HES KODUMUZ; HAKKIN EMNİYETİNDE SELAMETTE OLMAK

Emniyet; korku, çekinme, kuşku duymadan itimat etmek, güvenmek anlamına gelir. En çok ihtiyaç duyduğumuz duygudur. Emniyet ve güven olmadan diğer güzelliklerin manası yoktur.

Buna muhtaç olan yalnızca insan değildir. İç güdüleri ile yaratılmış her canlı buna ihtiyaç duyar.

Emniyet aynı zamanda, bir şeye bel bağlama, inanma, kendini her türlü endişeden, korku ve kederden sığındırma demektir. “Sonra insanlar gerçek (el-Hakk) sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O’nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.”  (En’am, 62)

Şüphesiz ve tartışmasız olana “Hakk” denir ve bizim Rabbimiz de Hakk olan Allah azze ve celle’dir. Bizi Hakk ile yaratan, Hakk ile yöneten tek ilahımız, gerçek sahibimiz olan, O’ndan geldiğimiz ve yine O’na döndürüleceğimiz… Yerlerin, göklerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin tek sahibi, tek hâkimi olan yüceler Yücesi…

İbni Kayyım rahimehullah Allahu Teâlâ’yı her yönden mutlak olarak El-Hakk şeklinde vasfetmemiş demektir. Her itibarla Allahu Teâlâ’nın hak olması şeriatinden/dininden, mükafatından ve cezasından ayrılmaz.”[1]

Allahu Teâlâ varlığı hak olandır. Yaratılmışların tamamı zail olacak, yok olacaktır. Onlar fanilerdir, O azze ve celle ise ölmeyen, uyuklama ve uyku haline maruz kalmayan, yorgunluk ve bitkinlik çekmeyen diridir (Hayy’dır).

İnsan ancak böyle bir ilahın himayesinde güvendedir, emniyettedir. O’nun dışında sığınılan her şey fanidir (ölümlüdür), acizdir.

Hakk’ı kabul etmeyen ise hiçbir şeyden emniyette değildir. Her türlü kötülükten, bela ve musibetten onu korayacak hiçbir güç, hiçbir kuvvet yoktur. İstediği kadar ordular toplasın, istediği kadar silahları, topları, tüfekleri olsun, en teçhizatlı askerler onda olsun, ne fark eder ki? Nitekim onu da, askerlerini de yaratan, iplerini elinde tutan Allah azze ve celle değil mi? Kendisine asla tuzak kurulmayan, tüm sırların sahibi, el-Hakk olan… Firavun ve ordusunu denizde boğup, aynı denizi Peygamberine yol kılan el-Hakk. O’nun dini uğruna sefere çıkanları, tam düşmanları ile çarpışmak üzereyken bedenlerine uyku ile sekinet indirip kalplerindeki korkuyu, endişeyi gidererek yerine cesaret ve huzur veren el-Hakk.

“O zaman katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldırıyordu; sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (verdiği vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve savaşta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yağmur) indiriyordu.” (Enfal, 11)

Kim Allah azze ve celle’ye karşı, O’nun hak davasına karşı savaş açmışsa, karşısında O’nun görünür ve görünmez orduları vardır.

Allah azze ve celle’nin hizbinde olanlar, asıl güven ve emniyette olanlardır. O’nun hak olan dini ne güzeldir. Yeryüzünü adaletle doldurur. Öyle ki bundan, gökte uçan kuşlar da payını alır. İslam nizamını önce kalbinde kuran, bu dinin halifesi adaletli Hz. Ömer “Dağlara buğday serpin! Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler” sözüyle gökte uçan kuşların dahi selamette olduğunu ifade ediyor.

İşte Daru’s-selam, Daru’l İslam böyledir. Sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın, tüm canlıların nefes aldığı yerdir. Bir de asıl selam yurdumuz vardır.

“Böyle yapmakla bilin ki Allah, insanları huzur ve güvenlik ortamına, yani cennete çağırmakta ve isteyen kimseleri de dilediği şekilde doğru yoluna yöneltmektedir.” (Yunus, 25)

Ahiret yurdu, yurtların en güzeli Adn cennetleri, Naim, Firdevs ve daha niceleri… Altlarından ırmaklar akan, suları şerbetten, baldan, evleri inci, mercan, yakut… Üzüntüsü, derdi, kederi olmayan, kötü söz işitilmeyen, ehlinin “Selam size, selam size diye hitap ettiği selam yurdu, ebedilik, ölümsüzlük yurdu cennetler, müminler için hazırlanmış, onları beklemekte. İşte asıl esenlik, asıl güvenlik yurdu!

“İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah yücedir, büyüktür.” (Hac, 62)

için de yani batılın ve saldırganlığın hezimete uğraması kaçınılmaz bir sondur. Bu da Allah azze ve celle’nin hak olan bir yasasıdır. Onların yenilgisi Allah’ın yasalarından biridir. Yüce Allah azze ve celle zorbalardan, tağutlardan daha büyüktür. Allah yüce ve uludur. Bu yüzden azgınlığın, zorbalığın üstünlük taslamasına, zulmün devam etmesine fırsat tanımaz. [2]

“Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkar edenlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerlerine saldıracaklar. De ki: “Size bundan daha kötüsünü bildireyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere vaad etmiştir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.” (Hac, 72)

“Allah’ım hamd sanadır. Gökleri, yeri ve içindekileri var eden ve varlıkları devam ettiren sensin. Hamd sanadır. Göklerin, yerin ve içindekilerin hükümranısın. Hamd sanadır. Göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun. Hamd sanadır.sensin. Hamd sanadır. Sen Hakk’sın, senin sözün haktır, seninle karşılaşmak haktır. Cennetin haktır, Nebiler haktır, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem haktır. Kıyamet saati haktır.” [3]

Allah’ın selamı, bereketi, rahmeti bütün Müslümanların üzerine olsun. Allah azze ve celle Müslümanları her türlü sıkıntıdan selamete ulaştırsın, Allahumme amin…

[1].  Abdulaziz b. Nâsır El-Culeyyil, Esmâu’l Husna, s. 234

[2].  Seyyid Kutup, Fi Zılâli’l-Kur’ân, c. VIII, Hac Suresi Tefsiri

[3].  Buhari, 1120

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir