ABDULLAH B. ZÜBEYİR (622-693)

Abdullah b. Zübeyr radıyallahu anhuma, yaklaşık on yıl boyunca İslam dünyasının yarıya yakın bir kısmında halifelik yaptı. Biat aldığı bölgelere valiler tayin etti, kendi adına hutbe okuttu.
Abdullah b. Zübeyir, hicretten sonra Medine’ne dünyaya gelen ilk çocuktur (622). Babası sahabenin önde gelenlerinden, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in havarisi” lakaplı Zübeyir b. Avvam, annesi ise Hz. Ebubekir’in kızı Esma’dır.
İyi bir savaşçı olan babasından aldığı eğitimle hicri 5. yılda Hendek Gazvesi’ne katılan Abdullah; Suriye, Mısır ve Afrika’nın fethine ve Yermük Savaşı gibi önemli olaylara da babasıyla birlikte katılmıştır. Özellikle Afrika fetihlerinde Afrika Genel Valisi Gregorius’u öldürerek Müslümanların galip gelmesinde önemli bir rol oynadı.
Savaşlardaki cesareti yanında ilmi ve ibadetiyle öne çıkan Abdullah, namaza olan düşkünlüğü nedeniyle “Mescid Güvercini (hamâmetü’l-mescid)” olarak anılırdı. Haccac’ın kendisini Harem’de muhasara ettiği günlerde dahi kalkıp namaza durduğu, mancınıktan atılan taşların önüne ve arkasına düştüğü halde asla namazını bozmadığı rivayet edilir.
Saltanat ve Saltanata Tepkiler
Hz. Muaviye’nin oğlu Yezid’i ardından halife olarak ilan etmesi üzerine İslam tarihinde hilafet yerine asırlarca süren saltanatın ilk hadisesi yaşandı. Böylece Yezid, saltanatla başa geçen ilk kişi oldu. (h.60)
Hilafetten saltanata geçiş, tepkilerin meydana gelmesine sebebiyet verdi. Bu tepkiler, saltanat sahibine beyat etmemekle oldu. Yezid, zorla da olsa beyat etmeyenlerin beyat vermelerine dair valilerine mektuplar yazdırdı.
Medine’de Yezid’e yönelik tepkiler üzerine Yezid tarafından Medine’ye ordu gönderildi. Tepkilerin azaltılması yönünde Yezid tarafından gelen teklifler reddedilince, Medine’nin kuzeydoğusunda bulunan Harre’de gerçekleşmesine nisbetle ‘Harre Olayı’ olarak bilinen savaş meydana geldi. Bu savaş, kısa ve çok kanlı oldu. Tarihte ismi anıldığında acı veren bu savaşta, Medineli bazı sahabe ve onların çocukları bu muharebede şehit oldu. Medine –bir zamanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ayaklarını bastığı belde- üç gün süreyle yağmalandı.
Tepkilerin bir diğer merkezi Mekke idi ve burada ismi öne çıkan kişi Abdullah b. Zübeyir idi.
Yezid, bir ordu göndererek Mekke’yi kuşattırdı. Yaklaşık 64 gün süren bu kuşatmada Kabe’de ciddi hasar meydana geldi. Kuşatma sırasında Yezid’in ölmesi üzerine kuşatma kaldırıldı. (h.64/683)
3 yıl kaldığı saltanatta yaptıklarıyla çokça gündeme gelen Yezid, ardından oğlu Muaviye’yi (II. Muaviye) saltanata veliaht seçerek vefat etti. Takvalı kişiliğiyle öne çıkan Muaviye b. Yezid (ö.64/683), yaklaşık kırk gün kaldığı saltanatı terk ederek bu hakkından feragat etti.
Abdullah B. Zübeyir ve Hilafeti
Oluşan otorite boşluğunda Abdullah b. Zübeyir halifeliğini ilan etti. (h.64/683) Mekke’de hilafet ilan eden Abdullah b. Zübeyir’e Mekke’de ilk biat gerçekleştikten sonra Arap Yarımadası, Afrika ve Horasan’dan geniş bir coğrafyada da ona biat edildi. Bu durum onun insanlar tarafından sevilen ve hilafete layık bir kimse olduğunun açık bir göstergesidir.
Haricilerin Basra ve çevresinde çıkarttıkları isyanlar da bastırıldı. Haricilere karşı alınan zaferler, İbni Zübeyir’in otoritesini güçlendirdi. (686)
Hilafeti döneminde bir çok sorunla mücadele etme durumunda kalan İbni Zübeyir’e, Hz. Hüseyin’in öcünün alınmasının arkasına sığınarak, etrafına insanları toplayan hatta İbni Zübeyir’in Musul valisini de yanına çekmeyi başaran Muhtar es-Sakafi isyan etti. İbni Zübeyir, Sakafi isyanını bastırmak üzere kardeşi Musab’ı gönderdi. Musab, bu isyanı bastırdı ve Muhtar es-Sakafi öldürüldü. (687)
Abdullah bin Zübeyr’in hilafet günleri istikrarsızlık ve sürekli bir karışıklıklar dönemi oldu. Vilayetten vilayete değişiyor idiyse de genelde durum böyleydi.
Hilafeti döneminde en çok uğraştıran mevzu ise Ürdün’de hilafetini ilan eden Mervan b. Hakem oldu. Böylece tam birlik sağlandı derken, tekrar ikili idare doğdu.
Mısır ve Suriye’yi idaresine alan Mervan, Abdullah b. Zübeyir’in ordusunun bir kısmını Muhtar es-Sakafi ve Haricilerle mücadele etmek için buraya aktarması ile ordunun gücünü bu bölgede harcaması, Mervan için ilerlemede büyük fırsat oldu. Bu fırsattan istifade ederek idaresini genişletti.
Mervan’ın ilerleyişini anlatan kaynaklar, bunun sebebini Abdullah b. Zübeyir’in ordusunda yer alan bir kısmı Iraklı olan askerlerin savaştan geri durmalarına ve iradelerindeki zayıflığına bağlamaktadır. Nitekim kardeşi Musab’ın kendisini terkeden Iraklı askerlere rağmen az bir kuvvetle mücadele ederek şehit olduğu haberi kendisine geldiğinde şöyle demiştir: “İki yüzlü Iraklılar! Küçük bir dünya malına karşılık, onu düşmana teslim ettiler.”
Mervan, on ay sonra yönetimi oğlu Abdulmelik’e bırakarak tekrar saltanatı dirilten bir adım attı.
Abdullah b. Zübeyir’in Mervan ile yaptığı mücadeleler, Mervan’ın oğlu Abdulmelik döneminde sürdü. Basra ve Kûfe gibi bölgelerde aldığı mağlubiyetler, Abdulmelik’in idare sahasını genişletti.
Art arda alınan mağlubiyetler sonucu İbni Zübeyir’in hilafet sınırları sadece Hicaz ile sınırlı kaldı.
Mekke Kuşatması
Abdulmelik b. Mervan, yöneticiliği döneminde büyük fitnelere sebep oldu. Onun en büyük fitnelerinden biri de Abdullah’a son darbeyi vurmayı planlayarak valisi meşhur zalim Haccac b. Yusuf komutasındaki orduyu Abdullah b. Zübeyir’le savaşmak üzere Mekke’ye göndermesi oldu. (692)

Mekke’yi kuşatan bu ordu, Ebrehe’den korunan Kabe’yi mancınığa tuttu. Mancınıklardan atılan taşlarla Kabe’de büyük tahribat gerçekleşti.
Altı ay süren bu kuşatmada Mekke’de kıtlık meydana geldi. Bunun üzerine Haccac, teslim olanlara eman vereceğini söyledi. Taraftarlarından çoğu onun eman vermesine inanarak İbn Zübeyir’i yalnız bıraktı. Abdullah bin Zübeyir ise azalan ordusu ile mücadelesine kahramanca devam etti.
Şehid Edilişi
Bir ara âmâ olan 90’lı yaşlardaki annesi Esma’yı ziyaret edip, duasını almak ve helalleşmek kastı ile huzuruna girdiğinde annesi ile arasında şöyle bir diyalog geçti:
“Oğlum! Ben senin ya zafere kavuşup Müslümanları kurtardığını yahut da inandığın davada şehit olduğunu işitmek istiyorum! Sen hak yolunda şehid olmalısın yahut da davanı zafere ulaştırıncaya kadar devam etmelisin. Allah katında bir mücahid annesi olmakla iftihar etmeliyim…
Oğlum! Senin için düşünülecek tek nokta vardır: ‘Sen hakta mısın bâtılda mısın? Mühim olan budur! Hakka hizmet ettiğine inanıyorsan, tereddüt ve vesveseleri bir tarafa iterek bütün himmetinle (gayretinle) yoluna devam et. Eğer şimdiye kadar olan mücadelende dünyayı kastetmiş isen senden fena bir evlât, benden de bedbaht bir anne yok demektir. O takdirde hem kendini hem de seninle çarpışan bunca şehitleri heder etmişsin (boşa öldürtmüşsün) demektir.”
Devamla oğluna şöyle dedi: “Eğer arkadaşların çekildiği için sana da davadan vazgeçip teslim olma fikri geliyorsa, şunu iyi bil ki Ebu Bekir’in kızı böyle düşünen bir Müslüman gencin annesi olmakla utanır ve bir mücahide de bu fikri yakıştırmaz…”
Abdullah: “Anneciğim! Beni yakaladıktan sonra müsleyapacaklar” demesi üzerine Hz. Esma, oğluna şu tarihi nasihatleri verdi: “Evladım! Kesilen koyun asılmakla, soyulmakla ızdırap duymaz. İzzetle mücadele ederek mâruz kalacağın kılıç darbesi, zilletle yaşamak için maruz kalacağın bir kamçı darbesinden daha hayırlıdır. Sakın ölümden korkup da sana zillet verecek bir şekle razı olma!”
Abdullah, annesinin sözlerine olduğu gibi itaat edip şehit oluncaya kadar mücadele edeceğine söz vererek, vedalaşmak üzere âmâ annesini kucaklaştı.
O gün Haccac askerlerine karşı ş savaştı ve mücadelesini sürdüğü bir sırada 72 yaşında şehit oldu. (h.73/692-3)
Abdullah b. Zübeyr, yaklaşık on yıl boyunca İslam dünyasının yarıya yakın bir kısmında halifelik yaptı. Biat aldığı bölgelere valiler tayin etti, kendi adına hutbe okuttu.
Şehidin Annesinin Metaneti
Bir gün annesi Esma’nın yanına gelen Haccac: “Abdullah’ı nasıl mağlup ettim, gördünüz mü?” diye istihza yollu (alaylı) bir sual sorması üzerine Esma: “Hayır! Vallahi mağlup olan o değil, sensin. Sen onun dünyasını kaybettirdin, o da senin ahiretini. Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den Sakîf kabilesinden iki şerîr (çok kötü) adamın çıkacağını işitmiştim. Yalancı olanın Muhtar es-Sakafi olduğunu gördük. Müfsid (fesatçı) olanın da sen olduğundan artık şüphem kalmadı” dedi.
Abdullah b. Zübeyir ise kaçma fırsatı varken kaçmadı ve savaşarak bu muhasarada şehit edildi. Onun şehit edilmesinin ardından Abdullah’a beyat eden bölgelerde oluşan otorite boşluğu üzerine Mervan, bölgedeki halktan beyat aldı ve Müslümanları tek bir idarede topladı.
Abdullah b. Zübeyir’in şehit edilişi hakkında İbni Hazm rahimehullah şöyle demektedir: “Onun ölümü İslam toplumunda meydana gelen musibet ve yıkımlardan biridir.”


Yıldız, Hakkı Dursun. TDV İslâm Ansiklopedisi “Abdullah b. Zübeyir” mad., c.1, s.145-146.
Şakir, Mahmud. Hz. Âdem’den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları, 3/394-395.