SALİHLERİN KUR’AN AYINDA RAMAZAN İLE DOSTLUĞU

Zühri, Ramazan ayı girdiğinde şöyle derdi: “Bu ay Kur’an tilaveti ve yemek yedirme ayıdır.”

İbn-u Abdi’l Hakem şöyle dedi: “Malik, ramazan ayı geldiğinde hadis ehlinden ve ilim ehlinin meclislerinden uzaklaşır ve mushaftan Kur’an okumaya yönelirdi.”

Abdurrezzak şöyle dedi: “Süfyan es-Sevri ramazan ayı girdiğinde bütün ibadetleri terk eder ve Kur’an tilavetine yönelirdi.”

Aişe radıyallahu anha gündüzün ilk vaktinde mushaftan okumaya başlar ve güneş doğuncaya kadar devam eder, güneş doğduğunda ise uyurdu.

Süfyan şöyle dedi: “Zübeyd el-Yami ramazan ayı geldiğinde; mushafları getirir ve ashabını etrafında toplardı.”

Üç günden az bir sürede olmak üzere sürekli Kur’an’ı hatmetme ile alakalı nehiy varid olmuştur. Ancak faziletli vakitlerde -özellikle de ramazan ayı içerisinde Kadir gecesinin arandığı günlerde- veya Mekke gibi faziletli yerlerde, zamanın ve mekânın fırsatını kullanmak gerekir. İmam Ahmed, İshak ve daha başkalarının da görüşü bu yöndedir.

Bil ki ramazan ayında bir müminin nefsi ile iki cihadı vardır:

Gündüz vaktinde oruç ile olan cihadı.

Ve geceleyin kıyam ile olan cihadı.

Kim bu iki cihadı bir araya getirir, haklarını verir ve onlara karşı sabrederse, sevabı hesapsız bir şekilde verilir.

Allah katında ikisi de şefaatte bulunacaktır:   

Abdullah bin Amr’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Oruç ve Kur’an kıyamet gününde kula şefaat edeceklerdir. (O gün) Oruç: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemekten ve şehvetlerinden men ettim. Onun için beni onun hakkında şefaatçi kıl.’ der. Kur’an da: ‘Ben onu geceleri uykusuz bıraktım. Beni de onun hakkında şefaatçi kıl.’ der. Ve ikisi de şefaatçi olur.”[1]

Oruç, yemekten ve haram olan bütün şehevi arzulardan engellediğinde şefaat eder. Haramlık ister sadece oruç ile alakalı olsun -yeme, içme ve cinsel münasebet gibi- ister olmasın -haram olan faydasız konuşmalar; haram bakış, haram dinleme ve haram kazanma gibi- eşittir. Şayet tutulan oruç bütün bu haramlara mâni oluyorsa; kıyamet günü Rabbinin nezdinde şefaatçi olur ve şöyle der: “Ya Rabbi! Ben onu şehvetlerinden engelledim, beni onun için şefaatçi kıl.”

Kur’an da bu şekildedir, geceleyin uyumaktan men ettiği kimseye şefaat eder. Kim Kur’an’ı okur ve hakkını ikame ederse, Kur’an onun için şefaatçi olur.

İbni Mesud radıyallahu anh şöyle dedi: “Kur’an okuyan kimsenin; insanlar uyurken gecesiyle, iftar ettiklerinde gündüzüyle, güldüklerinde göz yaşlarıyla, insanlar haramları helallere karıştırdığında verasıyla, boş meselelere daldıklarında sessizliğiyle, kibirlendiklerinde huşusuyla ve sevindiklerinde hüznü ile bilinmesi gerekir.”

Vüheyb bin Vird şöyle dedi: “Bir adama şöyle denildi: ‘Uyumayacak mısın?’ Şöyle cevap verdi: ‘Kur’an’ın güzellikleri uykumu kaçırdı.”

Bir adam başka bir adam ile iki ay yolculuk yaptı ve onun hiç uyumadığını görünce şöyle dedi: “Neden uyumuyorsun?” Şöyle cevap verdi: “Kur’an’ın içindeki güzel meseleler uykumu kaçırdı, bir meseleden çıktığımda mutlaka bir başkasına düşüyorum.”

Ahmed bin Ebi-l Havari şöyle dedi: “Ben Kur’an’ı okuyor ve tek tek bütün ayetlerine bakıyorum, aklım hayrete düşüyor. Kur’an hafızlarının Allah’ın kelamını tilavet ederken nasıl uyuduklarına ve dünya hayatından bir şey ile nasıl meşgul olduklarına şaşırıyorum! Şayet onlar tilavet ettiklerini anlayıp onun hakkını bilseler ve ondan lezzet alıp münacat ile tatlansalardı; rızıklandıkları şeyden dolayı duydukları sevinçten uykuları kaçardı.”

Kimin yanında Kur’an olup geceleri uyur ve gündüzleri onun ile amel etmekten kaçınırsa; kıyamet günü o Kur’an onun hasmı olur ve zayi edilen haklarını talep eder.

Semure bin Cündeb anlatıyor: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gördüğü rüyayı bize şöyle anlattı: ‘Rüyamda sırt üstü uzanmış bir adama vardık. Başucunda ayakta bekleyen, elinde bir taş bulunan bir adam vardı, taşla başını eziyordu. Taşı vurduğunda taş yuvarlanıp gidiyor, o da taşı almak için arkasından gidiyordu, geri geldiğinde başı iyi olup eski halini alıyor, adam tekrar başına gelip yeniden vuruyordu. Bu da kimdir?” diye sordum. Şöyle denildi: ‘Allah kendisine Kur’an öğretti ama o, gece Kur’an’dan gafil olur, gündüz de onunla amel etmezdi.”[2]

Ey ömrünü itaatin dışında başka yerlerde zayi eden! Ey ayını, bilakis ömrünü tembellik ederek zayi eden! Ey sermayesi keşke ve tembellik olan, ne kötü sermayedir o! Ey hasmını Kur’an ve ramazan ayı eyleyen, nasıl hasmın kıldığından şefaat umacaksın?

Oruç tutan nice kimselerin oruçlarından hazları açlık ve susuzluk, gece kıyamından hazları ise sadece uykusuzluktur.

Sahibini münker ve fuhşiyattan alıkoymayan her namaz, ancak sahibinin Allah’a olan uzaklığını artırır, yalan sözden ve yalan ile amel etmekten alıkoymayan her kıyam da sahibi için azap ve reddedilmedir.

Ey kavmim! Nerede orucun etkileri! Nerede gece kıyamının nurları!

Ey Allah’ın kulları! Kur’an, ramazan ayında nazil olmuş ve varlığını devam ettirdiği müddetçe de abidler tarafından dinlenecektir. Bir dağın üzerine nazil olduğunda, dağın huşu ile paramparça olacağını göreceğin o Kur’an ki, kalpler ondan huşu duymaz, gözler tilavet edildiğinde göz yaşı dökmez olmuştur. Haramlardan alıkoymayan bir orucun faydası olur mu? İstikamette tutmayan bir gece namazının sahibine şefaat etmesi umulur mu? Takvadan uzak olan kalpler haraptır, günahların karanlığının üzerinde bir araya geldiği kalpler ise ne görür ne de işitir.

Nice defalar bize Kur’an ayetleri okundu ancak bizim kalplerimiz taşlaşmış veya taşlardan daha sert haldeydi. Nice ramazanlar üzerimizden geçti ancak bizim halimiz bedbahtların hali gibiydi; gençler çocukluğu terk etmiyor ve yaşlılar çirkin işleri terk edip saflık makamına çıkamıyorlardı.

Allah’ın davetini işittiklerinde icabet eden, Allah’ın ayetleri okunduğunda kalpleri cilalanan ve oruç tuttuklarında gözleri, kulakları ve dilleri ile oruç tutanların yanında bizler neredeyiz! Bizim için onlarda bir örnek yok mudur? Bizim ile onlar arasındaki mesafe yer ile sema arasındaki uzaklıktan daha çok değil midir?

Sözlerimiz her güzelleştiğinde amellerimiz kötüleşti! La havle ve le kuvvete illa billahil azim.

[1]. Ahmed 6626

[2]. Ahmed 20165

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.