Kapak Dosya – Dr. M. Hamidullah Yalçın / 2026 Temmuz / 164. Sayı
بسم الله والحمد لله والصلاة والسلام على رسول الله وعلى من والاه. أما بعد
Giriş
Bu makalede sosyal medyanın İslami çalışmalara olumlu ve olumsuz etkileri ele alınmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda öncelikle makalenin yönteminin izah edilmesinde fayda mülahaza edilmiştir. Makalede sosyal medyanın İslami çalışmalara etkilerinin incelenmesinden evvel konunun belli bir zemine oturtulabilmesi için internet ve sosyal medyanın tanımından başlanması elzem görülmektedir. İlgili kavramların teknik tanımlarından öte var oluşlarının altında yatan temel zihniyetin anlaşılması gerekmektedir. Aksi taktirde modern dönemde hayata giren bu “icat”ların kullanım kılavuzu okunmadan işleyiş mantığı tam olarak kavranamayacak, muhtemel faydalarından faydalanmak şöyle dursun olası iş kazalarına maruz kalınarak belki de kimilerinin İslami çalışmalardan malulen emekli olmasına bile sebebiyet verebilecektir. Ancak makalenin amacı salt bilimsel bir analiz yapmak değildir. Bu sebeple bir fıkıh kitabı niteliğinde olamasa bile belki bir nevi ilmihal düzeyinde bilinmesi, kavranması zaruri olan meselelere İslami açıdan bakılmaya çalışılacaktır. Konuya İslami ilimler açısından bakmanın yanı sıra beşerî ilimler penceresinden sosyal medyanın gerek bireyin psikolojisi gerek toplumun sosyolojisi üzerindeki etkileri tartışılarak meselenin maslahat boyutu değerlendirilmeye çalışılacaktır. Sonuç bölümünde ise bu mecrada riayet edilmesi gereken kurallar, alınması gereken tedbirler ve çeşitli öneriler sunulmaya çalışılacaktır. Doğrular Allah’tan, yanlışlar kuldandır.
وما توفيقي إلا بالله ولا حول ولا قوة إلا بالله
İnternet ve Sosyal Medya
İnternet, Amerikan ordusunun Dünya çapında gizlice ve hızlıca haberleşme çabalarının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Şu anda Dünya üzerindeki tüm internet trafiği tek bir ortak ağ içerisinde dönmekte olup bu sistemi çalışır durumda tutmanın ekonomik bedelinin günlük milyon dolarlar seviyesinde olduğu söylenmektedir. Oysaki ABD bu hizmeti tüm dünyaya “fisebilillah!” bedava sunmaktadır. Sadece bu durum bile akıllı bir Müslümanın teyakkuzda olmasını zorunlu kılar. Sosyal medyada ise durum nicelik açısından biraz farklıdır. Dünya üzerinde birbirinden farklı şekil ve tarzlarda birden çok sosyal medya platformları bulunmaktadır. Bunların bir kısmı cüzi miktarlarda ücret talep etmekteyse de çoğunluğu ya tamamen ücretsiz ya da bazı kısıtlamalarla birlikte ücretsiz hizmet! sunmaktadır. Bu platformların birbirinden farklı yönleri olsa da ortak yanları ücretsiz olmaları ve kurucularının gayri müslimler olmalarıdır.
Bilgisayar dünyasından az biraz anlayan birisi sanal dünyada kendiliğinden gelişen bir şey olmadığını karşısına çıkan bir medyanın tesadüf olmadığını bilir. Sosyal medyada her şey bir algoritmaya bağlıdır. Ve bu algoritma yazıldığı amaca göre platformu şekillendirir. Fazla komplo teorilerine kaçmadan ve konuyu dağıtmadan asıl sorumuza dönecek olur isek, “sosyal medya İslami çalışmalara fayda mı vermiştir yoksa zarar mı vermiştir?” Algoritmayı yazan müslüman olmadığına göre bu platformların kendiliğinden, yapısı gereği İslami çalışmalara fayda vermesi mümkün değildir.
Bu sorunun cevabının evet olmadığı aşikâr olduğuna göre soruyu ikinci bir şekilde tekrar soralım. Peki Müslümanların, sosyal medyayı İslami çalışmalarında bir alet olarak kullanarak faydalanmaları mümkün müdür? Tıpkı bir kafirin ürettiği bir bıçağı, tornavidayı, arabayı vs. kullanarak İslami çalışmalarda verimi artırmaya çalışmak gibi… Bıçak da doğru kullanılırsa faydayı artırır, hatalı kullanımda zarar verebilir. Bu basit kıyasa bakarak ilk etapta cevap evet İslami çalışmalarda sosyal medyadan faydalanmak mümkün gibi görünüyorsa da işin aslına inildikçe o kazın ayağının hiç de öyle olmadığı görülecektir. Bu kıyas, “kıyas maal-fârık”tır. Zira bıçağın belli bir ajandası olan kafir üreticisinin belirlediği bir algoritması yoktur. Bir bıçak kendisini tutan elin iradesinden ayrı kesmeye kalkmaz ya da kesmemezlik yapmaz! İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer tam da burasıdır. Sosyal medya platformlarının üzerine kurulu olduğu algoritma denen düzenin ne menem bir şey olduğu tam olarak idrak edilmeden buralardan fayda mı zarar mı geleceğini hesap etmek çok güçtür. Öyleyse Müslümanların içerisinde hizmet vermeye çalışacakları platformların yapısını iyi anlayıp özümsemeleri bir ön şarttır. Burada kervan yolda düzülür, mantığına gidilmesi zarar getirebilir.
Sosyal Medya Platformlarının Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi
İnternet ve sosyal medyanın bizatihi haram ya da helal olması hususunda doğrudan bir delil tarafımızca ihata edilemediğinden bu konunun fıkhi hükmünü nihai olarak ilim erbabına havale ediyoruz. Ancak bunun dışında kesin bilinen delil ve hükümler ışığında sosyal medya kullanıcılarını hem takipçiler hem de içerik üreticileri olarak ilgilendiren bazı meselelere değinilecektir.
Bunlardan birincisi, bu platformlara giriş meselesidir. Şayet bu platformlar İslam düşmanlarına maddi destek sağlayan kurumlar ise (ki vakıada öyledir) bu durumda bu platformlara kesinlikle maddi ücret ödeyerek abone olunmamalıdır. Veya bu platformlar aracılığıyla içerik üreticisine maddi destek gönderilmemeli, komisyon olarak dahi böyle bir maddi kazanca sebebiyet verilmemelidir. Bu konuda tüketicilerin boykota riayet etmesinin son derece gerekli olduğu düşünülmektedir. İslami içerik üreticilerinin ise platformda paylaşım yapabilmesi için ücret ödemesi gerekiyorsa ilim ehlinden fetva alması uygun olacaktır.
İkinci husus, bedava kullanılabilen platformlardaki reklam meselesidir. Bu reklamlar genelde gayri İslami ve hatta gayri ahlaki olmaktadır. Bu tür reklamları engellemenin yolları aranmalı, eğer yoksa böyle platformlardan nihai surette uzak durulmalıdır. Çeşitli programlar kullanarak bu reklamları engellemek mümkündür. Dolayısıyla sırf reklamları kaldırmak için platforma ücretli abone olmak birinci maddedeki gibi sakıncalı görülmektedir. Günümüzde bu tür reklam engelleyicileri kurmak ve kullanmak çok zor değildir. Kişi anın fıkhına, halin ilmine sahip değilse internet ortamından kesinlikle uzak durmalıdır. İnternet ortamında bu tür engelleyici programlar kullanmadan bulunan kişi harama bakmadan birkaç saniyeden daha uzun süre geçiremeyecektir. Öyleyse reklam engelleyici kullanmayı öğrenmek sedd-i zerai babından ve kolaylığının yanı sıra haram sahnelerden gözü koruması bakımından farz-ı ayn hükmünde olmalıdır. Kendisini ve neslini korumasını öğrenemeyen kişinin ise bu durumda sanal dünyaya bir bakışı bile zinhar haram olmalıdır.
Konuyla ilgili başka fıkhi meseleler de bulunmakla beraber bu makalenin daha fazla uzamaması ve okuyucunun canını da daha fazla sıkmaması için bu en temel görülen iki meselenin zikredilmesiyle iktifa edilecektir.
Sosyal Medyanın Sosyal Bilimler Açısından Değerlendirilmesi
Bu başlıkta belki kitaplar telif edilebilir ki zaten edilmiştir de. Burada yine en kısa ve öz biçimde birkaç hususa değinilmesi yeterli olacaktır. Sosyal medyanın bireyin ve toplumun üzerindeki etkileri saymakla bitmez. Şu anda bunun bizi ilgilendiren kısmı ise İslami çalışmalara taalluk eden veçhesidir. Bu başlıkta sıkça dile getirilen bazı iddialara yanıt verilmeye çalışılacaktır.
Bunlardan ilki sürekli duyduğumuz, “Müslümanların da bir medyası, sanatı, sineması, müziği… olması gerektiği” fikridir. Hatta bu konuda bazı filmler de örnek gösterilerek bunların tebliğ ve davette nasıl faydalı olduğu/olabileceği örnek verilir. Oysa bu film veya dizilerle müslüman olmuş tek bir kişi bile gösteremezler. Hem öyle olsa bile bir filmle müslüman olan başka bir filmle de İslam’dan çıkabilir. Bir sosyal medya videosundan etkilenerek İslam’a girdiğini iddia eden bir diğer video ile çıkabilir. Elbette ki İslam’a davette duygulara hitap etmenin yeri sıfıra indirgenemez ancak davetin ilimsiz sırf duygu ile medya ile yapılabileceğini veya büyük ölçüde yapılabileceğini zannetmek, hüsranla sonuçlanmaya mahkûm bir düşüncedir. Nice filmler, diziler çekildi nice videolar editlendi peki bu sanatsal! ürünlerin piyasaya çıkmasından bugüne birey ve toplum bunlardan etkilenip daha iyiye mi yöneldi yoksa daha kötüye mi gidiyor? İbret alın ey akıl sahipleri!
Genel olarak sosyal medyanın bireyin psikolojisine, toplumun sosyolojisine olumsuz etkilerinin faydalarından çok daha fazla olduğu aşikardır. Ancak sorumuz genel olarak sosyal medyanın etkisi değil sosyal medyanın İslami çalışmalarda kullanılması durumundaki etkisinin ne olacağıdır. Bu durumda sonuç yine en başa algoritma sorununa dönmektedir. Algoritmanın çalışma mantığı İslami çalışmalara destek değil köstek olmaktadır. Şayet sosyal medya İslami çalışmaların daha geniş kitlelere ulaşması ve yayılması için düşünülüyorsa algoritma böyle düşünmemektedir! Çünkü algoritma daha fazla izlenen içeriklere odaklanmakta, onları öne çıkarmaktadır. Eğer herkesin ilgileneceği içerikler üretilmeye çalışılırsa bu durumda da zamanla İslami çalışmalardan uzaklaşılmış olacaktır. Sosyal medya platformları bunun örnekleriyle doludur. Ya büyüyen kanallar çok da faydası olmayan içeriklere doğru kaymaktadır. Yahut çok nadiren de olsa fazla takipçisi olan bir kanalın İslam’a yönelmesi sonrasında izlenmeleri sıfıra inmektedir. Yani hali hazırdaki büyük kanalların parayla satın alınması dahi geniş kitlelere yayılma stratejisine hizmet etmemektedir. Hatta algoritmalar güncellendikçe benzer fikirdeki üretici ve tüketiciyi birbirine daha yakınlaştırmakta, dışarıdan izole etmektedir. Bu durum ise sosyal medyada İslami çalışma yapmayı düşünenlerin daha fazla kişiye ulaşma amacını baltalamaktadır. Bunların hepsi algoritmanın çalışma mantığından kaynaklanmaktadır. Çünkü algoritma içerik üreticisinin belli bir fikre doğru kitleleri yönlendirip geliştirme planına uygun değildir, bilakis içerik üreticisinin kitlelerin isteği doğrultusunda hareket etmesini gerektirmektedir. Ancak tabi ki algoritma sahibinin kendi fikri ajandası hariç. Platform sahipleri kitleleri istedikleri bozuk fikirlere kanalize etmek için kullanabilir, çünkü algoritma onların elindedir.
Sonuç ve Öneriler
Buraya kadar görülmüştür ki algoritma kimin elindeyse Süleyman odur. Sosyal medyayı yapısına aykırı şekilde kullanmaya çalışmak, akıntıya karşı kürek çekmek olacaktır. Belki bazen amaç hasıl olacak gibi olsa dahi bir algoritma güncellemesiyle bütün uğraşlar boşa çıkacaktır. Peki sosyal medyadan faydalanmanın hiç mi bir yolu yoktur? Bu soru üzerine uzun uzun düşünülmüş, çeşitli istişarelerde bulunulmuş, farklı görüşler dinlenilmiş ve sonuç olarak aşağıdaki mülahazalar ortaya konulmuştur:
Sosyal medya yapısı itibariyle İslami çalışmalara yardımcı olmak maksadıyla üretilmiş değildir. Bu sebeple “kem alatla kemalat olmaz” düsturunca sosyal medya çalışmalarına gereğinden fazla ihtimam göstermek stratejik bir hata olacaktır.
Sosyal medyanın en genel faydasının daha geniş kitlelere ulaşmak olduğu düşünülmektedir. Halbuki bu da göründüğü kadar kolay işlememektedir.
İnternet ve sosyal medya kullanımının İslami açıdan mahzurları vardır, gerekli önlemlerin alınması son derece elzemdir. Bu önlemler arasında kişiyi haramdan koruyacak kadar temel teknoloji okur-yazarlığının yanı sıra manipülasyonlara kapılmama açısından medya okur-yazarlığı da önem arz etmektedir. Bu konularda çeşitli seminerler düzenlenerek tecrübeli kişilerden eğitim alınabilir.
Sosyal medyanın Müslümanlara faydalı olabileceği durumlar arasında ihtiyaç sahibi kimselerin sesini duyurmak ve çeşitli konularda gündem oluşturmaya çalışmak gibi eylemler sayılabilir. Günümüzde vakıada bu tür çalışmaların en azından bir kısmının işe yaradığı görülebilmektedir.
Sosyal medya platformlarının kitlelere sesini duyurmak dışında kullanılabileceği başka bir yöntem daha bulunmaktadır. Belki bu yöntem İslami çalışmalarda sosyal medyanın kullanılabileceği en kullanışlı alan olabilir. Bu alan çeşitli ders, eğitim, sohbet, fetva, soru-cevap vb. konseptlerde içerikler üretilmesidir. Özellikle fiziki olarak bu tür imkanlara ulaşamayan kişilerin uzun soluklu video serileri ile kendilerini ilmi olarak geliştirmelerinde, ihtiyaç duyulan bir konuda güvenilir bilgiye çabucak ve kolayca ulaşılabilmesi açısından faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Sosyal medyanın güncel, değişken gündemin hengamesinden uzak adeta bir arşiv niteliğinde iş görmesi İslami çalışmalar için en uygun yöntem olarak görülmektedir.
Bu konuda söylenecek daha pek çok söz vardır. Eksikler tamamlamakla bitmez ancak ehem olan hatalardan uzak kalabilmektir. Konunun tüm genişliğine rağmen birkaç sayfalık bir makaleye sığdırılmaya çalışılması bazı kapalılıklara, kopukluklara sebebiyet vermiş olabilir. Varsa (ki vardır) okuyucuyu sıkan, meramını ifade edemeyen veya maksadını aşan sözlerden ötürü makalenin yazarı mazur görüle, hataları affola zira bu makalenin yazarı hata yapabilir. Doğrular Allah’tan, yanlışlar kuldandır.
وآخر دعوانا أن الحمد لله ربّ العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه وسلّم وعلى من اتّبعهم بإحسان إلى يوم الدين



