SADAKA YERİNE GEÇEN NİCE AMELLER VAR…

Ebu Hureyre radıyallahu anh dedi ki;

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İnsanların her bir eklemi için güneşin doğduğu her gün, bir sadaka vermesi gerekir;

1) İki kişi arasında adaletli davranman bir sadakadır.

2) Kişiye bineğine binmesi için yardım etmen yahut onun eşyasını bineğine yüklemesi için kaldırman bir sadakadır.

3) Güzel bir söz de bir sadakadır.

4) Namaz kılmak için (mescide gitmek üzere) yürüdüğün her bir adım bir sadakadır.

5) Yoldan rahatsızlık verici şeyleri kaldırman da bir sadakadır”

Buhârî, Kitabu’s-Sulh, 13. Babu Fadli’l-İslâhi Beyne’n-Nasi ve’l Adli (III, 170)

 

AÇIKLAMA

İnsanın verilen nimetlere şükretmesi gerekir. Fakat ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu nimetlerin hakkını tam olarak eda edebilmesi mümkün olamaz. Çünkü her bir şükür başka bir şükrü gerekli kılar. Ancak Müslüman, kulluk gereği elinden geldiği kadarıyla hamd ve şükür etmekle mükelleftir. Bedende var olan eklemler için de her gün ortalama üç yüz altmış kere sadaka vermesi gerekir. Bunu yapmak kişiye ağır geleceğinden dolayı alternatif ameller girer devreye ve insana yardımcı olur, eksiğini telafi eder.

Hadis-i Şerifteki Önemli Bilgiler

1) “İnsanların her bir eklemi için güneşin doğduğu her gün, bir sadaka vermesi gerekir.”

Farklı hadis-i şeriflerde insan vücudunda üç yüz altmış eklemin var olduğu ve her bir eklemin şükrünü tam olarak eda edebilmek için her gün üç yüz altmış sadaka vermenin gerekli olduğu ifade edilmiştir. 

Geniş bir anlam içeren “sadaka” kelimesi “insanın imanlı oluşunu tasdik eden hayırlı ameller” olarak da değerlendirilmiştir.

Bu amellerden akla ilk gelen maddi yardım olsa da diğer amellerin de sadaka sayılması insanlar arasında bir fırsat eşitliği doğurmaktadır.

Zengin malı ile fakir ise gücü nispetince yapacağı türlü amellerle bu görevini eda edebilir. Hadisin geri kalan kısmında sadaka yerine geçen diğer ameller açıkça ifade edilmiştir. Tüm bunlara zaman ya da fırsat bulamayan kişiler için kuşluk vaktinde iki rekât namaz kılmaları ve bu şekilde şükürlerini ifa etmeleri tavsiye edilmiştir.

2) “İki kişi arasında adaletli davranman bir sadakadır.”

Birbiriyle davalı ya da küs olan iki kişi arasında adaletle hüküm vermek ya da aralarını düzeltmeye çalışmak değerli bir sadaka, hayırlı bir amel olarak gösterilmiştir.

Kur’an-ı Kerim “Kardeşlerinizin arasını ıslah edin” (Hucurat, 10) derken, konuyla alakalı hadisleri delil olarak gösteren âlimlerimiz “küslerin arasını barıştırmak için gerekirse yalan söylemek bile caiz olur” fetvasını vermişlerdir. Nitekim hadis-i şerifte Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem “İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren (veya hayırlı söz söyleyen) kimse yalancı sayılmaz”[1] buyurmuştur.

3) “Güzel bir söz de bir sadakadır”

Söz, insana verilen nimetlerden biridir. İnsanları diğer varlıklardan ayırt eden en bariz özelliktir. Allah azze ve celle insana “Açıklamayı öğretti” (Rahman, 4) ve “Bir dil iki dudak vermedik mi?” (Beled, 9) buyurdu. İnsan bu nimeti güzel kullanırsa yücelir, kötü kullandığı takdirde en alt mertebelere düşebilir. Nitekim İblis bir sözüyle asi olmuş cennetten çıkarılarak lanete düçar olmuştur.

“İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” Allah “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi” (Hicr, 33-35)

Kırıcı, kaba ahlaksız ve rencide edici konuşmak Müslümanlara yakışmaz, Allah azze ve celle ağzı bozukları sevmez[2].

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Mümin, dil uzatan değildir, lanet edici değildir, kötü iş yapan değildir, kötü söz söyleyen değildir”[3] buyurmaktadır. Ayrıca bu hadis-i şerifte geçen “Güzel söz sadakadır” ifadesi, sadakanın sadece mal ile olamayacağını, hakkı hedefleyen bir kelamın, insanlardan darlık ve sıkıntıyı gideren her türlü öğüt ve nasihatin de birer sadaka olduğunu bize öğretmiştir.

Güzel söz gönüller kazanır, birlik ve beraberliğe vesile olur, konuyla alakalı ayetleri düşünerek okumak gerekir “İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir” (Fussilet, 33-34)

Halife Harun Reşit’in huzuruna gelen bir   va’iz, öğüt ve nasihatinde keskin bir dille bağırıp çağırınca, halife ona şöyle demiştir. “Bil ki, Cenab-ı Allah, senden daha iyi olanı, benden çok kötü olana gönderip, ikaz etmesini isterken “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar” (Taha, 44) diye buyurmamış mıdır?”

İnsanlara hakkı anlatırken, tebliğ ve nasihat ederken Allah için konuştuğunun farkında olmak gerekir. Haklıyken haksız duruma düşmemek için tatlı dilden şaşmamak gerekir. Karşındaki cahil birini, azılı düşman, zalim bir kafir gibi görerek sert dille konuşman ne onun cahilliğini bitirecek nede hidayete vesile olacaktır. Hayatını imanla sonlandıran belki şehadet makamına ulaşan nice insan vardır ki, bir güzel söz bir tatlı nasihat vesilesiyle kendine çeki düzen vermiş ve hidayet yolunda yürüyerek imanla can verme nimetine erişmiştir. Allah dilimizi güzel, imanımızı kâmil eylesin…

4) “Namaz kılmak için (mescide gitmek üzere) yürüdüğün her bir adım bir sadakadır”

Bu amel de bir başka sadaka çeşidi ve günahların silinme vesilesidir. Atılan her bir adım kişinin derecesini yükseltirken bir günahını siler ve sadaka olarak amel defterine geçer.

“Allah’ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söyleyeyim mi?”

“Evet ey Allah’ın Rasûlü, söyleyin!” dediler. Bunun üzerine saydı:

1) “Zahmetine rağmen abdesti tam almak.

2) Mescide çok adım atmak.

3) (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır, işte bu ribâttır.”[4]

“Namazdan daha çok sevap alanlar, derece derece, yolu daha uzak olanlardır. (Yani bir kimse camiye giderken ne kadar çok yürürse sevabı da o kadar çok olur.)[5]

Bunun yanı sıra kişilere bineklerinde yardımcı olmak, yolda insanlara eziyet veren türlü engelleri kaldırmak, tekbir, tahmid (elhamdulillah), tesbih (subhanallah) tehlil (la ilahe illallah) zikirlerini telaffuz etmek gibi sadaka yerine geçen birçok amel hadis-i şeriflerde detaylı olarak anlatılmıştır.

Biliyoruz ki amel kapısı açık, sadaka yolları çok,fakat azgın nefis ve yakın arkadaşlık yapan şeytan, kişiyi bunca amelden alıkoymak için canhıraş bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İmtihan bu ya, bazen bildiğimiz halde yapmak zor, bazen fırsat varken kalkmak ağır gelir. Yatmak kolay, oturmak hoş, eline telefonu alıp kafayı kaldırmamak ne rahat! Ama hayat her zaman bu kadar toz pembe olmayacak, bu rahatlık ebedi olarak kalmayacak, artık kafamızı kaldırıp düşünme vakti silkelenip kendimize gelme vakti bu kadar hayır yolu varken halâ neden kendimize gelemiyor, halâ neden nefsimizi yenemiyoruz, neden bir avuç kafir tabiri caizse bizi avucunda oynatıyor ve neden tepkilerimiz zalimleri bırakın korkutmayı, ancak güldürüyor? Evet biliyoruz ancak amel az, görüyoruz hedefi fakat yürümek zor, önce Allah’tan istememiz gerekiyor ki üzerimizdeki bu ataleti ve tembelliği kaldırsın bize yürüme azmi ve fırsatı nasip etsin, günahları terk edebilmeye bizi muvaffak eylesin şüphesiz ki O bizi bizden iyi bilir, dilediğine cennete giden yolu kolaylaştırır…

Hadis-i Şeriften Çıkarılacak Dersler

Müslümanların arasını düzeltmeye çalışmak ve aralarında bir hüküm verilirken adil olmak gerekir.

Namazları camide cemaatle kılmaya özen göstermek gerekir. Sadece her adıma bir sadaka sevabı verileceği düşünülünce bunun ne kadar büyük bir kazanç olduğu anlaşılacaktır, ihmal etmemek gerekir.

Eşyasını taşımakta, yüklemekte güçlük çekenlere yardımcı olmak hem insani hem de İslami bir meziyet ve iyiliktir.

Müslüman, çevresine karşı duyarlı davranmalıdır.

[1]. Buhârî, Sulh 2

[2]. Tirmizî, Birr, 62

[3]. Tirmizî, Birr, 48

[4]. Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1, 161); Tirmizî, Tahâret 39, (52); Nesâî, Tahâret 106

[5]. Buhârî, Ezân, 31

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir