ZİLHİCCE AYI VE FAZİLETİ

* Bu yazı, İbni Recep el Hanbeli’nin Letaifu’l Mearif kitabından alıntıdır. Nebevi Hayat Yayınları tarafından muhtasar olarak tercüme edilmiştir.

İbni Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Başka günlerin hiçbirinde, -zilhiccenin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i salihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.” Sahabiler: Allah yolunda yapılacak cihad da mı üstün değildir ya Rasûlallah?” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehid olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka. (O, bundan üstündür), buyurdu.[1] 

Zilhicce ayının günlerinde Allah’a amel etmek istisnasız bir şekilde diğer günlerde amel etmekten daha sevimlidir. Hadiste buna delalet eder. Bir şey Allah’a daha sevimli olduğunda, aynı zamanda daha faziletli olur. Bu hadis “Zilhiccenin on gününde amel etmek kadar daha faziletli veya -Allah’a daha sevimli gelen- başka bir amel yoktur.” lafızları ile de rivayet edilmiştir.

Bu on günde ibadet etmek senenin diğer günlerinde ibadet etmekten daha faziletli ve Allah’a daha sevimli olunca; fazileti az olan bir ameli dahi o günlerde yapmak, başka günlerde yapmaktan daha faziletli olur. O yüzden sahabiler “Ey Allah’ın Rasûlü, Allah yolunda cihad etmek de mi?” diye sorduklarında, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihad etmek de denk değildir.”

Sonrasında ise en faziletli olan cihadı istisna tuttu: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e “En faziletli cihad hangisidir?” diye soruldu. Şöyle buyurdu: “Atı boğazlanıp kanı akıtılan cihaddır.”[2] Bu makamın sahibi Allah katında da derece bakımından da en faziletli olan kimse olur.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın dua ederken şöyle dediğini işitti: “Allah’ım! Salih kullarına verdiklerinin en faziletlilerini bana ver.” Ona şöyle buyurdu: “O zaman atın boğazlanır ve Allah yolunda şehid olursun.”[3] Özellikle bu şekilde yapılan cihad, on günde yapılan ibadetten daha faziletlidir.

Diğer cihad çeşitlerine gelince; zilhicce ayında yapılan on günlük ibadet Allah katında hepsinden daha faziletli ve Allah’a daha sevimlidir, diğer ameller de böyledir.

Bu da faziletli vakitte yapılan fazileti az amelin, vaktin faziletinden dolayı daha faziletli hale geleceğine, karşılığında alınacak ecrin ve sevabında daha fazla katlanacağına delalet eder.

İbni Abbas radıyallahu anhuma’ın rivayetinde senedi zayıf olan şu ziyade vardır: “O günlerde yapılan amel, yedi yüz kat artar.”

İbni Abbas radıyallahu anhuma’ın hadisi, istisna olmaksızın bu on günde yapılan salih amellerin sevabının daha da katlanacağına delalet eder.

Said bin Cübeyr -O ki İbni Abbas radıyallahu anhuma’dan bu hadisi rivayet eden kimsedir- Zilhicce’nin on günü girdiğinde; neredeyse güç yetirilemeyecek şekilde ibadet ederdi. Ondan şöyle dediği rivayet edilmiştir: On günde kandillerinizi söndürmeyin; ibadet etmek onun hoşuna giderdi.

Bu on günde zikri artırmaya gelince ise; Allah azze ve celle’nin şu ayeti buna delalet eder: “Belli günlerde Allah’ı zikrederler.”[4] Cumhur-u ulemaya göre belli günlerden maksat zilhiccenin ilk on günüdür.

BAYRAMI İLE BERABER AREFE GÜNÜNÜN FAZİLETİ

Ömer bin Hattâb radıyalllahu anh’dan rivayet edildiğine göre Yahudilerden biri ona şöyle dedi: “Ey Müminlerin Emiri!  Sizin kitabınızda okuduğunuz bir ayet biz Yahudiler topluluğuna inmiş olsaydı, o ayetin indiği günü bayram edinirdik”. Ömer radıyalllahu anh sordu: “Hangi ayet?” Yahudi cevap verdi: “Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’dan razı oldum.’’[5] Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: “Biz bugünü ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e bu ayetin indirildiği yeri biliriz. Bu ayet Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Arafat’ta ayakta beklerken cuma günü indirildi.”[6]

Tirmizî de buna benzer bir hadis rivayet etmiş ve şöyle demiştir: “Bu ayet bayram günü olan cuma günü ve arefe günü hakkında nazil olmuştur.”

Bayramlar sevinç ve mutluluk zamanlarıdır, bu dünyada müminlerin sevinci ise Rablerine karşı itaatlerini yerine getirip kurtuluşa erdiklerinde ve Rablerinin vaadine tutunup amellerinin sevaplarını aldıklarındadır. Allah azze ve celle’nin de buyurduğu gibi: “De ki: ‘Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.”[7]

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye gelince, Medine halkının içerisinde oyun oynadıkları iki günleri vardı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah bu iki günü sizin için daha hayırlı olanları ile tebdil etti; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı.”[8] Allah azze ve celle oyun ve eğlenceden ibaret olan bu iki günü, zikir ve şükür, mağfiret ve af günleri ile tebdil etmiştir.

Abdullah bin Amr’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle Arefe gecesinde Arefe ehli ile övünür ve şöyle buyurur: “Kullarıma bakın ve bana üstü başı toz topark içerisinde olanları getirin.”[9]

Kim Arefe günü günahlarının bağışlanmasını ve cehennemden azad olmak istiyorsa, mağfireti ve cehennemden azad olmayı sağlaması umulan sebeplere tutunsun.

Arefe gününü oruçlu geçirmek: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Arefe gününü oruçlu geçirmenin; önceki ve sonraki yılda işlenen günahlara kefaret olmasını umuyorum.”[10]

Abdullah bin Amr şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem arefe günü şu zikri artırırdı: “La ilâh ilâhe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.” (Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.) Tirmizî’de geçen rivayetteki lafzı ise şöyledir: “En hayırlı dua, arefe günüyapılan duadır, benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en hayırlı söz ‘La ilâhe illellahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’”[11] (Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir.)

TEŞRİK GÜNLERİ[12]

Nubeyşeta el-Huzeli’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mina günleri, yeme, içme ve Allah’ı zikretme günleridir.”[13]

Darekutnî’den gelen rivayette şöyle geçmektedir: “… yeme, içme ve hanımlara yaklaşma günleridir.”[14]

Mina günleri Allah azze ve celle’nin: “Belli günlerde Allah’ı zikredin.”[15] buyurduğu o günlerdir. Kurban Bayramı’ndan sonraki üç gün teşrik günleridir. Bu, İbni Ömer radıyallahu anhuma ve ulemanın çoğunun görüşüdür.

İbni Abbas radıyallahu anhuma ve Ata’dan teşrik günlerinin dört gün olduğu rivayet edilmiştir: Kurban günü ve sonraki dört gün. Ata bugünleri teşrik günleri olarak isimlendirmiştir, birinci görüş daha racihtir.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mina günleri üç gündür, iki günde kalan kimse için bir günah yoktur, erteleyen kimseler için de günah yoktur.” Burada açık bir şekilde teşrik günleri zikredilmiştir.

En faziletli olanı ise, kurbandan sonraki gündür; çünkü Mina ehli orada kalır ve dışarıya çıkmaları caiz olmaz.

Abdullah bin Kurt’tan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah katındaki en büyük günler; kurban günü ve bir sonraki gündür.”[16]

Fazilet açısından bir sonraki gün ise; ortanca gündür.

Fazilet açısından son olarak da teşrik günlerinin sonuncusu vardır.

Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur: “Mina’daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur.”[17] Selefin çoğu şöyle demiştir: “Burada maksat haccını yaptığı esnada günah işlemez ve hanımına yaklaşmaz ise; erken de yapsa, geç de yapsa günahlarının bağışlanacağı ve annesinden doğduğu gibi bütün günahlarından arınacağıdır. O yüzden ayetin devamında ‘Allah’tan korkanlar içindir.’ buyurmuştur, böylece takva sahibi olmak günahların silinmesi için şart olmuş oldu, ayet aynı zamanda Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in açıkça ifade ettiği şu hadise de delalet etmiş oldu: ‘Hac yapan kimse günah işlemez ve hanımına yaklaşmaz ise, annesinden doğduğu gibi günahlarından arınmışolur.”

Allah azze ve celle bu sayılı günlerde zikri emretmiştir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in de buyurduğu gibi “Bugünler yeme, içme ve Allah’ı zikretme günleridir.”

Teşrik Günlerinde Yapılması Emredilen Zikirler Çeşitlidir

Farz namazlardan sonra yapılan tekbirler. Cumhura göre teşrik günlerinin sonuna kadar yapılması meşru kılınmıştır.

Kurbanların kesimi esnasında besmele çekmek ve tekbir getirmek; kurbanların kesim vakti bazı âlimlere göre teşrik günlerinin sonuna kadar meşrudur.

Yeme ve içme esnalarında Allah’ı zikretme; yeme ve içmede meşru olan başta besmele çekmek ve sonunda da hamdetmektir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yemek yediğinde hamdeden ve bir şeyler içtiğinde hamdeden kullarından razı olur.”[18]

Teşrik günlerinde şeytan taşlarken tekbir getirmek. Bu sadece hacılara özel bir durumdur.

Mutlak olarak Allah’ı zikretmek; teşrik günlerinde zikri artırmak müstehaptır, Ömer radıyallahu anh Mina’da çadırında tekbir getiriyor, insanlar da onu işitip tekbirine eşlik ediyorlardı ve Mina tekbir sesleri ile sallanıyordu. Allah azze ve celle şöyle buyurdu: “Hacca mahsus ibadetlerinizi bitirdiğinizde de atalarınızı andığınız gibi, hatta daha canlı bir şekilde Allah’ı anın. Ama insanlardan öyleleri vardır ki, ‘Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada ver.’ diye dua ederler. Böyle bir kimsenin ahiretten hiç nasibi yoktur. İnsanlardan öyleleri de vardır ki, ‘Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, öteki dünyada da iyilik ver; bizi cehennem azabından koru.’ derler. İşte kazandıklarından bir payı olanlar bunlardır. Allah, hesabı çok çabuk görür!”[19] Selefin çoğu teşrik günlerinde ayette zikredildiği şekilde dua edilmesini müstehap görmüşlerdir.

İkrime şöyle dedi: “Teşrik günlerinde şöyle dua edilmesi müstehap görülmüştür: ‘Rabbimiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizleri cehennem azabından koru.”

Ata’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Hac ibadetini tamamlayıp evine dönen her kimsenin, evine yönelerek şu şekilde dua etmesi gerekir: ‘Rabbimiz bize dünyadada ahirette de iyilik ver ve bizleri cehennem azabından koru.”

Bu dua hayrı en geniş şekilde içerisinde barındıran dualardandır, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem o yüzden bu zikri çokça yapardı, rivayet edildiğine göre en çok yaptığı zikirde bu idi; çünkü bu zikir dünya ve ahiret hayırlarını bir arada barındıyor.

Hasan şöyle dedi: “Dünyadaki iyilik, ilim ve ibadet; ahiretteki ise cennettir.

Süfyan şöyle dedi: “Dünyadaki iyilik ilim ve temiz rızıktır.”

İbadetlerin bitiminde zikrin emredilmesinin bir manası vardır, diğer ibadetlerin tamamı bir şekilde biter ve nihayete ulaşır, Allah’ın zikri ise bakidir, bitmez ve nihayete ermez, bilakis o müminler için dünya ve ahirette sürekli devam eder.

 

————–

[1]. Buhârî, 969

[2]. Ahmed, 14233

[3]. İbni Huzeyme 453; İbni Hibbân, 4640

[4]. Hac, 28

[5]. Mâide, 3

[6]. Buhârî, 45; Müslim, 3017

[7]. Yunus, 58

[8]. Ahmed, 12006; Nesâî, 1556

[9]. Ahmed, 7089

[10]. Müslim, 1162

[11]. Ahmed, 6960

[12]. Neden teşrik günleri olarak isimlendirilmiştir? Çünkü halk bugünlerde etlerini doğrar, kurutur ve güneşin vurması için yayar. Bu, eti muhafaza etmenin şekillerinden biridir.

[13]. Müslim 1141

[14]. Dârekutnî, cilt III, nr.207

[15]. Bakara, 203

[16]. Daha önce geçen eser

[17]. Bakara, 203

[18]. Müslim, 2734

[19]. Bakara, 200-203

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.