EVLİLİĞİNİZİN BAKIMINI İHMAL ETMEYİN!

Evlilik; karı-koca ve çocuklardan (Allah tarafından eşlere lütfedildiyse) oluşan aile kurumunun, helal nikâh yoluyla başlayan, İslam toplumunu ayakta tutan ve sağlamlaştıran, tertemiz nesillere vesile olan yegâne meşru birlikteliktir.

Evlilik, insanın fıtratında var olan sükûnet ve huzur ihtiyacını karşılar, bir bütünün iki parçası olan unsurları bir araya getirerek tamamlar. Evlilik, Allah’ın kuluna bahşettiği en büyük nimetlerdendir. Evlilik, sevgi ve neşenin paylaşılarak bereketlendiği yerdir. Evli olmak, birbirine örtü[1] olmaktır. Evli olmak sorumlulukla birlikte mutluluğun da artmasıdır. Evli olmak, bereketin bolca yağdığı bir yuva zenginliğine sahip olmaktır. Evli olmak, kimseyle paylaşamadığın mahremini, sırlarını, güzel günlerin en gizli anlarını ve zor imtihanların en bilinmeyen yanlarını paylaşmak, böylece güzelliklerin artması ve zorlukların paylaşımını sağlamaktır.

Evlilik, güç, imkân ve şartlar göz önüne alınarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ in şiddetle tavsiye ettiği bir sünnetidir.

“Evlenmek benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir. Evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim…”[2]

Evlilik, iffeti ve gözü haramdan korur. Helal dairede insani ihtiyaçların karşılanmasını sağlar. İbn Abbas’ın naklettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Birbirini seven (çiftlerin birleşmesi) için nikâh (tan daha iyi bir çözüm) yoktur.”[3]

 Ama günümüzde evlilik denilince akla; maddi külfetler, gerekmeyen ve zorlayıcı adetlerle nikâhı zorlaştırma ve manevi çöküntüleri beraberinde getiren anlayışsızlıklar gelmektedir. Bu ve benzeri faktörler de gençlerin evlenmelerinin önüne set çekmekte veya sürecin uzamasına sebep olmaktadır. Hâlbuki İslam’da aslolan evliliklerin madden ve manen hem aileler hem de toplum bazında kolaylaştırılmasıdır: “En hayırlı nikâh, en kolay olanıdır.”[4]

Eş seçiminde dikkatli olmak, dünya hayatında insanın vereceği en önemli kararlardandır. Zira bu seçim ömrünün kalan kısmında yaşayacaklarını belirleyecektir. İslam, kadına da erkeğe de eş seçiminde salahiyet vermiş ancak oldukça fazla dikkatli olması konusunda şiddetle uyarılarda bulunmuştur. Kadının ve erkeğin, evleneceği kişide soyluluk, güzellik gibi özellikler araması tabidir. Ama İslam dindarlık ve ahlak güzelliğini önceleyerek seçim yapmayı önermektedir. Hz. Aişe radıyallahu anh’ın naklettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Birlikte olacağınız eşler konusunda seçici davranın, denginizle evlenin. (Kızlarınızı da) emsalleriyle evlendirin.”[5]

Denklikte (kefaet); kültür, sosyal statü gibi faktörler dikkate alınır. Bunlar, evlilikteki uyumu etkileyen unsurlardır. Bununla birlikte denklik meselesi, şahıslar bazında değişiklik gösterebilir.

Evlilik, kimi için dünya cenneti olduğu gibi kimi için de dünyada cehennemi yaşatan büyük bir imtihan vesilesi olabilmektedir. Bu imtihanda dâhili ve harici sebepler etkili olduğu gibi iki tarafa ait kusurlar da bu imtihana sebep oluşturabilir. Ya da bazen hiçbir sebep ya da kusur yoktur, ama Rahman kulunu evlilikle sınamak ister. Tıpkı Nuh ve Lut aleyhumasselam’ın eşleriyle imtihan olmaları örneğinde olduğu gibi.

Evlilik sadece iki kişiyle kurulmuyor. Bu değerli kurumu ayakta tutan ve evlilik başlangıç ve gidiş sürecini belirleyen iç faktörlerden biri de iki tarafın ailesi ve onların bu ilişkiye bakış açıları, destek veya köstek olmaları, doğru veya yanlış yönlendirmede bulunmalarıdır.

Diğer yandan dış faktör olarak toplumsal unsurları da küçümsememek gerekir. İslam’da evliliği toplum nazarında meşrulaştırmak için verilen velime (düğün yemeği) ve evliliğin mübarek olması için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evlenen çiftlere yaptığı duanın varlığı, evliliğin toplumsal boyutunun olduğunu ve bunu önemsemek gerektiğini göstermektedir. Zira toplumsal kabul görmemiş ve eş-dost ve akrabanın duaları alınmadan yapılmış evliliklere bu faktörlerin etkisi küçümsenemez. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yeni evlenenleri şöyle tebrik ederdi:

“Allah mübarek etsin, size bereketler ihsan etsin, eşini de seni de hayır ve iyiliklerde ortak etsin.”[6]

Allah’ın; helal nikâh, temiz nesil, sükûnet ve sünneti ihya etmek için evlenenlere, daha önce hiç tanımadığı biriyle arasına sevgi ve merhamet koyması ve bunların daha önce kimseyle paylaşmadıkları mahremlerini paylaşmaları, O’nun mucizevi ayetlerinden biridir.[7] Yani Allah’ın sınırlarını çiğnemeden ve rızasını baz alarak evlilik yapanların kalplerine sevgi ve merhamet koyması, Allah’ın kuluna bir düğün hediyesidir. Bazısı bu hediyeyi asla zayi etmez ve onu koruma altına alır. Bazısı da kıymetini bilmez ve zayi eder.

Her sonradan yaratılan veya keşfedilen varlığın nasıl bakıma ihtiyacı varsa evliliğin de yıllık, ömürlük ve günlük bakımlara ihtiyacı vardır. Evliliğinize güzel bakarsanız, yıllık, ömürlük ve günlük bakımlarınızı ihmal etmezseniz, Rabbinizin düğün hediyesi olarak kalplerinize yerleştirdiği sevgi ve merhamet duygularınızı ölene dek korur ve dünyadayken cennetin yaşandığı huzurlu bir yuvanın sahibi olursunuz. Bu arada imtihan olan evlilikleri burada istisna tutmak gerekir. Genelden bahsediyoruz. Özel durumlar ayrı değerlendirilmelidir.

1-Evliliğin Ömürlük Bakımı Nedir ve Nasıl Yapılmalıdır?

Evliliklerde, Allah’ın eşlere verdiği sorumlulukları, ömürlük bakımdan sayabiliriz. Bu sorumlulukları yerine getirirken kişi, bunlara bir yük olarak asla bakmamalıdır. Zira öncelikle bu, Allah’ın emridir. O’nun rızasını kazanmak maksatlı yapılırsa, bu sorumluluklar kişinin gözüne batmaz, eşi kendi görevlerini yerine getirmese de o kişi ecir umarak görevlerini eksiksiz yerine getirir. Bu konudaki ihmal, kişinin ahirette şahsi yüküne dönüşecektir.

Abdullah bin Amr’ın naklettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.”[8] Bu ihmal erkek için de kadın için de geçerlidir. Herkes bireysel olarak yaptığından sorumludur. Ayrıca evlilik bakımları birbiriyle doğrudan bağlantılı örüntüler olduğundan dolayı, bakım türlerinden birinin ihmali, diğerlerinin çalışmalarında aksaklıklara ve ihmallere yol açacaktır. Bu bakımdan ömürlük bakım diğer bakım türlerinin önünde gelmesi sebebiyle bunun ihmali, evliliği zedeleyebilir.

2-Evliliğin Yıllık Bakımı Nedir ve Nasıl Yapılmalıdır?

Sıradanlaşmaya ve normalleşmeye başlayan ilişkiyi tekrar ayaklandırıp güzelleştirmek adına yapılan faaliyetlerdir. Mesela; beklenmedik anlarda eşe alınan hediyeler, zor ve sıkıntılı geçen süreçlerin ardından yapılan motivasyon sürprizleri, bilhassa şehir hayatının yoğunluğu ve iş stresi gibi insanı geren sebeplerden uzakta az da olsa kaliteli, eşle baş başa geçirilen paha biçilemez zaman aralıkları bunlar arasında sayılabilir. Evliliğin dinamikliği açısından, yıllık bakımları ihmal edilmemeli ve önemsenmelidir. Diyelim siz önemsiyorsunuz, eşiniz önemsemiyor. Yine fark etmez. Siz önemseyin, farkı göreceksiniz. Sonuçta insan, etkilenen bir varlıktır. Samimiyetle ve evliliğiniz için yaptığınız bu eylemler, en azından size mükâfat olarak dönecektir. Ebu Mesut’tan nakledildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kişi, sevabını Allah’tan umarak ailesine harcama yaptığında, bu harcama onun için sadaka olur.”[9]

3-Evliliğin Günlük Bakımı Nedir ve Nasıl Yapılmalıdır?

İlişkinin her gününde ihmal edilmemesi gereken eylemler ve işlerdir. İstisnai günler (cenaze, büyük sorunlar vs.) hariç eşlerin birbirine tebessümü elden bırakmaması, işten dönen kocayı veya başka yerden evine dönen kadını kucaklamak, sık sık eşine sevdiğini söylemek, kadının yaptığı yemeğe “eline sağlık” diyerek teşekkür etmek, kocanın aldığı ekmeğe teşekkür etmeyi küçük görmemek gibi günlük yapılan işleri, günlük evlilik bakımını sağlayan unsurlar arasında sayabiliriz.

Hayatı paylaştığımız insanla birlikte dünya cennetini yaşamak varken, hayatı iki tarafa da zindan etmemek gerek. Dünya cenneti adına yazdığım bu kısa yazının, evliliklerinizin bakımına katkıda bulunması duasıyla…

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

[1]. Bakara Suresi 187. ayete bakınız.

[2]. İbn Mace, Nikâh,1

[3]. İbn Mace, Nikâh, 1

[4]. Ebu Davud, Nikâh,30-31

[5]. İbn Mace, Nikâh, 46

[6]. Ebu Davud, Nikâh, 35-36

[7]. Rum Suresi 21. ayete bakınız

[8]. Ebu Davud, Zekât, 45

[9]. Buhari, İman, 41; Müslim, Zekât, 48

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir