Nebevi Aile – Halime Yılmaz / 2026 Temmuz / 164. Sayı
Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ e, onun güzide ailesi ve ashabına olsun. Allah’ ın selamı, rahmeti, bereketi ve hidayeti tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.
25.Bazı Sorunları Sadece “İdare Etmek” Çözer!
Evlilik, sadece karı kocadan ibaret olmayan, gidişatını çocukların, aile büyüklerinin, sosyal çevrenin, iman edilen inanç esaslarının, akrabaların, içinde yaşanılan çağın etkilediği oldukça kompleks ve onun çatısı altında olan fertlerden bağımsız başlı başına özerk ve ayrı bir yapıdır.
Evlilik, insan hayatını öncesi ve sonrası diye ayıran en önemli dönüm noktalarından biridir. Bekarken çok uyumlu görünen bir kişi evlendiğinde çevresindekiler tarafından “huysuzlaştı” yaftasını yiyebilmektedir. Ya da bekarken bir baltaya sap olmamakla suçlanan bazı kişiler evlenince sorumluluk sahibi ve sevilen biri olmaya başlayabilmektedir. Aslında insan çoğu zaman bekarlıkta da evlendikten sonra da aynı kişidir. Ama evlilik onun görünmeyen tarafını ortaya çıkarmasında bir ayna görevi görebilen bir vasıta haline gelebilmektedir.
“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[1]
İşte belki de o yüzden “bu böyle değildi, evlenince değişti” sözlerini sık duyarız. Aslında özünde o kişi hep öyleydi. Ama belki de evlenene kadar kendisine eşi kadar yakın hissettiği kimse olmadığı için insanları şaşkınlığa düşüren yönlerini gizledi. Evlenince de uygun ortam bulunca bu yönünü ortaya çıkardı.
Şöyle düşünelim: Her insan başlı başına çözülmesi zor bir dünya iken bir de yanına onun benzeri gizli başka bir dünyayı ekliyorsunuz. Ortaya kendine özel bambaşka bir yapıda farklı bir dünya çıkıyor. Bu farklı dünyada muhtelif sorunların yaşanması oldukça doğal değil mi? Bu doğal sorunların bazıları genel değerler, inançlar, ahlaki öğretiler ile çözülebilirken bazıları vardır ki onlar çözmek değil idare edilmesi gereken sorunlardır. Çünkü evlilikte her sorun çözülmek zorunda değildir. Bazı sorunlarda problemi çözüm bulmak değil, idare etmek çözer. Çünkü çoğu huyu iyi olsa da her insanda eksik ve hatalı yönler mevcuttur. Bu yönlerden büyük kısmı telkinlerle, nasihatlerle, okumalarla, güzel örneklerle törpülenebilirken “her güzelin bir kusuru vardır” atasözünün de işaret ettiği gibi az da olsa bazı eksiklikleri onda mutlaka kalacaktır.
İnsan hem cana yakınlık, sosyallik, ülfet gibi anlamlara gelen “üns” hem de unutmak anlamına gelen “nisyan” kökünden gelen bir kelimedir. Yani diğer insanları kendine çeken güzel yönleri olacağı gibi unutkanlık yönü zaman zaman devreye girer ve ona iyi olmayı, doğruluğu unutturabilir. O da kendisine yakışmayan hal ve tavırlar içerisine girerek sevdiklerini şaşırtabilir. Aslında bu noktada o kişi insan olmanın gereğini yapmaktadır. İşin aslı esas şaşırtıcı olan, onun arada bir hataya düşmesine şaşırmaktır. Çünkü peygamberler dışında kimsenin hatadan beri olmadığını teoride hepimiz kabul ederken pratikte bir peygamberden beklenilen mükemmele yakın bir performansı eşlerimizden bekleyebiliyoruz. Halbuki hatırlamamız gereken bir şey vardır: Eşin de senin gibi bir insandır. Güzel şeyler yapacağı gibi hatalar yapması da oldukça insanidir. Yeter ki bu hatalar bilerek, isteyerek, inatla, kibirle ve yapılmakta ısrar edilen hatalar cinsinden olmasın.
Tekrar edelim. Evlilikte bazı sorunlar çözülmez, sadece idare edilir. Her soruna, çözülmesi gereken bir matematik problemi gözüyle bakarsanız o dersten sınıfta kalırsınız. Bazı derslerin sadece sabırla geçmesi beklenir ki öğretmenin gözünden düşmeyesin.
Peki eşler birbirini nasıl idare edebilir?
Örneğin koca eşinin maişeti sağlamakta tembellik etmeyen, evine bağlı, dindar, ahlaklı, eşine karşı görevlerini aksatmamaya gayret eden ailesine karşı iyi niyetli bir eş olsun. Hal böyle iken tansiyon ya da şeker hastalığı gibi hastalıklardan ötürü yemek konusunda sabırsız ve huysuzluk gösteriyor, ama bu huysuzluk haddini aşmayan ve insani bir olumsuzluk diyelim. Olgun ve idare etmesini bilen bir kadın böyle bir kocaya nasıl davranır?
Şöyle ki: Önce derin bir nefes alır. Kocasının artı yönlerine bakar. Hatta şeytan bu konuda ona vesveseler verdiğinde eşinin güzel yanlarını üşenmeden tek tek yazar. En son hoşlanmadığı bu özelliğini olumlu yanlarının yanına yazar. Kafasında bir tartı kurar ve olumlu yönlerini bir kefeye olumsuz yönünü de diğer kefeye koyar. Aklı başındaysa olumsuz yönünün olumlu yönleri tarafından tolere edilebilir olduğuna karar verir ve kocasını bu durumlarda idare ederek elinden geldiğince yemeğini zamanında önüne koymaya çalışır. Bunu yapamadığı zamanlarda da onun gönlünü okşayarak durumu idare etmeye çalışır. Ayrıca o kötü huyundan vazgeçmesi için eşine dua ederek ve benzeri yollarla yardım eder.
İşte olumlu yönü ağır basan bir kocanın ufak tefek hatalarına karşı akıllı ve olgun bir kadının idare etme örneklerinden biri budur.
Karşıt bir örnek verelim: Ahlaklı, dindar, eşine ve evine bağlı, elinden geldiğince takvalı ve ilme yatkın bir kadın olsun. Ama diğer yandan bu kadının biraz sabırsız ve kıskanç bir karaktere sahip olduğunu farz edelim. Ama bu sabırsızlık ve kıskançlık haddini aşmayan ve sınırların dışına çok çıkmayan bir seviyede olsun. Olgun ve idare etmesini bilen bir koca bu kadına nasıl davranır?
Şöyle ki: Önce derin bir nefes alır. Hanımının olumlu yönlerine bakar. Hatta şeytan bu konuda ona vesveseler verdiğinde eşinin güzel yanlarını üşenmeden tek tek yazar. En son hoşlanmadığı bu özelliğini olumlu yanlarının yanına yazar. Kafasında bir tartı kurar ve olumlu yönlerini bir kefeye olumsuz yönünü de diğer kefeye koyar. Aklı başındaysa olumsuz yönünün olumlu yönleri tarafından tolere edilebilir olduğuna karar verir ve hanımını bu durumlarda idare ederek elinden geldiğince o anın geçmesini bekler ve o kötü huyundan vazgeçmesi için eşine dua ederek ve benzeri yollarla yardım eder. İşte olumlu yönü ağır basan bir kadının ufak tefek hatalarına karşı akıllı ve olgun bir kocanın idare etme örneklerinden biri budur.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, eşi Ebu Seleme’nin vefatından sonra evlilik teklif ettiği Hz. Ümmü Seleme’ den; “Ben çok kıskanç bir kadınım” cevabını alınca şöyle buyurmuştur:
“Kıskançlığının gitmesi için Allah’a dua edeceğim.”[2]
Hz. Peygamber’in diğer eşlerinden biri (genellikle Hz. Safiye olduğu rivayet edilir) evde misafirler varken bir tabak yemek göndermişti. Bunu gören Hz. Aişe kıskançlığına yenik düşerek tabağa vurup kırmıştı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise sinirlenmek yerine tabağı yerden toplayıp “Anneniz kıskandı” diyerek durumu tatlıya bağlamış ve oradakilere kırılan tabağın yerine yenisini vermelerini emretmiştir.[3]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in birbirinden değerli bu iki hanıma gösterdiği bu hoşgörüden neler çıkarabiliriz? Ümmü Seleme’ nin açık yüreklilikle kendisinde hoşlanmadığı yönleriyle ilgili yaptığı itirafa karşılık, kendisine bu nahoş huyundan vazgeçmesi için dua edeceğini söyleyerek onu eksik yönü düzeltme konusunda cesaretlendirdiğini söyleyebiliriz.
Diğer yandan ilim deryası, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in en sevdikleri listesinde ilk sıralarda yer alan Aişe annemiz kıskanınca da onu oldukça naif bir şekilde idare ettiğini düşünebiliriz.
Amr bin As dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni askerî birliğin başında Zâtü’s-Selâsil’e göndermişti.
Askeri birliğin içinde Ebû Bekir ve Ömer de bulunuyordu. “Rasûlullah’ın yanında benim yerim daha üstün olmazsa, herhalde beni, Ebû Bekir ve Ömer’in başına kumandan tayin ederek göndermezdi” diye içime doğdu.
Hemen Rasûlullah’ın yanına gidip “Ya Rasûlallah! Halkın sana en sevgilisi kimdir?” diye sordum.
“Aişe’dir,” buyurdu.
“Erkeklerden kimdir?” diye sordum.
“Aişe’nin babasıdır” buyurdu.
“‘Ondan sonra kimdir?’ diye sordum.
“Ondan sonra Ömer’dir,” buyurdu. Bir takım daha erkeklerin isimlerini saydı.”
Kendi kendime, “Artık bu sorumu tekrarlamayayım.” dedim. Ve beni en sonraya bırakmasından korkarak sustum.[4]
Aişe annemizin kıskançlığı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in ona duyduğu sevgiyi azaltmadığı gibi olgun bir insan olarak onu oldukça hoş bir şekilde idare ederek ümmetine örnek oluyor.
Tabi ki işin şu tarafı unutulmamalıdır ki idare edilebilir şeyler vardır, idare edilemez şeyler vardır. Mesela eşin mürtet olup dinden çıkması, ısrarla ve pişman olma emaresi de göstermeden sürekli büyük günah işlemeye başlaması gibi idare edilemez durumlar bu konumuza dahil değildir. Bizim bahsettiğimiz idare, görmezden gelinebilir ve insanın iki dünyasını başına yıkmayan ve cehenneme çevirmeyen basitlikte hatalardır. Ama insanın boyunu aşan durumlarda yeri geldiğinde başka yollara başvurmanın da gerekli olduğu anlar da olabilir. Ama bunlar konu dışı olduğundan buraya almıyoruz.
[1]. Rum, 21
[2]. Müsned-i Ahmed bin Hanbel: Müsned, c. 6, s. 313 (Hadis No: 26573 / 26719), Nesâî: Sünen-i Nesâî, Nikâh, 13 (Hadis No: 3254), İbn Mâce: Sünen-i İbn Mâce, Nikâh, 53
[3]. Buhari, Nikah, 106; İbn Mâce, Ahkam, 14; Ebu Davud, Buyu, 91; Nesâî, İşretü’n-Nisa, 4
[4]. Buharî, 5:113; Müsned, 4:203



