HZ. AİŞE’NİN NAATI

Köşemize hangi şiir ile başlamalıyız düşüncesinde oldukça tereddütler geçirdik. Lakin yedi asırlık Osmanlı divanında yazılı olmayan fakat kanunmuşçasına tüm şairlerin uyguladığı bir prensip hatırımıza düşünce, karar vermek oldukça kolaylaştı.

Öncelikle bahsettiğimiz prensibi merak edenler için beyan edelim, o prensip şu ki;

Divan edebiyatında bir şair ne kadar şiir yazarsa yazsın şairden sayılmaz ta ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize bir naat yazıncaya kadar öyle ki yazmış olduğu tüm şiirler kıymet olarak sıfır gibidir ta ki başına bir naat gelinceye dek. Naat başa gelince şiirleri ona, yüze, bine katlanarak değer kazanır.

Bu husus o denli mühimdir ki   edipler birbirlerine şiirlerini değil öncelikle kaç naatı olduğunu sorar, edipliklerini böyle sınarlardı. (Denilir ki bu prensip ile şairler peygamber efendimizin şefaatini umarlar.)

Hal böyle olunca biz de bu köşeye bir naat-ı şerifle başlamayı vazife bildik. Bu naatı da kültürünün başladığı yerden seçmek istedik ki orası asrı saadettir.

Bu naat kervanının başında Hassan bin Sabit, Kâ’b b. Züheyr, Kâ’b b. Mâlik, Amr b. Ethem, Âtike binti Zeyd, Abdullah b. Revâha, Abdullah b. Ziba‘râ, Amr b. Ma‘dîkerib, Amr b. Sâlim radıyallahu anhum ecmain gibi kimseler de vardır ancak biz Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize en yakın ve en sevgili olanını onun Hümeyra’sını (Hz. Aişe annemizi) seçtik ki o hem ümmetin hem de şairlerin annesidir.

Güçlü hafızası sayesinde Kâ’b b. Mâlik, Hassan bin Sabit ve Abdullah bin Melik’in kaside ve manzumelerinin tamamını ezbere bilirdi.

Hatta insanlara “Çocuklarınıza şiir ezberletin ki dilleri tatlansın” diye tavsiyede bulunurdu.

Ancak biz Hz. Aişe binti Ebubekir’i şiir hususunda sadece ezberi kuvvetli bir nakilci olarak göremeyiz çünkü o belagatte, edebiyat ve şiirde de en üst seviyelerdeydi. Bunu birkaç sahabe kavli ile de gözler önüne serebiliriz;

Hz. Muaviye bin Ebu Süfyan şöyle demiştir: “Vallahi şimdiye kadar Rasûlullah’ın dışında Aişe’den daha beliğ konuşan birisini duymadım”[1]

Ahnef bin Kays şöyle söylemiştir: “Ebu Bekir es-Sıddık’ın, Ömer bin Hattab’ın, Osman bin Affan’ın, Ali bin Ebi Talib ve şu güne kadarki diğer halifelerin hutbelerini dinledim. Yaratılmışların ağzından çıkan söz olarak Aişe’nin ağzından çıkandan daha fasihini ve daha güzelini duymadım.[2]

Musa bin Talha şöyle dedi: “Aişe’den daha fasih konuşan birisini görmedim.”[3]

İşte bu sahabe kavillerine ilaveten bir sonraki sayfada yer vereceğimiz kısacık şiir dahi Arap dili ve edebiyatında ilerlemiş kimselerin okuduğu ibarelerdendir. (Yine denilir ki Rasûlullah’a yazılan tüm naatlar Hz. Aişe’nin bu dört mısrasının açıklamasıdır.)  

Hz. Aişe Annemizin Şiiri

فلو سمعوا في مصر أوصاف خده

 لما بذلوا في سوْم يوسف من نقد

لواحى زليخا لو رأين جبينه

 لآثرن بالقطع القلوب على الأيدي

Felev semiu fi Mısra evsâfe haddihi

Lema bezelu fi sevmi Yusufe’min nakdi

Levâhî Zelîhâ Lev raeyne cebînehu

Leâserne bi’l-kat’il-kulûbe ale’l-eydî

Eğer Mısırdakiler senin ay gibi çehrenin güzelliğini bilselerdi

Güzelliği dillere destan olan Yusuf için kuruş harcamazlardı.

Zeliha’yı kötüleyen kadınlar Yusuf’u değil de seni görselerdi

Ellerinin yerine kalplerini keserlerdi de acısını bile duymazlardı.

[1]. Siyeru A’lâmü’n-Nübelâ

[2]. Muhammed Kutub, Müminlerin Anneleri Peygamberimizin Hanımı

[3]. A.e

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir