MADDE BAĞIMLILIĞINDA SUÇ ORANLARI

Hayatının herhangi döneminde madde kullandığını beyan eden 15.328 kişinin 12.696’sı (%82,2) uyuşturucu madde kullanmaya “esrar’’ ile başlamıştır. Bu kişilerin 3.124’ü (%24,6) esrar dışında madde kullanmadığını, 9.572’si (%75,4) ise esrar ile birlikte başka uyuşturucu madde kullandığını ifade etmiştir.

Madde bağımlılığında etken faktörleri belirleme, risk faktörlerini öğrenip doğru müdahale etmeyi sağlayacak kullanıcı profillerinden esrar profilini istifadenize sunmaktayız.

  1. Cinsiyet

Cinsiyete göre dağılıma baktığımız zaman genel madde kullanımında olduğu gibi esrar kullanımında da kadınları oranı çok azdır.

Erkeklerde %97,7

Kadınlarda %2,3’dir. 

  1. Öğrenim Durumu

Esrar kullanımından dolayı suça karışan kişilerin eğitim durumları incelendiğinde genel anlamda eğitim seviyesi arttıkça uyuşturucu suçlarına karışma oranın azaldığını görülmektedir.

  1. İş Durumu

Kişinin yaşadığı çeşitli sorunlardan dolayı madde yöneliminde olduğu bilinmektedir. Gerek eğitim hayatını bitirenlerin gerekse de çalışma yaşına gelen kişilerin iş arama sürecinde yaşadıkları sorunlar malumdur. Çevreden ve aileden gelen baskılar kişiler üzerinde dayanılmaz baskılar oluşturup yanlış kararlar vermelerine sebep olabilir. Bu kararlar bazen hayatına son verme girişimi olurken bazen de zihnini uyuşturup her şeyi unutarak sorunlarından kurtulacağını zannına kapılıp maddeye yönelebilir. Örnekleme baktığımızda bu grubun oluşturduğu oran %40 civarındadır.

Buna karşın düzenli çalışanların suça karışma oranı %60 civarındadır. Bu durum işsizliğin tek başına bir etken olmadığını, düzenli bir işi olanların da aynı riski taşıdığını göstermektedir. 

  1. Anne-Baba Birliktelik Durumu/Anne-Baba Arası Şiddet

Esrar suçlarına karışanlardan; %68’inin anne babası birlikte yaşamaktadır, %50’sinin ise anne-baba arası şiddet hiç yok. Anne-baba ayrı ve anne-baba arasında şiddet olan ailelerde yetişen çocukların gelişimleri elbette ki sorunlu bir şekilde olmaktadır. Bu da onları risk grubuna sokmaktadır. Ancak örneklemin bu kısmında çarpıcı sonuçlar görmekteyiz.

Anne-baba ayrı ve anne-baba arasında şiddet olan ailelerde yetişen çocukların gelişimleri elbette ki sorunlu bir şekilde olmaktadır. Bu da onları risk grubuna sokmaktadır. Ancak örneklemin bu kısmında çarpıcı sonuçlar görmekteyiz. Esrar suçlarına karışanlardan; %68’inin anne-babası birlikte yaşamaktadır ve %50’sinin ise anne-baba arasında şiddet hiç yok. Dolayısıyla anne-babanın birlikte olması veya anne-baba arası şiddetin olmaması çocukları risk grubundan çıkarmaz.

Anne-babanın çocukları çok iyi tanımaları, ne yaptıklarını bilmeleri gerekir ki çocukları doğru bir şekilde yönlendirebilsinler.

Çocukları görmek istediğimiz yerde değil oldukları yerde görmeliyiz ki görmek istediğimiz yere taşıyabilelim, buna göre bir yaklaşım tarzı belirleyebilelim. Aksi takdirde yanlış bakış açımız doğru hareket tarzını getirmeyecektir.

Çocuklara somut hedefler konulmalı, adım adım başarıya gitmeleri sağlanmalıdır. Rutin yaptıkları şeyler program dahilinde sunulabilir, bu şekilde motivasyon kazanabilir yeni hedeflere doğru bir heyecanın içerisine girebilirler.

  1. Medeni Durumu

Kullanıcıların medeni durumu: %61,2’si hiç evlenmemiş, %32,3’ü evli.

İlk madde kullanımındaki medeni durum: %88,5 bekar, %10,6 evli.

  1. Mevcut Yaş

18 yaş altı şüphelilere narkotik birimleri tarafından adli işlem yapılmadığı için mevcut örneklemde 18 yaş altı kaç kişinin olduğu bilinmemektedir. En riskli grubun ise %43,6’lık oranla 25-34 yaş aralığı olduğu görülmektedir.

  1. Uyuşturucu Maddeyi Genel Temin Şekli

Esrar diğerlerine göre daha ucuz bir madde olduğu için sokaklarda rahat bir şekilde temin edilebiliyor. Ülkemizde çok yaygın olan sokak satıcıları neredeyse her sokağın başında çocuklarımızı zehirlemektedirler. Okulda ya da parkta vakit geçiren çocuklar bir şekilde bu duruma şahit oluyorlar ve gündemlerine madde giriyor. Merak, özenme vb. etkenler de devreye girdiğinde çocukların bir kereden bir şey olmaz diyerek başlaması kaçınılmaz bir hal oluyor. Çocuklarımızın dışarıda oynamasına bile gönlümüz el vermiyor. Bu kadar kirletilen bir dünyanın temizlenmesi için ise yine bir o kadar çaba gerekir. Karamsar bir tablo çizip kenara çekilmek çözüm değildir.

  1. Uyuşturucu Madde Kullanım Alanı

*Esrar maddesini kendi evinde kullananların %86,4’ü aile fertleri ile birlikte yaşıyor!

  1. Uyuşturucuya Başlama Nedeni

Yaklaşık %42’lik bir oran merak duygusu yüzünden madde yönelimi göstermektedir. Merak duygusu birçok eylemin nedeni olabilmektedir. Bilinmezi keşfetmek her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Burada yapılması gereken ilk şey kişilerin merak duyduğu hususları tespit etmek.

İkinci olarak da bu merak duygusu doğru bir şekilde kanalize etmek. Özellikle küçük yaşlardan itibaren yapılacak doğru yönlendirmeler çocuklarda belli alanlarda ilgi alanları oluşmasına ve enerjilerini bu alanlara harcamaları sağlanabilir.

Yine %17’lik bir oranın yönelimi özenme duygusundan kaynaklanmaktadır. Bunun için de çocuklara örnek şahsiyetlerin sevdirilmesi gerekir. Örnek şahsiyetlerden birini sevip ona özenmeye çalışan bir çocuk örnek davranışlar ile hem hal olacak risk grubundan uzaklaşacaktır.

Burada anne-babaya bir iş daha düşmektedir. Yaptıkları amelleri o kadar severek, özlem duyarak yapmalı ve sonrasında bir o kadar mutlu olmalılar ki bu durum çocukların dikkatini çeksin ve onlarda merak duygusu oluştursun. Sonuçta çocuklar çok küçük yaşta bile duygu durumlarını fark edebilmektedirler, mutluluğa sebep olan durumlar ilgilerini çekecektir.

Arkadaş ısrarı oranı %16,8 ile merak duygusunun çok gerisinde ama unutmamak gerekir ki merak duygusunu oluşturan kişiler genelde arkadaşlar olurlar. Yani gençler arkadaş ortamında maddeyi görürler ve merak duygusu orada başlar. Dolayısıyla arkadaş çevresi çok önemlidir. Aileler yaşam koşullarını belirlerken (oturduğu mahalle, bina vs.) çocuklarına sunacakları arkadaş ortamını birinci sırada tutmalıdırlar.

  1. Uyuşturucuya Devam Etme Nedeni

İnsanlık öyle bir buhran yaşıyor ki karşılaştığı sorunları unutmak için her türlü yola başvurabiliyor. Kötülüklerin temelinde de bu yatar. Yaşanılan sorun karşısında ne yapacağını bilmemek, yanlış unsurlara başvurmak kişiyi kötülüklerin içerisine çekmektedir. %44’lük bir grup eğlence için, keyif için esrar kullanıyor.

Biz böyle bir toplum değildik. Vücudumuzu zehirleyen, zihnimizi ele geçiren bir maddeyi nasıl olur da eğlenmek için kullanırız? Yüce Mevla’ya kulluk ile keyif bulan, ibadeti eğlencesi olan bir toplum nasıl oldu da bu hale geldi? Yaşadığı sorunları, ellerini açtığı Mevla’sına anlatan, sahip olduğu sorunlardan büyük Mevla’sı olduğunu bilen, nebevi tavsiyelerde huzur bulan bu topluma ne oldu da bu hale düştü?

İslam mahallesinin çocuklarının düştüğü bu durumdan hepimiz sorumluyuz. Mahallemizi kötülükten, kötülerden temizlemek için hep birlikte gayret göstermeliyiz.

11.Uyuşturucu Madde Kullandığı İçin Ne Tür Sosyal Güçlükle Karşılaştı?

Gördüğünüz gibi ailesi ile ilişkileri bozulanların oranları %77,4. Bağımlılığın kişiye verdiği en büyük zararlardan biri de ailesi ile olan bağlarının kopmasıdır. Binanın temeli bina için ne anlam ifade ediyorsa aile de toplum için aynı şeyi ifade ediyor. Binanın temelleri sağlam bir zemine kurulmadıysa, dışarıdan gelen faktörlerden dolayı sarsıntıya uğraması binanın hasar almasına zamanla da yok olmasına sebep olur. Ailede bu şekildedir. Öncelikle sağlam bir zemine oturtulmalı, dürüst ilişkiler geliştirilmeli, ailede sarsıntıya sebep olacak faktörlere müsaade edilmemelidir. Aksi takdirde ailenin çöküşü söz konusu olacaktır. Bu tehlike eşler için geçerli olduğu gibi çocuklar için de geçerlidir.

Düşünsenize ailesinden koparılmış, düzenli bir hayatı olmayan, sokaklara terk edilmiş, zihni dağılmış, manevi değerlerinden koparılmış bir kişi nasıl olur da sağlam bir aile yapısı kurabilir. Bu duruma düşen bir kişi bırakın aile kurmayı ne yazık ki kendisine bakamayacak hale düşmüştür. Hatta ölmek için bazı yöntemlere bile başvuranlar oluyor.

Her bir bağımlılık çeşidi bu toplumun temellerine koyulmuş birer dinamittir. Bu dinamitlerin fitilleri çoktan ateşlenmiştir. Bazıları patlamış, arkada büyük enkazlar bırakmıştır. Sırada patlamayı bekleyen dinamitler var. Belki de biz bunu düşünürken bile patlayan dinamitler oluyor. Peki sıra bize geldiğinde, mahallemize, sokağımıza, evimize geldiğinde ne yapacağız? Ya geldiyse…?   Ve patladı… Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken geride kalan enkaz her şeyi anlatıyordu: Bir aile dağıldı, bir yuva yıkıldı, bir genç ailesinden koparıldı, bir baba evladına sahip çıkamamanın vicdan azabı ile baş başa bırakıldı, bir anne ömür boyu dökeceği gözyaşlarına mahkûm edildi ve bir eşin yarısı koparıldı…

Arkadaşı yalnız bıraktığına üzüldü, esnaf kınadığına utandı, dostu yaptığı vefasızlığa kahroldu. Patronu işten kovmuştu, düşene tekmeyi bir de o vurmuştu. O da üzüldü, pişman da oldu ama artık nafile. Öğretmeni azarlamıştı, rencide etmişti, çocuklara kötü örnek olduğunu düşünmüştü bundan dolayı okuldan kovmuştu. O da üzüldü çünkü yanlış yaptığını anlamıştı.

Üzüntüler, pişmanlıklar, yapılan yanlışlar… Dinamit patladıktan sonra hiçbirinin bir önemi kalmıyor. Ama ya şimdi? Daha dinamit patlamamışken, fitili ateşlenmemişken, henüz dinamit yerleştirilmemişken… Üzülmemek için, pişman olmamak için, kahrolmamak için, vicdan azabı çekmemek için, utanmamak için. Bir annenin daha gözyaşı dökmemesi için, bir eşin karalar bağlamaması için, bir babanın mahcup olmaması için…

Vakit varken, fırsat varken geç kalma! Çünkü sen insanları kurtarmakla sorumlu tutuldun, insanların doğruya ulaştırmakla,

Çünkü sen insanları kurtarmakla, onları doğru yola ulaştırmakla sorumlu tutuldun. “Bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmıştır.” düsturu ile yaşadın. İnsanların gittikleri yanlış yoldan döndürmek, uçuruma gidenlerin elinden tutmakla sorumlu tutuldun… Hatırla! Hatırla ve eyleme geç.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir