Türkiyeli Şehidler – Cihan Malay / 2026 Temmuz / 164. Sayı
Ali Pınarbaşı, Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Yeşilyöre Mahallesi’nde 1971 yılında dünyaya geldi. İlk öğrenimini babasının müezzinlik yaptığı Türkoğlu ilçesinde tamamladı. Ardından Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesine kayıt yaptırdı. İnsanlara İslam’ı anlatmayı dert edinmiş koca yürekli Ali’yi arkadaşları şöyle anlatıyor: “Ali abi, bizlere İslam’ı ve namazı sevdiren, Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi yatılı bölümünde bize rehberlik yapan bir mücahit abimizdi.” 1989 yılında liseden mezun olduktan sonra aynı yıl Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine kayıt yaptırdı.
BOSNA’DA
Daha önce zulüm, kan ve gözyaşı ile dolu şehirler, İslam ordularının önce gönülleri fethedip ardından kalelerin fethi ile huzur ve rahata erdiler. Evliya Çelebi’nin “lisanları ve kendileri pâk ve kadirşinas insanlardır” dediği Bosna da 1463-1464 yıllarında Fatih Sultan Mehmed komutasında Osmanlı İslam ordusu ile fethedildi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin haber verdiği şu hakikat hiçbir zaman değişmedi, değişmeyecek de: “Yabancı kavimlerin, yiyicilerin birbirlerini sofralarına davet ettiği gibi, birbirlerini sizin üzerinize çullanmaya çağıracakları zaman yakındır!” buyurmuşlardı. Orada bulunanlardan biri: “– O gün sayıca azlığımızdan dolayı mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem: “– Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin sizler, bir selin getirip yığdığı çer çöp gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!” buyurdular. “– Zaaf da nedir, ey Allah’ın Rasûlü?” denildi. “– Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmama duygusu!” buyurdular.[1]
Müslümanların güçlü olduğu zamanlarda karşılarına çıkmaya yüz bulamayan İslam ve insanlığın düşmanları, Müslümanların dağınıklığından fırsatı ele geçirdiği ilk zamanda ordularıyla ve bütün güçleriyle insanların yaşadığı huzura düşman kesildiler. Önceleri Haçlı Seferleri/katliamları ile yaptıklarını karşılarında İslam orduları olduğunda erteleyenler, ilk fırsatta Afrika’da istedikleri gibi zulüm yaparak insanlara kan kusturdular. Şimdi Avrupa’nın göbeğinde yaşayan Müslümanlara kan kusturma zamanı geldi. Bu kez zulüm ve katliam yağdırılacak yer Bosna seçildi (1992-1995).
Bildikleri ya da hesap etmedikleri bir şey vardı. Her ne zaman bir İslam beldesi zor duruma düşüp ve oranın halkı da kendilerine yardım eli uzatacak ve oradaki zulmü üzerlerinden kaldıracak yardım çağrısında bulunursa, yeryüzünün çeşitli taraflarında serdengeçti yiğitler ortaya çıkar. Canlarını ve bedenlerini mazlum kardeşleri için bir kale gibi siper kılar. Şehadet için yarışırlar.
Şehadet için bir yiğit yine yola koyuldu. Ali Pınarbaşı, daha önceleri Anadolu’dan Bosna’ya geçerek gönülleri İslam ile buluşan dedelerinin izinde bu sefer Müslüman kardeşlerine yardım için şehadete koştu. 1992 yılında İlahiyat Fakültesi 3. sınıfta iken Bosnalı Müslüman kardeşlerine, Bosna cihadına katıldı. On ay kadar Müslüman kardeşlerinin yanında buradaki Müslümanlara yapılan Sırp ve Hırvat zulmüne karşı kardeşleriyle omuz omuza mücadele verdikten sonra 1993 yılının Haziran ayında şehitler kervanına o da katıldı. Şehadetinin ardında Türkiye’de Kahramanmaraş başta olmak üzere birçok yerde gıyabi cenaze namazı kılındı.
Şehadetinden önce vasiyetinde şöyle yazmıştı: “Seha Çayevi’ne 350 adet çay borcum var, ödemesini yapın.” Seha Çayevi, 1985-1990’lı yıllarda Serintepe Mahallesi’nde, cami karşısında İmam Hatip Lisesindeki gençlerin sohbet ettiği, çay içtiği bir çayeviydi… Vasiyet sonrası yerin sahibi Sezai Karabaş’ın yanına gittiklerinde çok duygulandı ve “Bu nasıl iş… O kardeşimiz, Bosnalı kardeşlerimizi korumak için Kahramanmaraş’tan Saraybosna’ya gidecek, şehit olacak. Çay borcu mu olur? Helal olsun Alimize” diyerek ağladı da ağladı.
Bosna Savaşı ile aslında eski Haçlı zihniyeti tekrar hortladı. Savaş sırasında pek çok tarihi cami bombalandı. Şehirler altüst oldu. Müslümanlardan intikam aldıklarının göstergesi olarak Katolik Hırvatlar, Mostar şehrinde herkes tarafından görülebilen devasa bir haç diktiler.
Travnik Medresesi mezunlarından ve şimdi Almanya Hannover Boşnak Camii imamı olarak görev yapan Aldin Kusur şöyle bir olay aktarıyor:
Aldin’e: – Sırplar, Saraybosna şehrine belli bir mesafeden top atışı yapıp neden daha fazla yaklaşamadılar? – Mücahitler canla başla savundular. Bizim hafızlarımız tüm Saraybosna etrafında her gün belli bir hat boyunca hatim indirerek Kur’an okudular ve Sırplar bu hattı asla aşamadılar.
Şaka yapma falan dediysek de “Evet, bu gerçekten böyle oldu” diye bütün ciddiyetiyle aynı şeyi tekrar etti durdu.[2]
BABASI OĞLUNU ANLATIYOR
Ali Pınarbaşı’nın babası yıllar önce verdiği bir röportajda şunları anlatıyor:
“Oğlum, daha altı yaşındayken Kur’an okumayı ve araştırmayı çok severdi. Yeni harflerle okumayı öğrendikten bu yana ise her türlü dergi ve gazeteyi okur, tahlil ederdi. Öğrendiği doğruları başkalarıyla paylaşır ve kendisi de uygulamaya çalışırdı. Başkalarının etkisinde kalmaz; kendisini ilgilendiren konularda, kendisi karar verirdi. İlkokuldan sonra yatılı okulların sınavına katıldı. Türkiye genelinde 55. olmuş fakat o, İmam Hatip Lisesini tercih etmişti.
Boş zamanlarını okuyarak ve düşünerek geçirirdi. Çok kere sabaha kadar oturup namazı kıldıktan sonra yattığına şahit olmuşumdur. Onun en büyük arzularından biri, içinde yaşadığı toplumun altyapısının oluşmasıydı. Onun için kendisinden küçüklerle ve kendi çağındaki gençlerle düşüp kalkar, onlara öncelikle İslam’ı anlatırdı. Yakınlarıyla ve büyükleriyle konuşurken de İslam dışı düşüncelerden uzak durmanın gerekliliğini söyler ve insanların İslami yaşantıdaki duyarsızlığından şikâyet ederdi.
Kur’an ve Sünnet’ten kaynak getirmeden konuşmamaya dikkat ederdi. İslami tebliğde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin metodunun uygulanmasını savunurdu. Toplumu Hak’tan Batıl’a düşmüş bir toplum olarak değerlendirir, günümüz imkânlarından yararlanarak cahiliye şartlarına uygun tebliğ metodunun uygulanmasını isterdi.”
Oğlunuz Bosna’ya Gitmeden Önce Size Sordu mu? Kararı Nasıl Karşıladınız?
Daha önce belirttiğim gibi o, kendisini ilgilendiren işlerde kendisi karar verirdi. Bunda da öyle oldu. Kendisi Bosna’ya gitmeye karar vermiş, bize de ipuçları vererek meseleyi anlatmaya çalıştı. Bize “Bosnalı çocuklardan kaç tane alıp beslemeyi istersiniz?” diyordu. Türkiye’nin ve diğer Müslüman ülkelerin Bosna-Hersek’e karşı duyarsızlığından, oradaki Müslümanların ‘Hristiyan Birliği’ demek olan BM’nin insafına terk edilmiş olmasından şikâyet ediyordu. Bu sebeple karar benim için sürpriz olmadı. Hep hakkında hayırlı olması için dua ettim.
Oğlunuz Bosna’ya Gittikten Sonra Onunla Hiç Haberleştiniz mi?
10 Eylül 1992’de Bosna-Hersek’in Travnik kentinde mücahitlere katıldığı, arzu ettiği cihada fiilen katıldığı haberini aldık. Cevabi mektubumda depreşen bir baba şefkat ve merhametiyle “Oğlum, Sırplar zaten kâfir, bu bir gerçek; sen oraya gitmeyi tercih ettin. Oysa bu toplum da kurtarılmaya muhtaç. Sen önce bunlarla mücadele etseydin daha iyi olurdu” şeklinde yazdım. Bu mektubumun ona ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Ancak şimdi anladım ki hem bana hem de tüm insanlığa gerçek nasihati o yapıyordu. Bir mektubunda; “Fitneden eser kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın…” ayet-i kerimesiyle bizleri uyarmıştı.
Şehadet Haberini Nasıl Aldınız? Tavrınız Ne Oldu?
Şehadet haberi İstanbul ve Konya’daki, Bosna cihadıyla ilgilenen İslami kuruluşlar tarafından çağrılarak münasip bir dille söylendi. Zaten böyle bir habere ruhen hazırlıklıydım. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” diyerek kendimi ve aile efradımı teselli etmeye çalıştım. Allah razı olsun, Müslümanlar bizi hiç boş bırakmadılar. Şehadet haberi sevince dönüştü.
Şehadet muştusu, bir şehit babası olmak beni çok sevindirdi. Görüştüğümüz, görevi imamlık olan ağabeyi ise kardeşinin kendisine “İnsanlara doğruları anlatmasını, hakkı gizlerse Bel’am olacağını ve mahşerde kendisini çetin bir azabın bekleyeceğini” sürekli olarak ikaz ettiğini söylüyordu.[3]
[1]. Ebu Dâvud, “Melâhim”, 5/4297; Ahmed, V, 278.
[2]. https://insicam.net/2022/08/03/bosna-mahserinde-yeniden-dirilis/
[3]. https://www.maraspusula.com/kahramanmarasin-bosna-sehidi-ali-pinarbasi



