Şehidler; Allah Yolundadır

12 Mart 2017…

Zafer hocamızın aramızdan ayrılışının üzerinden dört yıl geçti. Aradan geçen dört yılın içinde başta Hasan hocamız olmak üzere İslami camianın önde gelen değerli pek çok dava insanı da aramızdan ayrıldı. Onlar bu dünyadan bizden önce gittiler. Bizlerin ilme’l- yakîn olarak bildiği hakikatleri şu an onlar Ayne’l- yakîn olarak müşahede ediyorlar… Yakında bizlerde onlara kavuşacağız… “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!” (Haşr, 10)

Aziz ve hamid olan Allah’a iman eden, sadece onun hükmüne razı olup ona kulluk eden hak taraftarları tarih boyunca Allah’ın hükmüne razı olmayıp bilakis ilahlığını ilan ederek insanları kendilerine kul etmek isteyen batıl taraftarları tarafından hapis, işkence ve ölümlerle tehdit edilerek türlü zulümlere uğratılmışlardır. Bu değişmez bir sünnetullahtır. Dolayısıyla Hak- Batıl mücadelesi tarih boyunca var olmuş ve olmaya da devam edecektir.

Batılın hâkim olduğu yerde batıla kulluğu reddedip Allah’a kulluk etmenin, hakkın üstün gelmesi, imanın hâkim olması için mücadele etmenin elbette acı bedelleri olacaktır. Çünkü hiçbir tağut, hiçbir kafir, hiçbir zalim; saltanatını, iktidarını, kudretini bedelini ödettirmeden kuzu kuzu teslim etmez. Bu bedel; bazen hakaret, bazen boykot, bazen hapis, bazen işkence bazen de ölüm olabilir.

“Rabbleri onlara şu karşılığı verdi: … benim yolumda hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, işkence edilenler, savaşanlar ve öldürülenler… Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır” (Âl-i İmran, 195)

Hak yoluna giren her mümin bir gün bu bedellerle karşılaşacağını bilir ve önce kendi iç dünyasında bu bedellerle yüzleşir. Allah azze ve celle asla kullarına zulmetmez. O, dağına göre kar yağdırır. Kimsenin taşıyamayacağı yükleri yüklemez.Kişinin iman ve şahsiyeti ne kadar büyükse ödeyeceği acı bedeller de o derece zor olabilir. Lakin ödediği bu bedeller karşılığında alacağı mükafatların da o derece büyük olduğunu bilir.

İşte bu yüzdendir ki şehitler Allah katında çok özel bir değere sahiptir. Çünkü onlar en büyük bedeli yani canlarını Allah yolunda feda etmişlerdir. Bu yüzden onlar ölümsüzlük ve cennet ile mükafatlandırılırlar. Canını Allah yolunda feda etmekten daha büyük bir bedel olmadığı gibi bu bedele karşılık alınan mükafattan daha büyüğü de yoktur.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rabbleri katında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” (Âl-i İmran, 169)

“Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır… O halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı size müjdeler olsun! Ve işte en büyük kurtuluş budur.” (Tevbe, 111)

Tedbir Sünnet, Kader Akıbettir!

İslam düşmanlarının hile ve tuzaklarına karşılık davanın selameti için Müminlerin gerekli tedbirleri alıp düşmanın zararlarını savuşturmaya çalışmaları Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bize öğrettiği en mühim sünnetlerden biridir. İslam toplumunun inancını, canını, ırzını, malını, neslini korumak için gerekli tedbirleri almak dinimizin bir emridir. Lakin sonrasında başımıza gelenlere sabredip teslim olmak ve şanı yüce Allah’ın yardımından yana asla şüpheye düşmemek de imani bir görevimizdir.

Bizim beşer olarak geleceğe yönelik bazı planlarımız, hedeflerimiz olabilir, olmalıdır da. Lakin şanı yüce Rabbimizin de bir kader planı vardır. Tedbir sünnet, kader akıbettir. Yüce Allah’ın hakkımızda takdir ettiği akıbet geldiğinde kulun basireti kapanır, gören gözü görmez olur veya tüm tedbirler Allah’ın takdiri karşısında aciz kalır. Hiçbir plan, hiçbir hesap, hiçbir tedbir; Allah’ın kulları için takdir ettiği kaderin/akıbetin önüne geçemez. Çünkü neticeler bizim değil bilakis Murâd-ı İlahi’nin istediği şekilde tecelli edecektir.

Zafer hocamızın da şahadete (İnşallah) kavuşması olayına bu minvalden bakmalıyız. Elbette bu hadiseden çıkarmamız gereken dersler olduğu gibi şanı Yüce Allah’ın takdirinin de değiştirilemez bir akıbet olduğunu asla unutmamalıyız.

Her Şehid Yolumuzu Aydınlatan Bir Kandildir

Şehitler müminlerin yolunu aydınlatmak uğruna kendilerini tutuşturan kandiller gibidir. Onların canlarını vererek aydınlattıkları bu kutsi yolda birçok mümin kendinden emin, sağlam ve vakur adımlarla yürür.

Şehadete Giden Yol

Şehadete giden yolun ilk ve tek şartı; Allah yolunda olmaktır. Allah yolunda olmayanlar ölümsüzlük şerbetini tadamaz ve şehadete de ulaşamazlar.

ALLAH YOLUNDA OLMANIN ALÂMETLERİ

İlim Yolundan Ayrılmamak

Allah yolunda olmanın en büyük alameti şer’i ilimleri tahsil etmek, ilim yolundan ayrılmamak ve ilmin rehberliğinde hareket etmektir.

İlim pek mühimdir. Çünkü; iman ve küfür, tevhit ve şirk, hak ve batıl, zalim ve mazlum, dost ve düşman, helal ve haram, güzel ve çirkin ancak doğru ilimle anlaşılır. Davet ve tebliğ ancak onunla yapılır. İnsanların aklına ve kalbine ancak ilimle ulaşılır. “Allah içinizden iman eden ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücadele, 11)

“De ki; Ey Rabbim! ilmimi artır” (Taha, 114)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır” (Buhari, İlim)

“İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır” (Tirmizi, İlim)

Salih Amellere Sarılmak

Allah yolunda olmanın diğer bir alameti de salih amellere sımsıkı yapışmaktır. Meyvesiz ağaç makbul olmadığı gibi amelsiz ilim de Allah katında makbul değildir. İlim, salih amele dönüştüğünde o zaman meyve veren ağaç gibi olur. Hem sahibi hem de diğer insanlar ondan istifade ederler. “İman edip salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah’ın gerçek olan vadidir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?” (Nisa, 122)

Ayrıca Müminlerin arzu edip bekledikleri zaferler ancak salih amellerle gelir. Salih amelleri ihmal eden bir topluluk her türlü nimetten mahrum kalır. “Allah, sizlerden iman edip salih amellerde bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm’ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vadetti.” (Nur, 55)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah bir kulun hayrını dilediği vakit onu ölümünden önce salih amel işlemekte muvaffak kılar.” (Tirmizi)

İ’lâ-yi Kelimetullah Davası İçin Yaşamak

Allah’ın sözünün en yüce olması için dünya üzerindeki tüm tağutların, müstekbirlerin, zalimlerin saltanatlarını başlarına yıkmak, ilahi nizamı yeryüzüne hâkim kılmak ve bu kutsal gaye uğrunda yaşamak Allah yolunda olmanın alametlerindendir. “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.” (Enfal, 39)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim, Allah’ın kelimesi yücelsin diye savaşırsa O Allah yolundadır.” (Buharî, Müslim)

Hak Üzerinde Sabır ve Sebat Etmek

İslam’ı yaşama, yaşatma ve hâkim kılma yolunda başa gelen sıkıntılara, işkencelere, fitnelere, türlü türlü hile ve iftiralara sabrederek hak yol üzerinde sebat etmek Allah yolunda olmanın alametlerindendir. Muhakkak ki Allah yolunda başlarına gelenlere sabrederek sebat edenler kurtuluşa ulaşacaktır. “Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah’tan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz” (Âl-i İmran, 200)

İyiliği Yaymak Kötülüğe Engel Olmak

Allah yolunda olmanın bir alameti de şanı yüce Allah’ın sevdiği yahut emrettiği tüm işlerin toplum içinde yaygınlaşıp uygulanması için çalışmaktır. Aynı şekilde şanı yüce Allah’ın yasakladığı tüm işlerin toplum içinde yayılıp hayat bulmasına engel olmak için mücadele etmek de yine Allah yolunda olmanın alametlerindendir.

Toplumda iyilikler yaygınlaşıp hâkim olunca Allah ile olan bağ kuvvetlenir. Allah ile olan bağ kuvvetlenince kalp, iyilikleri ve itaati sever haramlara karşı buğz eder. Kötülüklere engel olmak ise dinin, ırzın, canın, neslin ve malın korunmasının en önemli şartıdır. “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i İmran, 110)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz ya da Allah yakın bir zamanda katından üzerinize bir azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama dualarınız kabul edilmez” (Tirmizi, Fiten)

Allah’ı, Rasûlünü ve Allah Yolunda Cihad Etmeyi Her Şeyden Daha Çok Sevmek

Allah’ı ve onun hükümlerini, Rasûlü’nü ve onun sünnetini, Allah’ın nizamının yeryüzüne hâkim olması için mücadele etmeyi, bu uğurda savaşmayı dünya ve içindeki her şeyden daha fazla sevmek Allah yolunda olmanın en büyük alametlerindendir. “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, bozulmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 24)

Allah Yolunda Şehid Olmayı Arzulamak

Allah yolunda olmanın alametlerinden bir diğeri de İslam’ın sancağının her daim dalgalanması, dinimizin, neslimizin, ırzımızın korunması için Allah yolunda şehit olmayı arzulamaktır. Bunun aksi ise nifak alametlerindendir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim canı gönülden şehit olmayı Allah’tan dilerse, Allah o kimseyi velev ki yatağında ölse bile şehitlerin makamına ulaştırır.” (Müslim)

“Kim Allah yolunda gaza etmez ve gaza etmeyi gönlünden geçirmeden ölecek olursa münafıklığın bir şubesi üzerine ölür.” (Müslim)

Görünen ve görünmeyen tüm âlemlerin sahibi Allah’tır. Bu bedenin sahibi Allah’tır. Hesap gününün sahibi Allah’tır. Dönüş onadır. O halde madem bu canın sahibi Allah’tır, madem dönüş onadır, madem yaptığımız ve yapmadığımız tüm işlerimizden dolayı hesaba çekileceğiz o halde Allah’ın verdiği canı yine Allah yolunda harcamaktan daha karlı bir kazanç var mıdır?

Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır…İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” (Tevbe, 111)

Zafer Yolunda Sefer Hazırlığı Yapmak

Dava ne kadar büyükse uğruna yapılacak hazırlık ve ödenecek bedeller de o kadar büyük olur. Eğer biz yeryüzünde insanlığı ifsat ederek zulmeden beşerî sistemlerin saltanatlarına son vermekten ve ilahi adaleti tesis etmekten bahsediyorsak o vakit böyle ciddi bir iddianın aynı zamanda ciddi bir ön hazırlığının da olması gerekir.

Düşmanı yenmek için maddi-manevi tüm eksikleri tespit edip gidermeye çalışmadan, anın şartlarını gözden geçirip zafer için gerekli plan ve pratikleri ortaya koymadan savaş meydanlarda kalıcı zaferler kazanılmıyor maalesef. Meydanlarda kazanılan zafer sonrası kurulacak bir devlet sadece iyi temennilerle ayakta kalmıyor, kalamıyor maalesef.

Savaş meydanlarında düşmanın her türlü hile ve gücüne karşı mücadele edecek imkânlarımızın olması gerektiği gibi zaferden sonra devleti yönetip ayakta tutacak bilge insanlarımızın, mahkemelerde görev alacak yetkin âlimlerimizin, İslam gençliğini her yönü ile eğitecek münevver öğretmenlerimizin, demiri işleyecek maharetli insanlarımızın, ümmetin menfaatlerini kendi menfaatlerine tercih edecek şuurlu bir topluluğumuzun, birbirini Allah için seven insanlarımızın, her kapıyı çalacak davetçilerimizin, gece vakti namazları, seher vakti dualarıyla Allah’tan yardım dileyen ve Allah için ölümü yaşamak kadar seven ahlaklı bir neslimizin olması gerekir.

İ’lâ-yi kelimetullah hedefi olan Müslümanların bu yolda yapmış oldukları hazırlıkların boyutu aslında iddia sahibi olan bizlerin ne denli samimi olup olmadığını da ortaya koyacaktır.

İşte Allah yolunda olmanın alametlerinden biri de düşmana galip gelmek ve bunu devam ettirebilmek için maddi manevi her türlü hazırlıkları Allah için yapmaktır.

Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Eğer (onlar) savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı.” (Tevbe, 46)

Hayatı Allah İçin Yaşamak

Otururken Allah için oturanlar, yatarken Allah için yatanlar, kalkarken Allah için kalkanlar, adım atarken Allah için adım atanlar, seyahat ederken Allah için seyahat edenler, sustuğunda Allah için susanlar, konuştuğunda Allah için konuşanlar, ticaret yaparken Allah için yapanlar, nasihat ederken Allah için nasihat edenler, severken Allah için sevenler, buğz ederken Allah için buğz edenler, nefes alırken Allah için nefes alanlar, nefes verirken Allah için nefes verenler… Kısaca âlemlerin Rabbi için yaşayıp âlemlerin Rabbi için ölmeyi arzulayanlar…. İşte onlar Allah yolundadır ve onlar hak yolunun hakiki yolcularıdır. Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 162)

Zafer Hocamız Allah Yolunda İdi

Bir kulu tezkiye etmek haddimize olmamakla beraber zahiren gördüklerimiz üzere şahitlik ederiz ki; 12 Mart 2017 yılında hain bir tetikçinin sıktığı kurşun ile şehid olan (İnşallah) Zafer hocamız Allah’a iman eden, şirkten sakınan, ilim tahsil edip ilmin rehberliğinden ayrılmayan, Salih amellere sarılan, hayatı; ‘Rıza-yı Bâri’ ve ‘ i’lâ-yi kelimetullah ’ davası için yaşayan, zafer yolunda sefer hazırlığı yapan, hak yol üzerinde yürürken başına gelen eziyet ve musibetlere sabredip sebat eden, ‘Emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münker’ görevini yerine getirmek için çırpınan, ümmetin derdiyle dertlenen, mazlumların yokluğuna merhem olmaya çalışan, Allah yolunda cihad eden veAllah yolunda şehid olmayı arzulayan güzel bir mümin idi. O, Allah yolunu seçmiş ve o yol üzerinde sabır ve sebatla yol almış bir kardeşimiz, bir dostumuz, bir hocamızdı.

Şehid olmak ancak Allah yolunda olanlara nasip olan bir lütuftur. Rabbim can dostumuzun şahadetini kabul eylesin. Onun kanıyla suladığı ilim, davet ve cihad bahçesini imanlı gençlerin yetiştiği bereketli bir bahçe eylesin. Geride bıraktığı eşi ve evlatlarına sabır ve metanet versin. Onları görünür görünmez her türlü kötülüklerden korusun. Onları İslam üzere daim eylesin, Müslüman olarak yaşamalarını ve Müslüman olarak ölmelerini nasip eylesin. Rabbim onu ve ehlini cennette kavuştursun. Bizi de şehidimizin (inşallah) şefaatine nail eylesin.

Ya Rabbi! Senin Yolunda Olup Senin Yolunda Ölenlerden Kıl Bizi!

Ey Rabbimiz! Açıktan verdiğimiz öğütler hürmetine gizlide sakladığımız günahlarımızı bize bağışla. İşlediğimiz kusur ve günahlardan dolayı vermiş olduğun hidayet nurunu kalplerimizden söküp atma. Kalplerimizi taşlaştırma. Bizi bize bırakma. Bizi sensiz bırakma. Bize acı. Bize merhamet et. Günahlarımızı ört. Bize kahrınla değil lütfunla muamele et. Cihadı dilimizden kalbimize indir. Cihadı Kalplerimize sevdir. Kalbimize sevdirdiğinle amel etmeyi nasip et. Senin yolunda yaşayan, senin yolunda ölen yahut öldürülen, vadettiğim tüm nimetlere eksizsiz olarak şahit olan şehitlerden eyle bizleri, âmin.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir