaya karar verirse buna karşı çıkar mısınız?

Molla Ömer: Taliban’da ılımlı Taliban veya diğerleri diye bir şey yok. Bütün Taliban ılımlı. İki şey vardır: İfrat ve tefrit. Dolayısıyla bu anlamda hepimiz ılımlıyız, orta yolu izliyoruz.

Ülkede geniş kapsamlı bir hükümet kurma mücadelesi son 20 yıldır devam ediyor ancak bundan hiçbir sonuç çıkmadı. Zalimlerden oluşan bir hükümeti kabul etmeyeceğiz. Şerli bir hükümetin parçası olmaktansa ölmeyi tercih ederiz.

Size söylüyorum, bunu aklınızda tutun. Bu benim öngörüm. İnanıp inanmamak size kalmış. Ama bekleyip göreceğiz.”

(İktibasın sonu)

Görüldüğü gibi Molla Ömer İslam’ın izzeti konusunda oldukça net davranmıştır. Bir Müslümanı kafirlere teslim etmeyi reddetmiştir.

Allah azze ve celle’nin yardımına dayanıp güvenmiş, kafirlerin tehditleri karşısında korkup yılmamıştır. Gerçekten de ömrünün sonuna kadar Allah azze ve celle kendisini korumuş, kafirler onu bulamamış, nihayetinde ilerleyen yaşı sebebiyle hastalıktan vefat etmiştir. O Allah azze ve celle’ye karşı doğruluk göstermiş, Allah azze ve celle de onun sözünü doğrulamıştır. Tıpkı şu hadiste olduğu gibi:

“Nice saçı başı dağınık, toza bulanmış, kapılardan kovulan kimse vardır ki Allah’a yemin etse Allah onun yeminini gerçekleştirir.”[1]

Yine Molla Ömer, Amerikan küfür imparatorluğunun içerisine gireceği dağılma sürecini 25 yıl öncesinden görmüş, görmekle kalmayarak bu sürecin kumandanlarından biri olmuştur. Allah azze ve celle, insanlık tarihinin en büyük tağuti düzenlerinden birinin yıkılması sürecinde fitili ateşleyenlerden birinin Molla Ömer olmasını murat etmiştir.

Küresel küfür düzeni, Afgan topraklarında yaşadığı hezimeti hazmedemediği için, 5 senedir Afganistan’a yönelik baskılarını sürdürmektedir. Halen İslam Emirliği muhalifi yapılar küfür güçlerince desteklenmektedir. Afganistan İslam Emirliği’nin tanınmaması ve abluka altında tutulması için de diplomatik ve siyasi çabalar devam etmektedir. Buna rağmen İslam Emirliği şeriattan, adaletten ve bağımsızlıktan taviz vermeden yolunu sürdürmektedir.

Afganistan İslam Emirliği, İslam beldelerindeki sistemlerin köleliğini de izhar etmeyi sürdürmektedir. Molla Ömer, 25 yıl önce verdiği röportajda bu yönetimlerin köleliğini vurgulamış, ABD’nin İslam alemini rehin tuttuğunu belirtmişti. Bugün de bu köle rejimleri bırakın ABD’ye karşı çıkmayı, Afganistan’ı tebrik dahi edememiştir. Dünyanın ücra bir köşesinde bir aracın lastiği bile patlasa açıklama yayınlama yarışına giren bu sistemler, Afganistan İslam Emirliği’nin bağımsızlığının ve zaferinin 5’inci yılı olan 15 Ağustos günü kısa bir tebrik dahi yayınlayamamıştır. Bunun asıl sebebi bizzat kendilerinin de Amerika ile birlikte hezimete uğrayan tarafta olmalarıdır. Allah bunları bir bir rezil ve zelil etmiştir.

Son olarak şunu belirtmek gerekir:

Allah azze ve celle bu büyük zaferi mücahidlerin fedakarlıkları vesilesiyle mümkün kılmıştır. Şüphesiz ki bu fedakâr mücahidlerin geride kalan yetimlerine sahip çıkmak ve bu aziz İslam beldesine yardım eli uzatmak, yeryüzündeki tüm Müslümanların boynunun borcudur. Küresel Haçlı-Siyonist sistem Afganistan’daki İslam nizamını boğmaya çalışırken biz Müslümanların bu nizama ses ve nefes olması gerekir.

Allah azze ve celle’den, ensar ve muhacir tüm mücahidlerin ecirlerini eksiksiz vermesini, şehid olanları katında kabul etmesini niyaz ediyoruz.

Vesselam.


[1]. Müslim, Birr 138, Cennet 48