BEŞİNCİ RAŞİD HALİFE: ÖMER B. ABDULAZİZ (680-720)

Medine Valiliği

Abdulmelik’in vefatının ardından Emevî halifesi olan I. Velid (ö.96/715) de aynı şekilde Ömer b. Abdulazizz ile ilgilendi. Velid, ona verdiği değerin bir göstergesi olarak 25 yaşında Medine ve çevresine onu vali tayin etti. Vali tayin edildiğinde Velid’e “Benden önceki valilerin işlediği zorbalık, düşmanlık ve zalimane uygulamaların hiçbirini benden asla bekleme” deyince Velid “Hak ne ise onu yap!” diye karşılık verdi.

Medine ve çevresinin yedi yıl valiliği sürdüren Ömer b. Abdulazizz, adaletli bir yönetim sergilemeye çalışması ve âlimlerle meselelerin çözülmesi yönünde gösterdiği çabasıyla örnek bir idareci oldu.

Sanki takdir-i ilâhî onun bu yönetim sürecini, yarına Müslümanların halifesi olup bir uçtan bir uca tüm İslam coğrafyasının yönetimini üstlendiği güne sakladığı büyük ve ulvî görevin bir provası ve tecrübesi yapmak istiyor gibiydi.[1]

Onun valiliğinden duyulan memnuniyet nedeniyle âlimler başta olmak üzere birçok kimse Medine’ye yerleşmeye başladı.

Gariptir ki Hicaz kıtasında adalet nuru, saadet ziyası yayılmışken Vali Haccâc Irak’ı zulüm ateşi içinde bırakıyordu. Bir tarafta eşitlik hükmü uygulanıyor öte tarafta binlerce halkın kanı zulümle yere dökülüyordu.[2]

Haccac’ın yaptıkları hakkında şu sözleri söylerler: “Her bir millet kendilerinin en kötü kişisini getirse, biz de onlara karşı Haccac’ı ortaya koysak, onları muhakkak geride bırakırız.”[3]

Irak Valisi Haccac’ın ve Emevî idareclerinin yaptıklarına karşı olduğunu her seferinde dile getirmesi, onun hakkında Haccac’ın şikayetlerine neden oldu ve bu şikayetlerin artması sonucunda valilik görevinden azledildi.

I.Velid’in ardından başa geçen Süleyman b. Abdulmelik, ona gösterdiği değerin ifadesi olarak onu danışmanları arasına aldı.

Halifeliği

Süleyman b. Abdulmelik’in, Eyüp adında bir oğlu vardı ve onu veliaht tayin etmişti. Ancak babası hayattayken vefat etmesi üzerine Reca b. Hayve (ö.112/730) ile meseleyi istişare etti. Reca ona şöyle dedi: “Müslümanların başına salih bir adamı getirirsen, bu hem sana mezarında fayda verir hem de ahiret hayatında sana şefaatçi olacak bir davranış olur.”

Bunun üzerine Halife “Bu kim olabilir?” diye sordu. Reca bin Hayve “Ömer bin Abdulaziz” karşılığını verdi. Bu görüşü kabul eden Süleyman b. Abdulmelik, onu kendisinden sonra veliaht tayin etti.

Ömer b. Abdulazizz, 99/717 senesinde cuma günü Dâbık’ta Emevîler’in sekizinci halifesi oldu. Minbere çıkarak şu sözleri söyledi: “Ey insanlar! Kim bizim yanımızda yer alırsa beş şey için bulunsun;

  1. Bize ulaşamayan birisinin ihtiyacını ulaştırmak
  2. Yanlış yaptığımız zaman doğruyu göstermek
  3. Yüklendiği zaman emaneti yerine getirmek
  4. İyilik konusunda yardım etmek
  5. Kendisini ilgilendirmeyen hususların peşinden gitmemek.
  6. Kim böyle olursa gelsin, aksi hâlde bize yaklaşmasın.”[4]

Yeni halife yaptıklarıyla kendinden sonrakilere çok güzel bir örneklik bıraktı. İlk olarak halka kendisinden önceki raşid halifelerden aldığı şu nebevi çizgiyi hatırlattı: “Ey insanlar! Allah’a itaat edene itaat etmek gerekir. Allah’a isyan edene itaat edilmez. Allah’a itaat ettiğim müddetçe, bana itaat ediniz. Allah’a isyan ettiğim anda bana itaat etmeyiniz.”

Ardından âlim ve fakihlerden oluşan bir istişare heyeti kurdu. Âlimlerden biri ona yöneticilere ışık tutacak şu çok önemli nasihatleri yaptı: “Ey Halife! Yarın kıyamet günü kurtulmak istersen; Müslümanların yaşlılarını baban, gençlerini kardeşin ve küçüklerini evladın bil! O zaman bütün Müslümanlara kendi evindeki anne-baba, kardeş ve evladın gibi muamele etmiş olursun…”

Devlet için lüzumsuz harcama olarak gördüğü saray atlarını sattı ve elde ettiği parayı beytülmala (devlet hazinesin) kattı. Hanımı Fatıma’nın sahip olduğu mücevher ve takıları da devlet hazinesine iade etti. Ömer b. Abdulaziz’in vefatının ardından kayınbiraderi Yezid, eşi Fatıma’ya: “Ömer sana haksızlık etti” diyerek bu takıları iade etmek istedi fakat o “Asla, ben hayattayken ona itaat edip de vefatından sonra isyan etmem” dedi ve bundan kaçındı.[5]

Devlet içerisinde yaşanan sorunların giderilmesi yoluna gitti. “Kim, sadece zulümle ıslah ederse o ıslah edemez. Vallahi insanları, dinimi helak ederek ıslah etmem.”[6] diyerek, halka zulmeden ve haksız kazanç elde ettiği tespit edilen valileri görevden aldı ve yerlerine yeni kişiler atadı.

Diğer yöneticiler halktan aldıkları haksız vergiler ile halkı zor duruma düşürmüş, o ise bu zor durumdan kurtarma adına halkı karşı adaleti gereği haksız vergileri kaldırarak zorlaştıran değil kolaylık sağlayan bir kimse olmuştur.

Hariciler, Ömer b. Abdulaziz’in davranışlarını ve haksız bir şekilde alınan malları iade ettiğini öğrendikleri zaman “Bizim onunla savaşmamız doğru olmaz” demişlerdir.

Adaletli yönetim anlayışının gerekliliğini bir valisine yazdığı mektupta açık bir şekilde şöyle dile getirdi: “Orayı adaletle sağlamlaştırın.” Diğer bir valisine şu sözleri yazar “İnsanlar karşısında gücün seni onlara zulmetmeye çağırırsa Allah’ın gücünü hatırla…”[7]

Onun bir valiyi atamasından sonra ona söylediği şu sözlere kulak verelim: Meymun b. Mihrân dedi ki: “Ömer beni vali olarak atadı ve ‘Eğer sana doğruya uymayan bir yazım gelirse onu duvara çarp’ dedi.”[8]

Halka, atadığı valiler hakkında şu sözleri söyledi: “Size valiler atadım ve onlara sadece sizin hayrınıza olan şeyler söyledim. Kim, validen bir haksızlık görürse onunla ilgilenmek benim görevimdir…”[9]

Onun yönetim anlayışını bir valisine yazdığı şu sözler özetlemektedir: “Yönettiğin insanları çocukların yerine koy. Onların büyüklerine saygı göster, küçüklerine merhamet et, yetişkinlerine de değer ver.”[10]

Bir valiyi görevlendirirken, idarecilerin dikkat etmesi gereken iki temel hususa dikkat çekmiştir: “Ellerini Müslümanların kanından, mideni malından uzak tut.”

Bir gün valilerinden birine idareciler için önemli nasihatler içeren şu mektubu yazar:

“… Yönetim ve iktidarla sınanan kimse, gerçekten büyük bir imtihana tâbi tutulmuş demektir. Allah azze ve celle afiyet ve yardımından bizi mahrum etmesin. Ben, seni gizli ve açık bütün hallerinde Allah’ın kurtuluş ve selamete erdireceğini ümit ettiğin konumda durmaya çağırıyorum.

Geçmişte yapmış olduğun yanlışlarını düşünüp hatırla ve başkası senin bu hatalarını düzeltmeye kalkışmadan önce sen onları düzeltip telafi etmeye çalış. Bunu yaparken insanların sözlerine kulak asma…

Allah’ın seni başlarına idareci yaptığı insanların küçük-büyük her tür kusur ve hatalarını örtüp gizle. Muhabbet ve öfke anlarında onlara karşı davranışlarında kendini frenle, tut…”

Adaletli yönetimi ve halkın ona olan memnuniyetinin bir göstergesi olarak bir valisinden şöyle bir mektup alır: “Zimmilerden[11] bir topluluk, cizyeden korktukları için İslam’a sığındılar. Müminlerin emiri bu konudaki görüşünü bana yazsın?”

Mektuba şu cevabı yazar: “Allahu Teâlâ, Peygamberini davetçi olarak gönderdi, vergi toplayıcısı olarak değil. Kim Müslümanların arasına katılmışsa, Müslümanların lehine olan onun da lehine, aleyhine olan onun da aleyhinedir. Duruma bak! Zimmilerden kim Müslüman olduğunu söylüyorsa, sünnet olmuşsa ve Kur’an’dan sureler okuyorsa ondan cizye alma. Yüce Allah, cizyeyi ancak haddi aşarak İslam’dan yüz çevirenler için kılmıştır. Senden önceki zimmilerin durumuna bak; yaşlananlara ve güçten düşenlere beytülmalden yardım et.”[12]

Ömer b. Abdulaziz’in zimmilere olan adaletli tutumu nedeniyle Horasan’da 4000 zimmi aynı zamanda Müslüman olmuştur.[13]

Afrika’da yaşayan Berberîlere de mektuplar yazarak onları Müslüman olmaya davet etti ve onlar İslam dinine girerek, gruplar hâlinde Müslüman oldu.

Halka “Bize ailelerinizin kişi sayısını bildiriniz ki onlara haklarını verelim. Vefat edenlerinizin de isimlerini bildiriniz ki maaşlarını varislerine verelim.”[14] diyerek, örnek bir sosyal devlet başkanı olduğunu göstermiştir.

Ömer b. Abdulaziz’in ekonomik uygulaması sayesinde İslam devletinin her yerinde refah seviyesi yükselmiş, uyguladığı âdil siyaset ile fakir zümre ortadan kalkmış, toplanan zekâtların dağıtılması için memurlar zorluk çekmeye başlamıştı. Çünkü zekâta ihtiyacı olan kimse bulunamıyordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in zekât verecek kimseler bulamayacaksınız[15] hadisinin gerçekleştiği bir dönem oldu.

Bu konuda Yahya bin Said’ten şöyle bir rivayet nakledilmektedir: “Ben Afrika bölgesinin zekât memuru idim. Zekâtları topluyor fakat dağıtacak ihtiyaç sahibi kimse bulamıyordum. Ömer’in uygulaması insanları zengin yapmıştı. Ben bu paralarla köle satın alıp azat ediyordum.”

Ömer b. Abdulaziz çarşı pazarlara memurlar göndererek şöyle bağırmalarını emrederdi: “Ey borçlular! Ey evlenmek isteyen gençler! Ey yetimler! Ey fakir ve muhtaçlar! Neredesiniz, geliniz! Nasibinizi alınız.” [16]

Hanımı Fatıma’ya onu anlatmasını istediklerinde şu sözleri söyler: “Anlatayım ancak o hayatta olsaydı anlatmazdım. Ömer kendini ve bedenini insanlara ayırmıştı. Gün boyu onların işleri için oturur, gün bitmedikçe bırakmazdı…”[17]

İnsanlar onun hakkında şöyle konuşmaya başladılar: “Kapısını çalmaya gerek duymadığımız ilk Emevi halifesi bu. Hakkımız olan her şey, biz evimizdeyken ayağımıza geliyor. Uğrunda kellelerin kesileceği, elde edilmesi zor ve tehlikeli hiçbir hak ve alacağımız onda kalmadı.”

Onun yönetimi süresince yaptığı bazı uygulamalar şunlardır:

– Her bölgeye maaşlı öğretmen göndermek, eğitim-öğretimin yayılmasını sağlamak

– İlimle uğraşıp geçimini sağlayamayan âlimlerin maaşa bağlaması ve onların İslam’a davet/tebliğ çalışması yapmaları için taşra yerlere yönlendirmesi

– Yeni Müslüman olanlara dini öğretecek kişiler yollaması

– Hanlar yapılıp buralarda yolcuların konaklamasını sağlama

– Fakirlerin yiyip içmeleri ve barınmaları için dâru’t-taam (aşevi) tesis ettirmesi

– Fakirlerin tespit edilip düzenli maaşa bağlanması

– Yetim ve kimsesizlerin haklarını korumaya yönelik düzenlemeler

– Her ay düzenli ailelere ödenen doğumdan itibaren verilen çocuk yardımları

– Dullar için yapılan yardımlar

– Engelli ve müzmin/kronik hastalara yapılan yardımlar

– Hastalar için hasta bakıcı tayin edilmesi

– Görme engelliler için kılavuz tayin edilmesi gibi.

Ömer b. Abdulaziz, tarihte eşine az rastlanır sosyal hizmet uygulamalarını hayata geçirmiştir.[18]

Vefatı

Onun halife olmadan önceki hali ile halife olmasından sonraki halini onu tanıyanlardan biri şöyle aktarır: “Ömer’i Medine’de gördüğümde insanların en iyi giyineni, en güzel koku sürüneni ve en gösterişli yürüyeniydi. Sonra onu halife olduktan sonra gördüm. Münzevi kişiler gibi yürüyordu. Kim sana yürüyüş şeklinin değişmeyeceğini söylerse, Ömer b. Abdulaziz’den sonra artık ona inanma.”

Vefatı öncesinde bile bizlere çok şey öğreten bir idareci olan Ömer b. Abdulaziz’in yanına gelen kayınbiraderi Mesleme b. Abdülmelik, gömleğin kirlenmiş olduğunu görür. Kız kardeşine onu yıkamasını söylediğinde şu cevabı alır: “Vallahi kardeşimin bir ikinci gömleği yoktur ki onu giydirip bunu yıkayayım.”

2 yıl 6 ay içerisinde yaptıklarıyla “II. Ömer” ve “beşinci raşid halife” olarak anılmaya layık olarak görülen Ömer b. Abdulazizz, 40 yaşında (h.101/m.720) bir görüşe göre yakalandığı verem hastalığından diğer görüşe göre ise hizmetçisi tarafından zehirletilerek vefat etti. Mezarı “Deyrü Sem’ân” adı verilen Humus bölgesinde bulunmaktadır.

Süfyan-ı Sevri ve İmam Şafiî gibi alimler halifeleri sayarken şöyle demiştir: “Halifeler beştir: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali… ve Ömer bin Abdulaziz.”

Hasan-ı Basri vefat haberini aldığında şöyle der: “İnsanların en hayırlısı vefat etti.”

“…Bu asırda insanlığın, Ömer b. Abdulaziz gibi bir insana olan ihtiyacından daha çok hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Fakat ne yazık ki asırlar geçmiş, nesiler birbirini kovalamış, Ömer bin Abdulaziz’in bir benzeri çıkmamıştır. Ve tarih, mersiyesini okumaya devam etmektedir. 

Onun gibisini getireceğine yemin etmiştin ey zaman,

Yeminini bozdun ve değişik oldun ey zaman…”[19] 

“Haydi, ey Abdulaziz’in oğlu! Öne çık, korkma…

Öne çık! Öne çık ki dünya İslam’ın nasıl bir insan dünyaya getirdiğini ve onu nasıl eğitip yetiştirdiğini görsün…

Ey müminlerin emiri! Bugün öne çık da bize yamalarını ve eski elbiselerini göster.

Bize ellerinle yıkayıp da giyecek ikinci bir gömleğin olmadığı için evinin bir köşesinde oturup, kurumasını beklediğin gömleğini göster…

Ey müminlerin halifesi! Bize, kendine taht yaptığın hasırı göster! Bize insanların ziyaretine geldikleri evini göster. Hani bir seferinde bir kadın, devlet hazinesinden kendisine yapılan maaşın arttırılması isteğiyle senin evine gelmişti de evini görünce acıyla yüzünü ekşiterek şöyle demişti: “Kendi evimi bakımlı yapmayı, bakımsızlıktan yıkılıp dökülen bu evden nasıl umarım?”

Allah, hanımın Fatıma’ya selamımızı ulaştırsın. O, bunu söyleyen o kadına şu cevabı verirken ne kadar da doğru söylemişti: “Bu ev, senin gibilerinin evleri bakımlı olsun diye viran haldedir…”

Öne çık… Ey müminlerin emiri! Senin övülmekten ve methedilmekten hoşlanmadığını unuttuğum ve seni övüp methettiğim için bir kere daha özür diliyorum. Bunu bir daha tekrarlamama sözü vermiştim. Ancak elimde değil… Aynı şekilde büyüklük ve yüceliğin karşısında şaşkına dönmüş olan dünyanın da elinde değil.

Senin gerçekleştirdiğin mucizeler karşısında kim sessiz ve tepkisiz kalabilir…? Kim…? Kim…? Ey müminlerin emiri…![20]

 

[1]. Halid Muhammed Halid, Ömer bin Abdulaziz, Beka Yayınları, s.

[2]. Hilmizâde İbrahim Rıfat, Ömer b. Abdülazîz Yahut Hükümdar Böyle Olmalı, Sadeleştirme: Mevlüt Poyraz, Akademik-Us, c.3, s.102.

[3]. İbnul Esir, el-Kâmil, c. IV, s.283.

[4]. Belâzurî, Ensâbi’l-Eşrâf, 8/127.

[5]. İbnul Esîr, age, 4/98;

[6]. İbni Abdulhakem, Sîretu Ömer b. Abdulazîz, 75.

[7]. Zehebî, Siyeru Alâmin Nubelâ, 5/131.

[8]. İsfahânî, Selefi Salihinin Hayatı, s.858.

[9]. İbnul Cevzî, el-Muntazam, 7/42.

[10]. Belazurî, Age, 8/139.

[11]. Zimmi: “Kendisine güvence verilen, koruma altına alınan kişi” demektir. İslam ülkesinde (Darulislam) vatandaş olarak Müslümanlarla beraber yaşayan başka din mensuplarına verilen isim. (Mustafa Fayda, TDV İslam Ansiklopedisi, “Zimmi” mad., c.44, s.438-440.)

[12]. Belâzurî, Age, 8/146-147.

[13]. İbn Sa’d, Tabakât, VII, 375.

[14]. İbn Sa’d, Age, VII, 339-340.

[15]. Müslim, “Zekât”, 59.

[16]. İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihaye, IX, 200

[17]. İbnul Cevzî, Siretü ve Menakibu Ömer b. Abdulaziz, s.223-224.

[18]. Yılmaz Çelik, Emevî Halifesi Ömer b. Abdulaziz’in Sosyal Hizmet Uygulamaları, AİBÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, Güz 2019, c:7, Sayı:14, 7:616-636.

[19]. Ebu Hasen en-Nedvî, İslam Önderleri Tarihi, c.?, s.94-95

[20]. Halid, a.g.e

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir