KURBAN İBADETİ VE BAYRAMI

Kurbanın Tanımı ve Tarihçesi

Kurban sözlükte “yaklaşmak, Allah azze ve celle’ye yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelir. Terim olarak ise Allah azze ve celle’ye yaklaşmak için kurban niyetiyle belirli vakitte kesilen özel hayvanın adıdır. Kurban Bayramı günlerinde kesilen kurbanlık hayvana veya bu hayvanı kesmeye “udhiyye” denir. Çoğulu “edâhî” dir.

Kurban ile ilgili ilk tarihi bilgi Kur’an’da Hz. Âdem ile iki oğlu; Habil ve Kabil’in Allah’a kurban takdimlerinden ve bunlardan sadece Allah’tan sakınanın kurbanının kabul olacağı şeklinde geçmektedir. Ancak bu konuyla alakalı asıl uygulama Hz. İbrahim ile başlar. Kurban ondan gelen köklü sünnetlerdendir.

Kurban Kesmenin Hükmü

Kurbanın hükmü konusunda sünnet ve vacip olmak üzere iki görüş vardır.

A) Kurbanın vacip olduğu görüşü:

Hanefilerde ağırlıklı görüşe göre kurban kesmenin hükmü vaciptir. Kevser suresi 2.ayetini ve “Kurban kesiniz. Şüphesiz bu, babanız İbrahim aleyhisselamın sünnetidir”[1] hadisi şerifini delil olarak sunmaktadırlar.

B) Kurbanın sünnet olduğu görüşü:

Hanefiler dışındaki çoğunluğa göre kurban kesmek sünnettir. Şafilere göre kurban kesmek, tek başına olan kimse için ömründe bir defa kesmek aynî sünnettir. Eğer aile fertleri birden fazla ise kifâî sünnet olur. Aile fertlerinden biri bunu yerine getirince diğerleri için de kâfi olur.

Kurban Kesmekle ;Yükümlü Olanda Aranan Şartlar

Kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde, buluğa ermiş, temel ihtiyaçları ve borçlarından başka nâmî (artıcı) olup olmadığına ve üzerinden bir yıl geçip geçmediğine bakılmaksızın nisap miktarı mala sahip olup seferi olmayan her Müslümanın yerine getireceği mali bir ibadettir. Buna göre yukarıda zikredilen şartları taşıyıp temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80,18 gram altın veya değerinde para ya da eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi gerekir.

Hanefilere göre yolcunun kurban kesmesi vacip değilken üç mezhebe göre ise yolcunun kurban kesmesi sünnettir. Yolcu (seferi), kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak kesmesi halinde sevabını kazanır. Kişi, kurbanını ikamet ettiği yerde kesebileceği gibi bayram dolayısıyla veya başka bir sebeple gitmiş olduğu yerde de kesebilir. Seferi olması, kurban kesmesine ve kestiği kurbanın makbul olmasına engel değildir.

Kurban Kesmenin Vakti

Hanefi, Maliki ve Hanbelilere göre kurban kesme süresi bayramın birinci günü bayram namazı sonrası başlar, ikinci ve üçüncü gün güneşin batışı ile sona erer.

Şafiilere göre ise son gün teşrik tekbirlerinin sonuna kadardır. Yani Şafilere göre dördüncü gün de kesilir.

Kurbanın Türü ve Yaşı

Kurbanlar; koyun, keçi, deve ve sığır türü hayvanlardan kesilebilir. Tavuk, horoz, kaz gibi evcil hayvanlardan kurban olmaz.

Kurbanlık hayvanların yaş sınırı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti ile tespit ve tayin edilmiştir. Buna göre kameri yıl esasına uygun olarak devede 5, sığır ve mandada 2, koyun ve keçide ise 1 yaşını doldurma şartı aranır. Bunun yanında 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması halinde kurban edilebilir. Koyunlardaki bu istisna bizzat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından yapılmıştır.

Kurbanın Kusurlu Olması

Bir hayvanın kurban olmasını engelleyen nitelikler dört tanedir. Bir gözün körlüğünün açıkça belli olması, apaçık hastalık, topallık ve ileri derecede zayıflık. Delil; Bera b. Âzib radıyallahu anh’dan rivayet edilen şu hadistir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Dört özellik kurbanlıklarda caiz değildir. Açıkça belli olan körlük, açıkça belli olan hastalık, belli olan topallık, iliği kurumuş derecede zayıflık.”[2]

Fakihler bu dört kusura kıyas yaparak başka birtakım kusurlar daha eklemişlerdir ki bunlar bu ayarda veya daha kötü kusurlardır. İki gözü veya bir gözü kör olmak, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş olmak, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olmak, kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu veya memelerinin başları kopmuş bulunmak, doğuştan kulakları veya kuyruğu bulunmamak veya ayağı kesilmiş olmak bunlar arasındadır. Bu derece kusurlu olan bir hayvan Yüce Allah’a kurban olarak takdim edilemez.

Kurbanlık Hayvanda Kusur Alım-Satım Sonrası Olursa

Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda, kurban olmaya engel olacak kusurlardan biri daha sonra meydana gelse yerine başkasını alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir kimsenin aldığı kurbanda böyle bir kusur meydana gelse yine kurban kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta fakirin böyle ayıplı bir hayvanı satın alıp kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban, onun hakkında bir nafileden ibarettir. Nafilelerde ise genişlik vardır.

Hanefiler dışındaki üç mezhep imamına göre zengin hakkında da yeterli olur. Başkasını alması gerekmez.

Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını alması gerekmez.

Kurban Kesmek Yerine Sadaka Vermekle Bu İbadet Yerine Getirilmiş Olur Mu?

İbadetlerin kendilerine özgü şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. Bedelini infak etmek suretiyle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.

Kurban Kanı Alına Sürülebilir Mi?

Kesilen kurbanın kanının alna sürülmesinin dinî bir dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca dinen necis sayılan kanın meşru bir mazeret olmaksızın vücuda sürülmesi de doğru değildir. Bu itibarla kurban kesenlerin bu uygulamadan uzak durmaları gerekir.

Zilhiccenin İlk 10 Günü

Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kendisinde salih amel işlenen günlerin Allah’a en sevimlisi bu günler yani (Zilhicce’nin ilk) on günüdür.”[3]

Ümmü Seleme radıyallahu anha şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i işittim şöyle buyuruyordu:

“Herhangi birinizin keseceği kurbanlık hayvanı varken Zilhicce Ayı’nın hilali görülürse artık o kimse kurbanını kesene kadar vücudundaki kıllardan, saçından ve tırnaklarından hiçbir şeyi almasın!”[4]

Teşrik Tekbirlerini Unutmayalım!

اَللَّهُ اَكْبَرُ اَللَّهُ اَكْبَرُ

 لَاا اِلَهَ اِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ

 اَللَّهُ اَكْبَرُ وَلِلّهِ الْحَمْدُ

Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın 4. günü ikindi namazına kadar farz namazlarına müteâkip bir defa teşrik tekbirini getirmeyi unutmayalım.

[1]. İbni Mace, Edâhî, 2

[2]. Ebu Davud, Edâhî, 6

[3]. Ebu Davud 2438, Buhari 928, Tirmizi 754, İbni Mace 1727, Tergib ve Terhib 3/20, Beyhaki, Taberani, Bezzar, Ebu Ya’la, İbni Hibban

[4]. Müslim 1977/42, Nesei 4373, 4376, İbni Mace 3149, 3150, Beyhaki 9/266, Ahmed 26536

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.