ŞİRK KAVRAMI – 3

5 – Şirkin Çeşitleri

Daha önce de beyan edildiği üzere şer’î ıstılahta şirk; kulun, rububiyyetinde, ilahiyyetinde veya sıfatlarında Allah azze ve celle’ye denkler, benzer ve ortaklar kabul etmesidir. Diğer bir ifadeyle kulun, zatında, sıfat veya fiillerinde Allah azze ve celle’ye denk tuttuğu ortaklar kabul etmesidir. Allah azze ve celle’ye has olan özelliklerinden bir veya birkaçını herhangi bir kişiye veya nesneye vermesidir.

Buradan da anlaşılacağı üzere şirkin birçok şekli bulunmaktadır. Allah’a şirk koşmanın; putların önünde secdeye kapanmak, putlara kurbanlar adamak ve onlara dua etmek gibi ilkel bazı şekilleri bilinse de tek şekilleri bunlar değildir. Bunlardan başka daha birçok şekli bulunmaktadır. Ezcümle Allahu Teâlâ’nın zâtında, sıfatlarında veya fiillerinde O’na denk tutulan ortaklar kabul etmek şirktir. Hristiyanların yaptığı gibi Allahu Teâlâ’yı Baba, oğul ve ruhu’l -kudus şeklinde üç unsurdan müteşekkil bir varlık kabul etmek; Yahudilerin inandığı üzere Allah’a oğul isnad etmek; Arap müşriklerinin inancında olduğu üzere melekleri Allah’ın kızları olarak kabul etmek ve cinlerle Allah arasında bir nesep bağı olduğunu düşünmek; Mecusilerin hayır için bir ilah şer için ayrı bir ilah kabul etmelerinde olduğu gibi Düalizm inancı Allah’ın zâtında ona şirk koşmanın bazı şekilleridir.

Aynı şekilde zât olarak Allah’ı birlemekle beraber ilim, kudret, irade ve meşiet, mutlak tasarruf ve azâmet gibi sıfatlarında da O’na şirk koşanlar pek çoktur. Aynı şekilde yaratma, rızık verme, öldürme ve diriltme, düzene koyma ve tedbir, fayda ve zarar verme, hastalık ve şifa verme, kâinatın düzenini sağlayacak kevni kanunları (doğa olaylarını düzenleyen tabiat yasalarını) ve mükellef olan insanlarla cinlerin hayatlarını tanzim eden şer’i kanunları koymak ve benzeri fiillerinde de Allah’a ortak koşanlar pek çoktur. Sayılan bütün bu hususlarda şirke düşenler olduğu gibi bunların sadece bazılarında şirke düşenler de bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki Allah azze ve celle, “İnsanların çoğu, ancak (ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşarak, Allah’ın dışında başkalarını da otorite kabul edip) şirke bulaşarak Allah’a iman ediyorlar.” (Yusuf:106) buyurmaktadır.

Burada şirkin bütün türlerini tafsilatlı bir şekilde açıklamamız mümkün değildir. Fakat şirkin bazı şekillerini özetle beyan etmekte fayda bulunmaktadır.

a– İbadet ve İtaat etme konusundaki şirk:

Bütün peygamberler halis tevhide ve sadece Allahu Teâla’ya ibadet etmeye davet etmek ve ibadette Allah’a şirk koşmaktan sakındırmak vazifesiyle gönderilmiş ve ilahi kitaplar da ancak bu temel esası takrir ve izah etmek için indirilmiştir. Yüce Mevla bu hakikati Kur’an’ı Mübin’in kısa–uzun bütün surelerinde belirtmektedir. Örnek olarak bu ayeti kerimelerin birkaç tanesini arz edelim:

And olsun ki her ümmet içinde: “Allah’a kulluk edin ve tâğuttan (Allah’ın yerine tutacağınız her şeyden) kaçının!” diye (kendilerine emretmesi için) bir peygamber gönderdik. Artık onlardan bir kısmını (hikmetine binâen kendi lütfuyla) Allah hidâyete erdirdi, bir kısmına da (inkârları yüzünden) dalâlet hak oldu. Öyleyse yeryüzünde bir dolaşın da (peygamberlerimizi) yalanlayanların âkıbeti nasıl olmuş bakın! (Nahl, 36)

“Yemin olsun ki Biz Nuh’u kavmine gönderdik; o da onlara şöyle dedi: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin; zira sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur!” (A’raf, 59)

“Ad Kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik; onlara şöyle dedi: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin; zira sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur!” (A’raf, 65)

“Semud Kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik; Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin; zira sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur!” (A’raf, 73)

“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik; Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin; zira sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur!” (A’raf, 85)

“Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona, “Benden başka ilâh yoktur, şu hâlde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya, 25)

“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.” (Bakara, 21)

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 56)

Bu ayet-i kerimelerden açıkça anlaşılacağı üzere Allah’ı birlemek ve sadece O’na ibadet /itaat etmek bütün varlıkların fıtrî vazifesidir. İbadetin bütün çeşitlerini Allah’a tahsis etmek tevhidin gereğidir. İbadetin herhangi bir şeklini Allah azze ve celle’den başkasına tahsis eden kimse, halis tevhidden uzaklaşmış ve şirke düşmüş olur. Dolayısıyla bedenî ve mâli bütün ibadetler Allah’a tahsis edilmelidir. Secde etmek, dua etmek, insanların kudreti dahilinde olmayan hususlarda yardım istemek, adakta bulunmak, kurban takdim etmek ve benzeri ibadetler sadece Allah azze ve celle’ye yapılır. “Biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz” ayet-i kerimesi ibadet ve istianenin (tevekkül edip yardım istemenin) ayrılmaz iki esas olduğu ve ikisinin de Allah’a tahsis edilmesi gerektiği en veciz bir şekilde ifade edilmiştir. Çok küçük ve önemsiz görülse bile ibadette şirk koşmanın ne kadar vahim bir sonuç doğuracağını ifade eden şu hadis üzerinde ibretle düşünülmelidir. Tarık b. Şihab, Selman radıyallahu anh’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Bir sinek yüzünden adamın biri cennete, diğeri de cehenneme girdi. İki kişi beraber, putlarına ibadet etmekte olan bir topluluğun yanından geçmekteydiler. Bu topluluk, “Bugün buradan her geçenin, mutlaka bir kurban takdim etmesi gerekir” diye karar almışlardı. Bundan dolayı o iki kişiden birine: “Bir kurban takdim et” dediler. O da kurban takdim etmeyi reddedince, öldürüldü. Bu defa diğerine, “Kurban olarak bir şey takdim et” dediler. Adam, “Takdim edecek hiçbir şeyim yok ki” dedi. Onlar da: “Hiç değilse bir sinek takdim et” dediler. Adam kendi içinden “Bir sinekten ne çıkar ki!” diyerek bir sinek kurban etti. Ve bundan dolayı cehenneme girdi.” Selman dedi ki: İşte şu adam bir sinek sebebiyle cennete girerken, öbür adam bir sinek sebebiyle ateşe girdi.”[1]

Diğer taraftan ibadet etmek, itaat etmek demektir. Dolayısıyla emirleri ve yasakları, helalleri ve haramları, hayatı nizama sokan yasaları ve değer yargılarını Allah’tan alan kimse; Allah’a ibadet ve itaat etmiş olur. Bu ve benzeri konularda Allah’tan başka bir merci kabul eden kimse de Allah’a şirk koşmuş olur. İşte bu asırda bütün dünyayı dolduran şirk çeşidi budur. Allah’ın şeriatı dışında başka bir kanunla hükmetmeyi caiz görmek, başka bir yasayı Allah’ın şeriatından üstün görmek, Allah’ın şeriatı dışında bir kanunu tatbik etmeye davet etmek, bazı insanların yasama hakkına sahip olduklarını kabul etmek bütün âlimlerin icmâı ile küfür ve şirktir.

Buna göre günümüzde bütün dünyada yaygın hale gelmiş bulunan Demokrasi, Laiklik, Kapitalizm, Sosyalizm, Milliyetçilik/Irkçılık, Deizm, Feminizm ve benzeri beşerî sistemler ve ideolojiler şirkin modern şekilleridir.

Bu müşrikler kâinatın yaratıcısı olarak Tanrı’yı kabul etmekle birlikte sosyal hayata ve kamusal alana müdahalesini reddetmektedirler. Bu müşriklerin İslam âlemindeki birçok fraksiyonları camide ibadet etmeyi kabul etmekte ve dini, kişi ile Tanrısı arasında özel bir mesele olarak kabul etmekte ancak siyasi ve sosyal konularda dinin hakimiyetini açık bir şekilde reddetmektedirler. Bu da camide ve özel hayatında Müslüman(!) fakat siyasi ve sosyal hayatta laik tipini ortaya çıkarmıştır ki bu şirkin ta kendisidir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Yoksa onların, Allah’ın dinde izin vermediği şeyleri, kendilerine şeriat (hukuk düzeni) yapan ortakları mı vardır? Hâlbuki (haklarında ahirette hüküm verileceğine dair önceden söylenmiş) kesin hüküm olmasaydı, aralarında elbette hüküm verilmiş (işleri çoktan bitirilmiş) olurdu. İşte şüphesiz o zalimler yok mu, onlar için, (pek) elemli bir azab vardır.” (Şura, 21)

[1]. İbn-i Ebi Şeybe, Musannef,33709. Mevkuf olarak isnadı sahihtir. Bu hadis mevkuf olsa da merfu hadis hükmündedir. Zira içtihad edilebilecek bir konu olmadığı için Selman radıyallahu anh bunu muhakkak Rasûlullah sallahu aleyhi ve sellem’den işiterek haber vermiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.