YERYÜZÜ MESCİDİNDEN MÜMİNLERİN SESLERİ YÜKSELİYOR!

Ya Rab!

Yeryüzü mescidine dağıldık. Bize mescid kıldığın arzının üzerinde her birimiz yüzlerimizi mihrabına döndürdük. Ayaklarımız, bedenlerimiz arzının üzerinde olsa da ellerimizi semaya kaldırdık ve ruhlarımızı en yukarılara, Arş-ı Âla’ya doğru salıverdik.

Bir rüzgar esiyor, bu diyarlara ait olmayan, çok uzaklardan gelen, her birimize ayrı ayrı dokunan… Rahmet rüzgarı yüzümüzü okşuyor adeta. Merhametli bir el gönlümüze dokunuyor.

Korkma! Bana güven, Bana dayan, Bana sığın, Bana teslim ol, Ben yanındayım, her an, her daim seninleyim der gibi. En acıyan yerlerimiz, en kanayan yaralarımız şifa buluyor adınla.

Kimimiz secdelerde yükseliyoruz sana doğru, kimimiz göz pınarlarımızdan akıttığımız kıymetli damlaları sunuyoruz sana. Kimimiz yürek iniltisiyle süslediğimiz, dudaklarımızdan süzülüp gelen kelimeleri sunuyoruz.  Kimimizin iniltisi dudaklarından dökülürken, kimimizin yakarışı kalemin ucundan dökülüyor zamanın satırlarına.

Hepsi, hepsi sana bu yakarışların ve senin için ya Rab!

Kimimiz sokaklarda haykırıyoruz adını, kimimiz dağlara yazıyoruz en büyük harflerle. Kimimiz minberden sesleniyoruz “Allah’a dönün!” diye. Kimimiz muhacir olmuşuz yalın ayak, kimimiz ensar. Yüreğimizin kapıları ardına kadar açık, büyük bir hoşnutlukla beklemekteyiz senden gelenleri. Yeter ki sen bizden kabul et ya Rab!

Mümin kulların yeryüzünün her bir köşesine dağılmış, seni aramakta, seni zikretmekte, senin adını yüceltmekte.

Asya’dan, Avrupa’dan, Afrika’dan “Allahu Ekber!” nidaları yükseliyor. Sarıyor evrenin her köşesini, dolaşıyor özgürce, tüm zincirlerden azade. Ne hücre dinliyor, ne zindan, ne karantina…

Ruhumun derinliklerinde Myanmarlı kardeşimin sesi, Afrikalı kardeşimin hamdı, şükrü, Suriyeli kardeşimin tevekkülü, Mescid-i Aksa’nın direnişi…  Bir diriliş, bir uyanış, ölmeye yüz tutmuş hücrelerimize bir sesleniş adeta!

Şehadet kokusu meltemlere karıştı, dolaşıyor diyar diyar. Şehadet sevdalıları birbirleri ile yarışıyor şimdi. En zor ayrılıklar vuslatımın gölgesinde eridi. Hepsi, hepsi Sana kavuşmak için. Yeter ki sen bizden kabul et. 

Mümin gönüllerden deste deste, buket buket çiçekler derildi. Kimimiz sesimizi kattık, kimimiz sözümüzü, kimimiz canımızı… Kimimiz kanımızla boyladık şehadet güllerini. Rahman’a sunuyoruz onları.

Yeryüzü mescidinde, mesafeleri kaldırıp tek saf olduk huzurunda. Tek bir adımız var: “Müslüman”. Senin bizi andığın, zikrettiğin gibi anıyoruz birbirimizi. Senin arşının gölgesinde gölgelenmek için seviyoruz birbirimizi.

Yeryüzü mescidinden hamdler yükseliyor. Tekbirler arşı deliyor. Allah’ın düşmanları titremekte. Onlar için bir fırtına esiyor. Hiç bilmedikleri bir kasırga, bir tufan yakında saracak her yanlarını. Müminlerin elleriyle tadacaklar Allah’ın gazabını. Müminler saf saf dizilmiş, Rablerinin huzurunda, yalnız O’na ibadet ediyorlar, yalnız O’ndan yardım diliyorlar. Başları yalnız O’nun için secdede. Dilleri yalnız O’nu yüceltmekte. Gözleri O’nun için yaşlar dökmekte.

Yeryüzü mescidinde tüm kitaplar kapanmış, Allah’ın kitabı okunuyor. Tilavet tilavet yükseliyor, Fatihalar, Bakaralar, Al-i İmranlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir