BİR ÂLİM OLARAK HASAN KARAKAYA HOCAEFENDİ

İmdi; bu yazımızda Hasan Karakaya hocamızın İslami ilimlere olan hizmetinin bir nebzesini sunmaya çalışacağız. Allah azze ve celle Hasan hocamıza rahmet eylesin, onunla birlikte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hamd sancağı altında haşredilmeyi ve Havz-ı Kevser’den birlikte içmeyi bize nasip eylesin.

Âlimler, peygamberlerin mirasçıları ve onlardan sonra ümmetlerine yol gösteren yıldızlar mesabesindedirler. Ashab-ı kirâmdan günümüze kadar İslam tarihi boyunca nesil be nesil alimler Ümmet-i Muhammed’e yol göstermeye devam etmişlerdir. Sahabenin Hz. Peygamber’den aldıkları ilmi, tâbiîn sahabeden, etbau tabiîn de tabiînden almıştır. Onlardan sonra gelen nesiller de bu silsileyi devam ettirerek Kur’an ve Sünnet ilimlerini günümüze kadar getirmeye muvaffak olmuşlardır. Selef-i salihin döneminden bizim asrımız olan şu âhir zamana doğru yaklaştıkça ilim seviyesi aşağı düşse de hiçbir asrı Rabbani âlimlerden mahrum bırakmayan yüce Mevlâ, bizim asrımızda da Ümmeti-i Muhammed’e yol gösteren Rabbani âlimler, hakkı haykırmaktan çekinmeyen gayretli davetçiler ve bu kurak asırda azgın kâfirlerin karşısında cihat bayrağını dalgalandıran şecaatli mücahitler lütfetmiştir. Böylece hakkın kıyamete kadar bâki kalacağını ortaya koymuştur. İşte Hasan Karakaya hocamız da Allah’ın inayet ve lütfuyla bu yüce mertebelerin her birinden nasibini almış bahtiyar bir âlimdir. Ömrünü Allah’ın kitabına ve Hz. Peygamberin sünnetine hizmet etmekle geçirmiş bir davetçidir. Müslümanların akide, amel ve metot olarak doğru yolu bulmaları ve istikamet üzere sebat etmeleri uğrunda gayret ederek hayatını hitâma erdirmiştir.

Hasan hocamız ilim hayatına Kur’an-ı Kerim’i hıfzederek başlamış, temel dini ilimleri memleketinde tahsil etmiştir. O dönemde medreseler kapatılmış ve dinî ilimleri tahsil etmek yasaklanmış olduğundan dolayı ilim uğrunda rihlet yapmaya karar veriyor. Büyük zorluklarla Mısır’a ulaşıyor ve takriben on bir sene yurt dışında kalarak İslâmî ilimleri tahsil ediyor. Arap dili ve edebiyatında, Kur’an ve Sünnet ilimlerinde iyi bir seviyeye geldikten sonra Allah’ın takdiri ile, daha önce vatandaşlığı iptal edilmiş ve giriş yapması yasaklanmış olan ana yurduna tekrar geri dönüyor. O günden vefat edinceye kadar İslami ilimleri neşrederek talebe yetiştirmeyi ve Allah’ın dinine davet etmeyi kendisine vazife addetmiştir. Sürekli olarak İslam âleminin sorunlarıyla ilgilenmiş, bütün Müslümanların dertleriyle dertlenmiş, uluslararası müstekbirlerin ve sömürgecilerin Müslüman toplumlar üzerindeki baskı ve zulümlerine dikkat çekerek hakkı haykırmış ve Müslümanların tek kurtuluş yollarının Allah yolunda cihad etmekle mümkün olacağını ortaya koymuştur.

Hasan hocamız tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde iyi bir seviyeye ulaşmıştı. Usûlu’d-dîn/akaid ilmi ve fıkıh usulü ilmi hususunda ihtisas sahibiydi. Akaid konusunda hem Arapça ve hem de Türkçe olarak telif ettiği “İslam Akaidi” kitabı bu sahada önemli bir boşluğu doldurmuştur. Fıkıh usulü ilminde telif ettiği “Fıkıh Usulü” kitabı sahasında orijinal bir kitaptır. Ayrıca fıkıh ve hadis fıkhı konularında telif etmiş olduğu çeşitli meselelerden meydana gelen “Fıkhî Meseleler ve Risaleler” mecmuası da bazı konuları detaylı bir şekilde ele alıp incelemektedir. Yine Hasan Hocamızın hadis ilmine özel bir ilgisi bulunmakta olup, bu konuda “el-Umde fi İ’dâdi’l- Udde” isimli kitabın hadislerini geniş bir şekilde tahriç etmiştir. Yine “el-Ehadisu’l- Muhtâra (Seçme Hadisler)” adlı kitabını cem’ ve tertip edip, hadis usulü konusunda da veciz bir risale kaleme almıştır. Biz burada özellikle Fıkıh Usulü kitabı ve Fıkhî Meselelerle ilgili Mecmua üzerinde biraz durmaya çalışacağız.

Fıkıh Usulü Kitabı

Fıkıh Usulü kitabının yazılış serüveni ile ilgili olarak Hasan Hoca kitabın mukaddimesinde şöyle demektedir: “Okuyuculara sunmaya çalışılan bu eserin özünü, Kahire Hukuk Fakültesin’de kaydedilmeye çalışılan ders notları ve sonradan ilave edilen açıklamalar teşkil etmektedir.” Bu ifadeler kitabın 30-40 yıl gibi uzun bir süre içerisinde meydana geldiğini, büyük bir emek ürünü olduğunu ve konular üzerinde derinlemesine düşünülerek yazıldığını göstermektedir.

Her eser yazıldığı devrin ve içinde yaşadığı toplumun rengini taşır. Hasan Hoca’nın telif ettiği Fıkıh Usulü de çağımızın ve üzerinde yaşadığımız toprağın problemlerini usül çerçevesinde ele alarak açıklamaya çalışmıştır. Kitapta klasik fıkıh usulü konuları ilmi bir disiplin ile ele alınıp incelenmiş, belli neticelere varılmaya çalışılmıştır. Ancak klasik kitaplarda üzerinde çok fazla durulmayan ve uzun uzun açıklama ihtiyacı hissedilmeyen asrımıza ait bazı meseleler kitabın kapsamı içerisinde uzun uzadıya ele alınmış ve usül çerçevesinde açıklanmıştır. Örnek olarak kitabın baş kısmına konulan “Hüküm Koyma ve Hakimiyet” konusu verilebilir. Aynı şekilde “Azimet ve Ruhsat”, “İkrah”, “Ehliyet ve Ehliyeti Zedeleyen Arızalar” üzerinde uzun uzadıya durulmuştur.

Fıkıh Usulü kitabının mukaddimesinde “Fıkıh Usulü” terimi, Usul ilminin tarihi ve usül ilmini yazma metotları özet bir şekilde ele alınmıştır. Daha sonra Fıkıh Usulü ilmi beş ana bölüm altında incelenmiştir.

Birinci bölümde “Hakimiyet ve Kanun Koyma” konusu ele alınmıştır. Esas itibarıyla bu konu “Şer’i Hükümler” konusunun bir bölümünden ibarettir. Ancak günümüzde şer’i hükümler kaldırılıp beşerî hükümler tatbik edildiği ve yüce yaratıcının hakimiyet/hüküm koyma özelliği aciz insanlara verildiği için bu konu üzerinde özel olarak durulmuş ve kitabın baş kısmına konulmuştur.

İkinci bölümde başta Kur’an, Sünnet, İcma’ ve Kıyas olmak üzere şer’i deliller üzerinde durulmuştur. Bu bölümde hüküm çıkarma kaynakları olarak on bir şer’i delil detaylı bir şekilde incelenmiştir.

Üçüncü bölümde şer’i hükümler üzerinde durulmuştur. Bu bölümde özellikle “Azimet ve Ruhsat”, “İkrah”, “Nefsi Müdafaa”, “Zaruret Hali”, “Haramlarla Tedavi Olmanın Hükmü” ve “İslam’da Yalan Söylemenin Hükmü” konuları üzerinde uzun uzadıya durulmuştur.

Dördüncü bölümde “Mahkûmun Aleyhi (Dini Hükümlerin Muhatapları)” konusu işlenmiştir. Bu konuda “Ehliyet ve Ehliyeti Zedeleyen Arızalar” incelenmiştir. Bu konunun devamında “İçtihat ve Taklit” meselelerine yer verilmiştir.

Beşinci bölümde “Hüküm Çıkarma Yolları” ele alınıp incelenmiştir. Kitabın en uzun bölümlerinden birisi de budur. Bu bölümde zahiren birbiriyle çelişir gibi gözüken nassların arasını bulma konusu ve “Nesh” konusu tafsilatlı bir şekilde ele alınıp incelenmiştir.

Kitaba altıncı bir bölüm daha eklenip, bu bölümde günümüzün temel bazı sorunları ele alınmıştır. Bu konular, Fıkıh Usulü ilminin meseleleri olmadıkları halde önemlerine binaen kitaba eklenip, Müslümanların istifadesine sunulmuştur. Burada “Hilalin Görülmesi” “Halifelik” ve “İslam’da Helal Besinin Gerekliliği” konuları açıklanmıştır.

Fıkıh Usulü kitabının en temel özelliklerinden biri de şudur ki konulara örnekler verilirken pratik hayatta Müslümanların karşılaştığı temel bazı sorunlar üzerinden örnekler verilmiştir. Özellikle konular Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadis-i şerifler ışığında incelenmeye çalışılmıştır. Fıkıh Usulü gibi anlaşılması nispeten zor ve ağır bir ilim, özellikle Türk okuyucusu göz önünde bulundurularak, kolayca anlaşılabilecek bir sadelikte sunulmaya çalışılmıştır. Böylece orijinal olan bu kitabın okunması ve kendisinden istifade edilmesi tavsiye edilir.

Fıkhi Meseleler

Hasan Hocamızın, Arapça olarak kaleme almış olduğu birçok fıkhi risale ve mesele bulunmaktadır. Bunlar iki cilt halinde bir araya getirilmiş olup, takriben elli meseleden oluşmaktadır. İbâdat, Muâmelât, Ukûbât ve Cihad kitaplarının çeşitli konularını ve istişhad, sigorta gibi bazı güncel konuları ihtiva etmektedir. Bunlardan bazıları iki-üç sayfa gibi muhtasar konulardan oluşurken, diğer bazıları yüz-yüz elli sayfadan oluşan mufassal risalelerdir.

Bu mecmuada ele alınan konular işlenirken öncelikle konu ile ilgili ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler verilmektedir. O konuda varit olan terğîb ve terhîb (teşvik etme ve korkutma) hadisleri çeşitli başlıklar altında arz edilmiş ve böylece konunun önemine vurgu yapılmıştır. Daha sonra delilleri ile birlikte mezheplerin görüşleri verilerek, konunun fıkhı üzerinde durulmuştur. Fıkhi açıdan konunun incelenmesinde hadis şarihlerinin görüşleri özellikle verilmeye çalışılmıştır. Bu hususta Hasan Hocamız hassaten Tirmizi, Hattabi ve Şevkani’den çokça nakillerde bulunmuştur. Ayrıca fıkhi mezheplerin görüşlerini delilleriyle beraber vermeye gayret etmiştir. Bazen de “Alışveriş”, “Şahitlik” ve “Talak” konularında olduğu gibi mezhep kitaplarında konunun geçtiği yeri özetlemekle yetinmiştir. Genel olarak Hanefi mezhebi esas alınmış olsa da diğer mezheplerin görüşleri de sürekli olarak aktarılmıştır. Mezheplerin görüşleri arasında karşılaştırma yaparken herhangi bir mezhebin görüşüne taassup gösterilmemiş, deliller ışığında tercihte bulunulmuştur. Bu da kitabın en bâriz özelliklerinden biri olup, mukâreneli fıkıh alanında yazılmış eserler arasında sayılmasını gerektirmektedir. 

Bu mecmuada ele alınan konuların genel özelliği dört mezhep çerçevesinde ele alınmış olmaları ve konuların Kur’an ve sünnetten delillerinin zikredilmesine özen gösterilmesidir. İncelenen konuyla ilgili var olan bütün deliller ele alınmaya çalışılmıştır. Delillerin sahih veya zayıf oldukları özellikle beyan edilmiştir. Bu açıdan birçok konuyu hadis fıkhı çerçevesinde mütalaa etmek de mümkündür. Özellikle “Alışveriş” konusu, “Nikah” ve “Talak” konuları, “İstişhad” konusu ve benzeri bazı konular daha çok hadis fıkhı ağırlıklı konulardır. Cuma meselesi ve Şahitlik konusu gibi birçok konu ise daha çok fıkıh ağırlıklıdır. Esasen fıkıh ve hadis fıkhı ilimleri karınla sırt gibi iç içe olan ilimlerdir. Hasan Hocamızın hadis ilmine olan özel ilgisinden dolayı, bütün fıkhi konularda sünnet-i seniyyeden deliller getirmek üzerinde özenle durulmuştur. Hadislerin farklı rivayetleri verilmiş, yer yer rivayetler arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılmış ve rivayetler arasında tercih yapılmıştır. 

Bu mecmuanın diğer bir özelliği de mezheplerin görüşlerini aktarırken, her mezhebin mutemed ve muteber olan kitaplarından aktarmaya özen gösterilmesidir. Bu husus, herhangi bir mezhepte bulunmayan bir görüşün veya mezhepte zayıf olan bir görüşün o mezhebin görüşü olarak aktarılmaması açısından çok önemlidir.

Hanefi mezhebinin görüşlerini genel olarak İbn Abidin Haşiyesi, Bedâiu’s-Sanâi’ ve Hidaye şerhi olan Fethu’l-Kadir’den aktarmaktadır. Şafiî mezhebinin görüşlerini de genel olarak Muğni’l-Muhtaç’tan aktarmaktadır. Hanbeli mezhebinin görüşlerini İbni Kudame el-Makdisi’nin Fıkıh Ansiklopedisi niteliğindeki el-Muğni kitabından aktarmaktadır. Maliki mezhebinin görüşlerini İmam Malik’in Muvattâ’sı, el-Müdevvenetu’l Kübrâ ve Kurtubi Tefsirin’den aktarmaktadır. Zahirilerin görüşlerini İbni Hazm’ın “el-Muhalla” isimli kitabından aktarmaktadır. Nadir de olsa Caferilerin görüşlerini de “Zübdetul-Ahkam” gibi Caferi kitaplarından aktarmıştır. Böylece konular incelenirken herhangi bir mezhebe, o mezhebe ait olmayan bir görüşün nispet edilmesinden sakınılmıştır.

Fıkhi Meseleler ile ilgili bu mecmua şu anda tercüme edilmekte olup Allah’ın izniyle yakında Nebevi Hayat Yayınları’ndan yayınlanacaktır. Hasan Hocamız’ın uzun ve yorucu emeklerle meydana getirmiş olduğu bu ilmi eserlerin onun için ilmî bir sadaka-i cariye olmasını ve bunlardan istifade edilmesi neticesinde hasıl olan ecrin onun amel defterine kaydedilmesini yüce Mevla’dan niyaz ederiz.         

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir